Yazarlar

‘Nas’tan sonra ‘Ensar’

Müfit Yavuz yazdı...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ 18 yılda eğitimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadık, bu konuda kendimi biraz mahzun hissediyorum” demişti…

Bu satırları okuyunca, Erdoğan’ın çocukların temel bilimlerde yeterli eğitim alamadıklarından, diğer ülkelerdeki emsallerinden geriye düştüklerinden muzdarip olduğunu sandınız değil mi?

Türk çocuklarının kendi dilini okuyup anlamakta bille dünya ortalamasının altında oluşundan üzüldüğünü de sanmış sanabilirsiniz…

Şimdi bakalım öyle mi?

Cumhurbaşkanımız, İbn Haldun Üniversitesi’nin açılış töreninde konuşuyor:

“Kendi köklerimizi tamamen unutarak veya dışlayarak, iki asırdır kendimize yol ve yön bulmaya çalışıyoruz; ‘fikri bir buhran içinde çırpınıyoruz. ‘Fikri hür vicdani hür nesiller yetiştirmek’ için çıkılan yolun en sığından, en bayağısından, en çarpığından bir batı taklitçisine dönüşmüş olması, Cumhuriyetimizin en büyük kaybıdır”

Erdoğan devam ediyor:

“ Gerçek iktidarın fikri iktidar olduğunu gayet iyi biliyoruz. Genç bir nüfusa sahibiz ama medeniyet tasavvurumuzu hayata geçiremiyoruz. Fikri iktidarımızı hala tesis edemediğimiz kanaatindeyim”

Erdoğan neden “mahzun” oluyormuş, şimdi anlamış olmalısınız…

Çocuklarımızın çağımızın gerektirdiği bilgiden ve beceriden yoksun yetişmeleri Erdoğan’ın umurunda değil…

Daha önceki konuşmalarında da amacının “dindar ve kindar nesiller yetiştirmek” olduğunu söylemişti…

Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın da

“Bize modernlik adı altında dayatılan 150 yılık hikayenin sonuna geldik, artık kendi hikayemizi yazacağız” demişti…

Erdoğan’ın, bu konuşmalarından Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerinden, Cumhuriyet’in “tasavvur” ettiği gençlikten de pek hoşlanmadığını anlıyoruz…

Hiç kuşkunuz olmasın Erdoğan’ın da, sözcüsünün de nefret edip bir türlü söyleyemedikleri, “modernlik” deyip saklamaya çalıştıkları şey; başta laiklik olmak üzere, demokrasi, evrensel hukuk ve kadın-erkek eşitliğidir…

Batı medeniyeti deyip aşağıladıkları; günümüzün çağdaş değerleridir…

Bakınız 1995 yılında Refah Partisi’nin bir toplantısında Erdoğan ne söylemiş;

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demek koskoca bir yalandır. Kesinlikle hakimiyet Allah’ındır”

Her ne kadar “Milli Görüş gömleğini çıkardık” demiş olsalar da, beyinlerinin kıvrımlarında dönüp duran siyasallaşmış İslam tortularını söküp atmadılar…

Erdoğan’ın kafasındaki gençlik ile Cumhuriyetin yetiştirmek istediği gençlik arasında derin uçurumlar var…

Cumhuriyet, eğitim ile “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” gençler yaratmak istiyordu…

Gençler her türlü dogma ve hurafeden uzak, bilimin ve aklın ışığında yetişecekti…

Atatürk’ün;

“Hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir, fendir; bunların dışında yol gösterici aramak, gaflettir, dalalettir, ihanettir” sözü, öylesine söylenmemiş; yıllardır Türk halkının çektiği sıkıntılarından, yoksulluğundan, geri bıraktırılmışlığından, akıldan ve bilimden koparılmışlığından; kısacası tarihin acı tecrübelerinin imbiğinden süzülmüş sözlerdi…

20 yıldır başaramadıkları kafalarındaki kültürel dönüşümü, şimdi sınırlarımızdan akın akın gelen; Suriyeli, Afgan, Pakistanlı göçmenlerle sağlayamaya çalışacaklar….

Erdoğan’ın mülteci tutkusu da,

“Nas”tan sonra “ensar” söylemi de boşa değil…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu