Gündem

Vesayete Karşı Çıkanlara Ne Oldu?

Yusuf Altınbulak yazdı...

Çok hızlı gündem değiştiren bir ülke olduğumuzdan, birazda geç olsa da artan enflasyon ve çekilen sıkıntılara ve tercih edilen ekonomik sisteme dair bir yazı kaleme almak istedim.

Geçen günlerde Merkez bankası başkanının İSO toplantısında dolar stokçularını suçlamasının ardından, yandaş basında bunu emir telaki edip, manşetlerini aynı dilde atarak, sanayici ve elinde döviz bulunduran kişi ve grupları hedef aldı.

Bu suçlama; sanayicilerin üretim yapacağım diye aldıkları TL bazlı kredileri, üretimde kullanmak yerine $ alarak dövizi yükselttikleri ve bunları gerçek işlerinde kullanmadıkları yönündedir. Oysa bulundukları makam şikayet makamı değil çözüm makamıdır. Madem bu veriler elinizde mevcut, kredi alınırken ”bu kredi ile döviz alanların kredileri geri çağrılır ve kredileri kapatılır” mevzuatını yayınlayan ve bankalara talimatları verende kendileridir.

Basit bir genelge ile bunu yapan firmaların tüm kredilerini kapatabilirsiniz. Bu da tamamen elektronik verilerin t bilgisine sahip olan ekonomi yönetiminin elindedir. VESAYETE KARŞIYIZ diye yaygara kopartıp, iktidara gelince en basitinden Merkez Bankasını bile vesayet altında yöneten anlayışın, algı ve korku yaratarak ekonomiyi yönetmeye kalkması, ülkeyi borca batırmış, ticaret ve çalışma barışını bozmuş, iktidara geldikleri 2002 yılındaki 1,3.TL olan $ kurunu, 20 yılda 18,2.TL’ye getiren NAS anlayışı sonunda, fırsatını bulan yabancı yatırımcı ülkeden kaçmıştır. BIST 100 de bulunan yabancı hisse oranı %70 den %35 kadar gerilemiştir.

Türkiye ekonomi tarihi, bilimden uzak, dünya ekonomi trendlerine ters biçimde yönetildiğinden, hatta finans ve üretim tekellerine bilinçli bir sermaye transferi tercih edildiğinden, toplumun %90 ı kasıtlı olarak fakirleştirilmiş, dünya tekellerine ucuz hammadde ve işgücü olarak tüm değerlerimiz peşkeş çekilmiştir. Gürcistan, Bulgaristan gibi sınır ülke vatandaşları 3.sayfa yağma haberlerine konu olacak nitelikte çılgınca değerli paraları ile alışverişe koşmaktadır. Yerli halkımız ise Edirne’de Bulgar vatandaşların yediği ciğere , uzaktan kediler gibi bakacak hale getirilmiştir.

İktidara geldiğinden beri hiçbir hedefi tutturamayan ekonomi yönetimi, faiz sebep, enflasyon sonuç teorisi ile, her zamanki öngürüleri gibi yine fos çıkmıştır. Uzun süre faizin düşük olması bir çok ülkede enflasyonunu düşürmemiş, böylesine yüksek enflasyon oranlarını da yaşamamışlardı. Buna önlem olarak ABD, Avrupa ve diğer güçlü merkez bankaları faizi yükselterek enflasyonu düşürme yolunu seçmişlerdir.

Dünya ekonomik cirosunun yarısına yakını bu ülkeleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Buradaki ekonomi otoriteleri de gayet işini bilen, piyasacı ekonominin liyakat sahibi kişiliklerdir. Ekonomi kurallarını koyan ve bu kuralların asgari biçiminde ekonomi modellerini hayata geçiren yönetim erklerine sahip ülkelerdir.

Bu enflasyonist ortamda, şu anda dünyadaki tek bir devlet faizi indirip düşük tutuyor.
Sebep, bilimsel ve demokratik devlet yönetiminden uzaklaşıp, tek bilene verilen VESAYET yetkisidir.

Halkını fakirleştirip dünya kapitalistlerine yem eden anlayış, vatanın elde kalan son topraklarının , madenlerinin ve tesislerinin haraç mezat satılmasına sebep olacaktır. Toprağına, suyuna, ölürüm diye türkü söyleyip, gerçekte ise vatanımızın tüm değerlerinin satılmasına yol açacak bu tahribatlardan acilen dönülmelidir. RANT EKONOMİSİNDEN, ÜRETİM EKONOMİSİNE geçilmelidir.
Artık anlaşılmıştır ki, mevcut iktidar gidicidir. Anketlerde de iktidarını sürdüremeyeceğini anlayan talancı yönetim, Ticaret ve çalışma yaşamını bozmayı, son ihaleleri verip, satılacak son yerleri satıp, kendi paylarını alıp, hatta ekonomik konkordato (Borçlarını vadesinde ödeyememe) ilan edip, gerekirse komşularla ufak boyutlu savaş çıkarıp, tam bir KAOS ortamı yaratarak, bataklığa saplanmış bir ülkeyi yeni iktidara teslim edecektir.

Bu nedenle seçim öncesi, seçim anı ve seçim sonrası alınacak tedbirler, Osmanlının küllerinden yaratılarak, nice acı ve cefalarla kurulmuş Cumhuriyetin korunmasında son derece önemlidir.
Halkımızın sağduyusu ile Türkiye tekrar çağdaş ve uygar dünya eksenine girerek, toplumsal huzurun yaratılması, tüm siyasilerin en önemli görevi olmalıdır. Bizlerinde en önemli isteği bu yaşamın memleketimizde tesis edilmesidir.

Yusuf Altınbulak
CHP Kartal İlçe Örgüt Üyesi ve 27.Dönem CHP İstanbul 1.Bölge Milletvekili Aday Adayı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu