Gündem

Seçilmiş CHP Lideri Özgür Özel, Nevşehir’de: Sarayın hesaplarını altüst edecek şey sizin birliğiniz…

Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Nevşehir’in Mustafapaşa beldesinde düzenlenen mitingde CHP’li belediyelerin haksız tartışmalarla sandıktan uzaklaştırılmak istendiğini belirterek, seçmenleri bölünmeden sandığa gitmeye çağırdı. Mustafapaşa Belediye Başkan Adayı Ömer Boz’a destek isteyen Özel, “Buradan sandığı elinizden alanlar, şimdi gelip oyu bize verin diyor. AKP sandık fikrinin partisi değil. AKP tek adamın partisi, her şeye birinin karar vermesinin partisi… Bir yanda bizim partiye verilen mutlak butlan kararı, bir yanda ‘Bunları butlanla böleyim ki tepede mutlak sultan kalayım’ diye hesap yapanların hesabı… Sarayın hesaplarını altüst edecek şey Mustafapaşa’nın hesabıdır. Sizin birlik ve beraberliğinizdir.” dedi.

CHP Lideri Özgür Özel, Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa’da yarın ki belde seçimleri öncesinde düzenlenen Halk Buluşması’na katıldı.

Buluşmada konuşan Özel, “Bugün buraya kalbi güzel, sözü güzel, insanı güzel, yöresi güzel Ürgüp’ümüzün, Mustafa Paşa’mızın, yiğit, mert, yüreğinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan güzel insanlarıyla buluşmaya geldim” dedi. Özel, şunları söyledi:

“Burada il başkanımız Bülent Bey’le, ilçe başkanımız Yasin kardeşimle birlikte bu seçimlerde, seçimin son gününde ‘Bakalım burada, Mustafa Paşa’da partiler nasıl gelecekler? Son mitingleri kimler yapacak?’ diye konuşuluyordu. Mustafa Paşa’ya geçtiğimiz haftalarda gelmek, burada sizlerle bir arada olmak hep aklımızdaydı. Maalesef iki hafta önce partimiz çok haksız, hukuksuz bir kararla bir tartışmanın içine çekilmek istedi. Sonra duydum ki, pek çok bölgede iddialı olduğumuz seçimlerde, üç beldede bir duygusal kırılma…

‘Ya sandığa gitsek, kazansak bu sefer Özgür Başkan, genel başkan değil, başka manaya mı gelir? Sandığa gitmesek mi?’ diyenler olmuş. Dedim ki: ‘Aman, aman, aman’. Dün sabah erkenden Trabzon’a, oradan Gümüşhane’ye, Tekke beldesine, oradan hep beraber Erzincan üzerinden kara yoluyla Çorum’a, orada Çorum’un beldelerine, oradan Amasya’ya, oradan kara yoluyla tekrar Çorum üzerinden buraya geldim. Yetiştim ve son söyleyeceğimi ilk söyleyeceğim: Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin evladıyım. Seçilmiş, yapılmış son dört seçimin mazbatalı genel başkanıyım. Son üç seçimde kullanılan oyların, geçerli oyların tamamını almışım. Partide doğmuşum, partide büyümüşüm, partinin seçilmiş genel başkanıyım ve size sormaya geldim: Beni seviyor musunuz? Partinizi seviyor musunuz? Beni seven, yarın sandığa gidecek, Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verecek.

“ÖMER BAŞKANIMIZI SİZE EMANET EYMEYE GELDİK”

Burada haksızlık yapanları, hukuksuzluk yapanları, sizi üzenleri sevindirecek bir iş yapmayacağız ve biz yarın sandık başına koşup Mustafapaşa’ya, ona hizmet edecek, onun beklentilerini karşılayacak bir belediye başkanı seçeceğiz. Bizim Mustafapaşa’da adayımız Ömer Boz, buranın yerli evladı, bizim Ürgüp Belediye meclis üyemiz. Ürgüp Belediye Başkanımızın burasıyla ilgili seçildikten sonra omuz omuza çalışacağı kişi ve biz Ali Ertuğrul Boz Başkanımla birlikte Ömer Başkanımızı size emanet etmeye geldik. Ömer Başkan dün çalışırken, koşarken düşmüş, kolunu incitmiş. Size hizmet heyecanıyla koşarken kolunu kolunu incitmiş. İnşallah yarın sizin vereceğiniz görevle birlikte çalışmaya başlayacak. Ben de sonuna kadar onun ve sizin destekçiniz olacağım.

Ömer Başkan, bir mali müşavir, iş insanı, belediye meclis üyemiz, belediyeciliği bilen, buranın sorunlarını bilen, çözmek için azmetmiş birisi. Biz de kendisine elimizden gelen katkıyı yapmaya karar verdik. Sordum ona: ‘Projelerinde ne yapacaksın? Mustafa Kemalpaşa’ya birlikte ne yapacağız?’ diye. Çalıştılar, sizlerle paylaştılar. Ben turizmin ve tarımın ana meselele olacağını, hem buraya referandumla bağlanan Ayvalı köyü için hem de Mustafapaşa için hem turizmde hem tarımda çok önemli işler yapacağını, bu konuda da kendisinin çok önemli yardımcıları olacağını biliyorum.

Ömer Başkan tüm sokakları yenileyecek, asfaltlar dökülecek, aydınlatmalar yenilenecek. Kooperatif sistemi ile 200 konut, 400 arsa üretilecek, yürüyüş ve bisiklet yolu Ayvalı-Mustafapaşa arasında yapılacak. Atatürk Tepesi Sosyal Tesisi, Mustafapaşa Kültür Merkezi ve amfitiyatroya, spor alanlarına, hayvan barınağına karışacak. Kadın kooperatifi yöresel ürünler için kurulacak ve tüm CHP’li belediyelerce desteklenecek. Güneş enerjisi yatırımları, Çarşı Meydanı projesi… Hepsini ilgili arkadaşlarla çalıştılar. İçme suyu kaynaklarının iyileştirilmesi, kaplıca tesislerinin bitirilmesi, üniversite ile iş birliği ile tarihi alanların turizme kazandırılması ve Ürgüp girişindeki asker mezarlarının hak edildiği gibi bir şehitliğe dönüştürülmesinin hepsini projelendirdiler. Bu işi yaparken buranın kaynağı bir yere kadar yetecek. geçtiğimiz günlerde buraya geldi, en önemli destekçiniz Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer olacak. Bunun Mustafapaşa’ya sözünü veriyoruz. Ayrıca bir omzunda Vahap Seçer’in eli varsa bu tarafında da Mansur Yavaş’ın eli olacak.

“BELDEYİ KAPATTILAR, O GÜNDEN BERİ DÖNÜP BURAYA BAKMADILAR”

Şimdi, burada benim ömrüm köylerde, beldelerde, ilçelerde konuşma yapmaktan geçti. Biz 2014 seçimlerinde ‘Yapmayın, etmeyin, beldelere kıymayın, beldeleri kapatmayın’ diye dil döktük. Zaten burayı da 2013’te nüfustan dolayı kapattılar. Bu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir numaralı takıntısı. Belde belediyelerinde takıntılıdır. Hem hizmet etmez hem çok bahane eder. ‘Küçük küçük belediyeler hepsi bilmem ne… Büyükşehir yapalım da şöyle yönetelim, böyle…’ Hepsi boş çıktı. Gelin, Manisa’da 64 belde belediyesi vardı, kapattılar. Beldeleri mahalle yaptılar, memnun olan Allah’ın kulu yok. Buralarda beldeleri nüfustan dolayı kapattılar ki niye kapanıyor, niye nüfus düşüyor? Hizmet yok, ilgi yok, buraya önem vermek yok. Nüfus 2000’in altına düşüyor, beldeyi kapattılar. Sonra o günden beri dönüp de buraya bakmadılar. Buraya kim baktı? Siz baktınız.

“BİZ MİLLETİN İSTEMEDİĞİNİN GİTMESİNİN PARTİSİYİZ”

Baktınız ki iş kötü, köy oldunuz. Millet ileri gider, köyler belde olur, beldeler ilçe olmak ister, ilçeler büyümek ister, yatırım ister. Baktınız köy yaptılar sizi. Harekete geçtiniz, hep beraber belde statüsünü geri almak için çalışmaya başladınız. AK Parti elinizden aldı sandığı. Belde belediye başkanı seçme imkanını siz geri getirdiniz. Şimdi bugün büyük bir gayretle Mustafapaşa sandığı getirmiş, Ayvalı referanduma gitmiş, buraya bağlanmış, sandığı getirmiş. Sizi bu duruma düşürenler şimdi ‘Yarınki sandıkta oyu tekrar bize verin’ diyor. Kapatan sizsiniz, burayı kapatan AK Parti’dir. Türkiye’de belde belediyelerini büyükşehirlerde mahalle yapan, büyükşehir olmayan illerde köy yapan AK Parti’dir. Buradan sandığı elinizden alan, belediyeyi elinizden alan, belediye başkanını elinizden alan AK Parti’dir. Siz geri getiriyorsunuz, yarın gelip ‘Oyu bize verin, bizim dediğimizi seçin’ diyorlar. Sandık çok önemli bir şey. Sandık demek, demokrasi demek, patronun oradakiler olması demek. Buradakilerin yüzünü size dönerse devam etmesi, sırtını dönerse sizin tarafınızdan gönderilmesi demek. AK Parti sandık fikrinin partisi değil, AK Parti tek adamın partisi, her şeye birinin karar vermesinin partisi. Ama biz Cumhuriyet’in, demokrasinin, seçimin, millet kimi seçiyorsa onun hizmet etmesinin, milletin istemediğinin gitmesinin partisiyiz.

ÖZEL’DEN MUSTAFAPAŞALILARA “SANDIK” ÇAĞRISI

Milliyetçi Hareket Partili, AK Partili, başka partilerden olan ve yarın ‘AK Parti mi kazanacak yoksa Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Ömer Boz mu kazanacak?’ diye düşünenlere şunu söylüyorum: Bakın sandık yoktu, kapandı. 2013’ten beri buraya ne yapıldı? Bakın, sandık gelmeden Ayvalı’yla Mustafpaşa arasına asfalt gelmiş. Asfaltı döken AK Parti mi yoksa asfaltı döken, sandığı getiren sizler misiniz? Burada belde seçimi olmasa asfalt dökülür mü? Belde seçimi olmasa buraya gelip bakanlar konuşma yapar mı?

Şimdi ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ diyorlar ya. Gerçekten Türkiye’de emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Emekli, emekçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan kimsenin karnı doymaz. Gençler umudunu geri kazanmadan hiçbir şey başarılmaz. Onun için en doğru slogan, cumhuriyetin ikinci yüzyılının en doğru sloganı: ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’. Yarın ayrı ayrı gidersek sandığa, yani sosyal demokratlar ayrı, muhafazakar demokratlar ayrı, milliyetçi demokratlar ayrı giderse yarın bu sandığı kaldıran, beldeyi kapatan Adalet ve Kalkınma Partisi geriye gelir. Sonra birinci hedefi yine bu belediyeyi kapatmak olur. Onun için ben herkesi yarın sandıkta bir araya gelmeye, sandığa sahip çıkmaya, adayımıza sahip çıkmaya ve yarın emaneti Cumhuriyet Halk Partisi’ne teslim etmeye davet ediyorum. Ben de ondan sonra Ömer Boz’u emanetiniz olarak görüp arkasında duracağıma söz veriyorum.

ÖZEL’DEN AKIN GÜRLEK’E: BİZ SANDIKTAN YANAYIZ

Burada, Mustafapaşalılar ‘Bu son günde nasıl olacak?’ derken buraya bakanlar gelmiş, mütevazı kalabalıklara konuşmuşken biz buraya gelmişiz ve partimizin miting saatinde miting alanını tıklım basa doldurmuşuz. Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık hepinizin.
Ayrıca buraya gelen, göreve geldikten sonra Nevşehirli olduğunu hatırlayan kendince ve birtakım şeyler söyleyen bakana sadece şunu söylüyorum: Biz demokrasi ve sandıktan yana insanlarız. Millete sorarız, millet kimi seçerse baş tacı yaparız. Bugüne kadar milletin seçtiği bir belediye başkanına ‘Bizim partili değil’ diye hiçbir zaman kem gözle bakmadık. Diyorlar: ‘AK Parti’den 550 belediyeye soruşturma var, CHP’den 300’ ama AK Parti’den bir kişinin kapısına sabah giden yok, alıp götüren yok, gözaltı yok, tutuklama yok, ailesine zulüm yok ama CHP’den başta Ekrem İmamoğlu, herkese saldırıyor. Sen bu memlekete seçim için sandık için ne yüzle geldin? Seçilmiş belediye başkanlarına hakaret eden, iftira eden, onları görevinden uzaklaştıran demokrasi düşmanı… Hadi, hadi oradan.

“SARAY’I ALTÜST EDECEK ŞEY SİZİN BİRLİĞİNİZ”

Bir de biz geliyoruz buraya, bana diyorlar ki şu parti, biraz önce Demokrat Parti’nin Genel Başkanı, yakışıklı oğlu ve güzel kızıyla sarıldık, bir arada. Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, MHP ve AKP bize fark etmez. Ben AK Parti’nin, burada sordum, seçim bürosu yokmuş. Seçim bürosuna gidiyorum, başarılar diliyorum, helallik istiyorum. Efendim Kıbrıs’tan vekilimiz var, sormam ‘Hangi partiden, nedir?’ diye. Kim varsa bu demokraside eğer kendi memleketinde bir şeyde birleşirse sarılırız, birlikte oluruz. Kem gözlere, ayrı tutanlara, ayrıştıranlara, düşmanlaştıranlara inat biz, savaşları birlikte kazanmış Türk milletinin birbirinden ayrılmayın evlatlarıyız. O yüzden bir yanda bizim partiye verilen mutlak butlan kararı, bir yanda ‘Bunları butlanla böleyim ki tepede mutlak sultan kalayım’ diye hesap yapanların hesabı. Ama bu hesapların hepsinin altüst edecek bir hesap var. O da şudur: Bizim birbirimize olan güvenimiz, sevgimiz ve dün 6-7 şehirde, sonra dönüp gelip bugün Çorum’da, burada ve yolundan geçtiğimiz her yerdeki bu büyük dayanışmadır. Sarayın hesaplarını altüst edecek şey Mustafapaşa’nın hesabıdır. Sizin birlik ve beraberliğinizdir.

“ÖFKEYİ MÜCADELEYE ÇEVİRMEK LAZIM”

Öfkenizi anlıyorum, kızgınlığınızı anlıyorum ama öfkeyi ve kızgınlığı bir enerjiye, bir mücadeleye çevirmek lazım. Onun için ben AK Parti’nin yargı kollarının kararıyla partiye butlan atandığında, içeriye polis girdiğinde, partiyi savunduk, polisimize dokunmadık. Yaka paça dışarıya atıldık ama ardından çıktık ve bir yürüyüşe başladık. Atatürk’ün iki büyük eserinden birisinin binasından çıktık ama öbürüne, Cumhuriyet’in kalbine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüdük. Ertesi gün 100 binler olduk, Anıtkabir’e yürüdük. Bu yürüyüş, partimizdeki yürüyüş, adalet içindir, partide sandığı getirmek içindir ama esas yürüyüş, Türkiye’de sandığı getirmek ve Türkiye’yi kurtarmak içindir. Bu büyük yürüyüşe katılmaya var mısınız? Yeni mücadelenin parolası yürüyüştür. Pusulası millettir. Rotası 86 milyondur. Artık mesele birilerinin kendi hesaplarına, gençlerin geleceğini kurban etmek değil, milletin hesabı için gençlerin hesabı için gerekirse kendimizi kurban etmektir. Ben arkadaşlarımla birlikte gerekirse baş vereceğim ama baş eğmeyeceğim. Damla damla, köy köy, belde belde, şehir şehir yürümeye, iktidara yürümeye kararlıyız. Bu yolu benimle birlikte yürüyecek misiniz? O zaman yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun, adayımız Ömer Boz size emanettir. Onu size, sizi Allah’a emanet ediyorum. Yürüyelim arkadaşlar.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu