1106. Cumartesi Anneleri Toplantısı gerçekleştirildi

27 Mayıs 1995’ten bu yana her cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemleri düzenleyerek gözaltında kaybolan yakınlarını ve çocuklarını arayan ve Cumartesi Annelerinin 1106.Toplantısı 06 Haziran 2026 Cumartesi günü gerçekleştirildi.
32 yıldır hakikatin inkâr edildiği ve faillerin cezasızlıkla korunduğu Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay dosyasını kamuoyu ile paylaşılarak “Gözaltında kaybetmeler yalnızca bireysel suçlar değildir. Bu suçlar, devlet gücü kullanılarak işlenmiş, cezasızlık politikalarıyla sürdürülmüştür. Bu nedenle adalet talebimiz yalnızca kaybetme suçuna karışan kişilerin yargılanmasıyla sınırlı değildir. Biz, aynı zamanda devletin, gözaltında kaybetmelerdeki sorumluluğunu kabul etmesini, kaybetme suçunun işlenmesini mümkün kılan yapıların açığa çıkarılmasını ve hakikatin ortaya konulmasını da talep ediyoruz” denildi.
Halkların Demokratik Partisi eski eş genel başkanı, TBMM 23, 24. dönem Iğdır; 25, 26 ve 27. Dönem İstanbul milletvekili olan ve katledilen Savaş Buldan’ın da eşi olan Pervin Buldan’ında katıldığı Cumartesi Annelerinin 1106.Toplantısında Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi ve Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon tarafından yapılan açıklamada “ İş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay İstanbul’da yaşıyordu. 3 Haziran 1994 günü sabaha karşı Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden birlikte ayrıldılar. Çok sayıda tanığın anlatımına göre, otelin önünde bekleyen araçlardan inen telsizli, çelik yelekli ve silahlı 7-8 kişi onları durdurdu. Üç iş insanını otelin duvarına yaslayarak üst araması yaptılar. Kendilerini polis olarak tanıtan bu kişiler, “İfadelerinizi alıp bırakacağız” diyerek Buldan, Yıldırım ve Karay’ı zorla araçlara bindirip götürdüler.
Olayın hemen ardından aileler savcılığa, emniyete, valiliğe ve hükümet yetkililerine başvurdu. Ancak yakınlarının gözaltına alındığı inkâr edildi.
4 Haziran 1994 akşamı Buldan, Yıldırım ve Karay’ın işkenceyle sorgulandıktan sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenleri Bolu’nun Yığılca ilçesine bağlı Taşlı Melen mevkiinde köylüler tarafından bulundu. Üzerlerinde kimliklerini doğrulayacak hiçbir belge, para ya da değerli eşya yoktu. Bulundukları yer, 90lı yıllarda kontrgerilla cinayetlerinde öldürülen kişilerin bedenlerinin bırakıldığı ve kamuoyunda “ölüm üçgeni” olarak bilinen bölgeydi.
Ailelerin bütün çabalarına rağmen Buldan, Yıldırım ve Karay dosyaları 19 yıl boyunca sürüncemede bırakıldı. Ailelerin ısrarlı başvuruları sonucunda 19 Aralık 2013 tarihinde yeni bir iddianame hazırlandı. Bu iddianame, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda Ankara JİTEM Davası olarak bilinen davaya dahil edildi.
Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, içinde Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın da bulunduğu bir “Kürt iş insanlarına yönelik ölüm listesi”ni mahkemeye sundu. Eymür, Buldan, Yıldırım ve Karay’ın infazlarının, Mehmet Ağar’ın yönettiği; Korkut Eken, İbrahim Şahin ve Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Emin Aslan’ın yer aldığı özel operasyonlar kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti.
Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın kimler tarafından gözaltına alındığı, işkenceyle sorgulandığı, öldürüldüğü ve bu suçların kimlerin talimatıyla işlendiğine ilişkin bilgiler devletin Susurluk Raporu’nda, Ergenekon iddianamesinin 228 numaralı ek klasöründe, Ankara JİTEM Davası iddianamesinde ve mahkeme tutanaklarında yer aldı. Ancak bütün bu bilgi ve belgelere rağmen, 13 Aralık 2019 tarihinde görülen karar duruşmasında Mehmet Ağar ve diğer tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, Nisan 2021’de yapılan istinaf başvurusu üzerine bu kararı bozdu ve dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. Ancak yerel mahkeme, 26 Mayıs 2023 tarihinde bir kez daha tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Yargıtay’a yapılan temyiz başvurusu da 15 Ekim 2024 tarihinde reddedildi ve beraat kararı onandı.
Böylece Buldan, Yıldırım ve Karay dosyası da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkûmiyetle, iç hukukta ise cezasızlıkla sonuçlanan davalar zincirindeki yerini aldı” denildi.






