Gündem

Millet İttifakı’nın final mitingi: Ankara’da mahşeri kalabalık…

Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili seçimine 2 gün kala Millet İttifakı seçim öncesi son büyük mitingini Başkent Ankara’da gerçekleştirildi. Mitinge katılan yüz binlerce kişi Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu coşkuyla karşıladı. Yurttaşlar hep bir ağızdan “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, planlı son mitingini bugün Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la birlikte düzenledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Başkentli yurttaşlara sağanak altında seslendi. Kılıçdaroğlu, mitingde şunları söyledi:

“BU ÜLKENİN GENÇLERİ VE KADINLARI, OTORİTER BİR YÖNETİMİ DEMOKRATİK YOLLARLA DEĞİŞTİRECEKLER”

“Hazır mısınız? Değişime hazır mısınız? Birlikte değişime hazır mısınız? Bu ülkeye demokrasiyi getirmeye hazır mısınız? Bu ülkeye barışı getirmeye hazır mısınız? Bu ülkede huzur içinde birlikte yaşamayı getirmeye hazır mısınız? Söz veriyorum, ben de hazırım. Bu ülke için çalışacağım, bu ülkenin insanı için. Demokrasiyi getireceğiz. Güzel ülkemizi, gerçekten ve gerçekten de bütün dünyaya, demokrasiyi demokratik yollarla getiren bir ülke olarak tanıtacağız. Çünkü bu ülkenin gençleri ve kadınları, otoriter bir yönetimi demokratik yollarla değiştirecekler. Gençleri ve kadınları yürekten kutluyorum.

“BÜTÜN TÜRKİYE’Yİ, MUSTAFA KEMAL’İN TÜRKİYE’Sİ YAPACAĞIZ”

Yağmurumuz yağıyor. Güzel bir yağmur. Şöyle ifade edeyim; Mustafa Kemal’in başkentindeyiz. Şimdi bütün Türkiye’yi, Mustafa Kemal’in Türkiye’si yapacağız. Huzuru ve barışı sağlayacağız. Sandığa gidecek miyiz? Bayram havası içinde gidecek miyiz? Bir yakınımızı, akrabamızı alıp, ‘Beraber sandığa gidip Türkiye’nin kaderini değiştirelim’ diyecek miyiz? Söz mü?

“TAM BİR BUÇUK YILDIR SANDIK GÜVENLİĞİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ. BÜTÜN SANDIKLARDA MÜŞAHİTLERİMİZ VAR, TEMSİLCİLERİMİZ VAR”

Pazar günü beraber olacağız, beraber gideceğiz. Bir şey daha isteyeyim; sakın ola ki ‘Ya ben sandığa gideceğim ama ya bu oylar çalınırsa’… Tam bir buçuk yıldır sandık güvenliği için çalışıyoruz. Bütün sandıklarda müşahitlerimiz var, temsilcilerimiz var. Sizden şimdi bir şey istiyorum. Bahar havası içinde sandığa gidin. Bahar havası içinde oy kullanmaya gidin. Bir şenlik havası olsun.

“SİNAN ATEŞ’İN KATİLLERİNİ BULACAĞIM VE ONLARIN KULAKLARINDAN YAKALAYIP ADALETE TESLİM EDECEĞİM”

Bir şeye daha söz vereyim ben size. Sinan Ateş’in katillerini bulacağım ve onların kulaklarından yakalayıp adalete teslim edeceğim. Benim saraylarda oturmak gibi bir alışkanlığım yok. Saray maray bize vız gelir. Size söz veriyorum; Ankara’nın Seğmenleriyle beraber, onların şarkı ve türküleriyle beraber Gazi Mustafa Kemal’in Çankaya Köşkü’ne gideceğiz. Çankaya Köşkü, halkın köşküdür. Dolayısıyla sizler gibi yaşayacağım, sizler gibi dertleneceğim. Varsa bir yerde sorun, soruna kilitleneceğim ve mutlaka çözeceğim.

“EN GEÇ 2 YIL İÇİNDE BÜTÜN SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİ KENDİ ÜLKELERİNE YOLLAYACAĞIZ”

Bir şey daha… Sınırları yol geçen hanına döndürdüler. Orayı da düzelteceğiz. En geç 2 yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi kendi ülkelerine yollayacağız. Türkiye’yi Beşli Çetelerden kurtaracağım. Benim cumhurbaşkanı olmamam için her oyunu denediler, her iftirayı attılar. Onlar saraya güveniyor, Bay Kemal halka güveniyor. Ben, size güveniyorum. Sizin için çalışacağım. Bu ülkeye barışı, huzuru getireceğim. Bu ülkenin sorunlarına talibim, saraylarına değil. O nedenle söyledim. Allah nasip ederse hep beraber Kızılay’dan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün köşküne çıkacağız.

“450 KİLOMETREYİ YÜRÜDÜYSEM O BİR BAŞLANGIÇTI. AYIN 15’İNDE ÖNEMLİ BİR AŞMAYI DAHA KAT ETMİŞ OLACAĞIZ”

Bu ülkeye adaleti getireceğim, söz verdim. 450 kilometreyi yürüdüysem o bir başlangıçtı. Ayın 15’inde önemli bir aşmayı daha kat etmiş olacağız. Bu ülkenin bütün coğrafyasına adaleti, hakkı ve hukuku götüreceğim. En ufak bir endişeniz olmasın.

“BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE YAŞAYACAĞIZ”

Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe yaşayacağız. Bu ülkede haramilere yer yok. Beşli Çetelere yer yok. Uyuşturucu çetelerine yer yok. Kökünü kazıyacağım tamamının. Vallahi de billahi de her şey çok güzel olacak. Sizin için çalışacağım, sizin için mücadele edeceğim. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye; hiç kimsenin elektriğinin, doğal gazının, suyunun kesilmediği bir Türkiye göreceksiniz. Şaha kalan bir Türkiye göreceksiniz.”

İlk olarak sahneye çıkarak konuşma yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş şunları söyledi:

“2019 yılında bugün yaşadıklarımızın hemen hemen hepsini yaşadık. Anketlerde geri kaldıklarını görünce her türlü iftirayı attılar. Ankara halkı bunlara inanmadı. Dolayısıyla Ankara’da ayrıştırıcı siyaset ortadan kalktı. İnsanlar 25 yıl aynı yönetimi görünce onların ayrıştırıcı siyaseti görünce başka yönetimi denemedi ama 25 yıl sonra bir deneme yaptı ve Ankara halkı belediyeciliğin ne olduğunu gördü.”

“Pandemi döneminde 40 bin öğrenciye 10’ar GB internet verdik. Sayın Cumhurbaşkanı da 21 yıldır verilmeyen interneti seçimden sonra vereceğini söylüyor. Yine birer aylık doğal gaz ücretleriyle sadece mutfakta harcanan gazın ücretini bir yıl ayrılmayacak. Bu seçim zamanı yapılıyor. Halbuki bu kardeşiniz geçen yıl ve bu yıl tam 200 bin aileye doğal gaz yardımı yaptı.”

“Mitinglerde gördüğümüz kadarıyla bu iş gerçekten bitmiş.”

“Ankara’da bir jeliboncu kafa var. Ta 1994 yılında bile aday olabilmek için rakibine kumpas kurduğu iddiaları var. Bu kafa kendi partisinden olan kişiye bile tuzak girdi. Fakat o tuzak kurduğu şahısla şimdi yan yana çalışmak zorunda kalıyor. FETÖ döneminde başlayan kaset komploları yine bir şekilde konuşuluyor, Muharrem İnce ile ilgili aynı şeyleri ortaya çıkardılar. Ama bunun başlangıcı nerede? Yıllardır Ankara’da sahte broşür dağıtılıyor. Ha birinin özel hayatını kaydedip siyaseten kullanmışsınız, ha genel başkanımızla ilgisi olmayan montaj videolarını sahnede göstermişsiniz. Ne farkı var?”

“OSMAN ÖCALAN’I TELEVİZYONLARA ÇIKARDILAR”

“Artık yeter bu ülkede nefret siyaseti ortadan kalkacak. Aynısını söylüyorlar, 2019 seçimlerinde ‘bunlar seçimleri kazanırsa devletin bekası tehlikeye girer’ dediler. Öyle bir şey olmadı. Kazandık. Açılım döneminde PKK’nın dayatmasıyla ‘Ne mutlu Türküm diyene’ yazılarını kaldırdılar, Andımız’ı kaldırdılar, tabelalardaki T.C. yazısını kaldırdılar. Ve biz seçimi kazanır kazanmaz geldik T.C. tabelalarını layık olduğu yere astık. Arkasından İstanbul seçimini iptal ettiler. Ama baktılar ki Millet İttifakı’nın hiçbir belediyesinde ayrımcılık, başka yollara başvurdular. Ekrem Bey’e oy vermeyin dediler ama İstanbul halkı dik durdu. 33 askerimizin şehit edilmesi emrini veren Osman Öcalan’ı televizyonlara çıkardılar. Ekrem Bey’e oy vermeyin diye. O da yetmedi bebek katilinin mektubunu televizyonda okuttular. İktidarda kalmak için ‘gerekirse papaz cübbesi giyerim’ diyen bunlar değil miydi?”

“Bunlar mevsimlik milliyetçi, duruma göre şekil alırlar. İşlerine gelirse milliyetçiliğin her türlüsünü ayaklar altına alırlar.”

“Müslüman adam olmayan videoları değiştirip değiştirip halkını kandırır mı?”

ALİ BABACAN: DEPREMDEN BU YANA SÜREKLİ SORUYORUM, CEVAP YOK

Yavaş’tan sonra sahneye çıkan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Üç aydır iktidarın görmezden geldiği, yok saydığı bir gündem var. 6 şubat Kahramanmaraş depremlerinden bu yana tam 3 ay 6 gün geçti. Ülkemizin her yerine ateş düştü. Ateşin düştüğü o evler o günden beri yanıyor. Resmi sayılara göre on binlerce insanımızı o depremlerde kaybettik. Bizzat şahit oldum, gittiğim her yerde ‘ilk 48 saat, ilk 72 saat devlet yoktu’ dediler. ‘Enkazları kendi ellerimizle kaldırdık’ dediler. Geçtiğimiz yıl ormanlarımız yanarken baktık ki memleketin yangın söndürme uçağı yok. Deprem oldu, ilk 48 saat, 72 saat yardım ulaştırılamadı. O ilk 48 saatte, 72 saatte ne oldu? Niçin iş makinaları parklarda kapalı dururken insanlar enkaz altındaydı? Silahlı Kuvvetler personeli neden sahaya çıkmadı? Depremden bu yana sürekli soruyorum, cevap yok. İşin özünde tek kişilik sistemin yürümemesi var. Talimat almadan kimse hareket edemiyor. ”

“Adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen bu ucube sisteme son vermek ve güçlendirmiş parlamenter sistemi ülkemize getirmek, hedefimiz bu. Altı parti masaya bunun için oturduk”

“Önümüzde iki tane tercih olacak bu pazar; otoriterlik mi demokrasi mi? Baskı mı özgürlük mü? Korku mu umut mu? Öfke mi sevgi mi?”

AKŞENER MİKROFONU GAZİ HÜSEYİN ÖZLÜK’E VERDİ

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener sahneye Gazi Hüseyin Özlük ile birlikte çıktı. Akşener, “Benim yanımda 1993 senesinde Şırnak’ın kırsalında, bir roket saldırısında gözlerini kaybetmiş, 1994 yılından beri yol arkadaşlığı yaptığımız kardeşimiz var. Parti kurucumuz Hüseyin Özlük kardeşimiz. Çok ağır hakaretler edildi bize ama Hüseyin Özlük ve ona benzeyen kardeşlerim bizimle. Ben kendisinden sizlere birkaç kelime söylemesini istiyorum.” diyerek mikrofonu Özlük’e verdi.

-Hüseyin Özlük: Şehitler başkalarının çocukları babasız kalmasın diye kendi öz evlatlarını yetim bırakan kahramanlardır. Sadece Millet İttifakı’na destek verdiğimiz için terörist diye yaftalandırıldık. Fakat bize terörist diyenler aynaya baktıklarında şunları görecekler; Oslo’da teröristlerle masaya oturup 10 tane maddeyi imzaladıklarını, çadır mahkemelerinde teröristlerin “Ben Türk bayrağının altında yargılanmam” diyen teröristleri, şanlı bayrağımızın o mahkemelerden çıkarıldığını görecekler. İmralı’da üç artı bir ev tahsis edileni görecekler. Ve daha sonra Gaffar Okkan’ı görecekler. Konca Kuriş’i görecekler. Ama bizi terörist diye yaftalayanlar şunu bilsinler ki, bizden terörist olmaz. Bizden Ankara olur, İstanbul olur, Türkiye olur”

“BUGÜN GÖRDÜM Kİ RECEP BEY VEDALAŞIYOR”

Akşener sözlerine şöyle devam etti:

“Umarım sağ ellerinde Hizbullah, sol ellerinde PKK olanlar duymuşlardır Hüseyin’i. Çok rezil bir dille, iğrenç sözler dizisiyle bir seçime gidiyoruz. Terörist oldunuz, işgalci oldunuz. Her türlü hakareti, iftirayı siz de gördünüz, biz de gördük. Ama bugün gördüm ki Recep Bey vedalaşıyor. Dolayısıyla 14 Mayıs akşamına iki gün kaldı. 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olacak ve kendisini alkışlarımızla Çankaya’ya götüreceğiz, Recep Bey ve arkadaşlarını da emekli edeceğiz.”

“Pazar günü Anneler Günü. Bütün Cumhuriyet Halk Partili aileden birer tane hediye istiyorum, bir tanecik oy istiyorum.”

TEMEL KARAMOLLAOĞLU: CUMHURBAŞKANI 21 YILDIR MAKAMINI İŞGAL EDİYOR”

Akşener’in ardından sahneye çıkan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu şunları söyledi:

“Bir devrim yaşayacağız diye ümit ediyorum. İnşallah sandıkta manevi bir patlama meydana gelecek. Tek adam dönemi bitecek. Sayın Cumhurbaşkanımız 21 yıldır makamını işgal ediyor. Ama problemlere çözüm artık üretemiyor. Onun için bir değişikliğe ihtiyacımız var. Biz yaşanabilir bir Türkiye istiyoruz. Herkesin mesut olduğu, inandığı gibi yaşayabildiği, kendisini emniyette hissettiği bir ülke istiyoruz.”

“Sadece gösterişle, insanlara hakaret ederek, insanları küfürle itham ederek, insanları yanlış yönlendirerek Türkiye’ye huzur barış gelmez. Önce lisanına sahip olacaksın, davranışına sahip olacaksın.”

EKREM İMAMOĞLU: BU KARDEŞİNİZ KILIÇDAROĞLU İLE BİRLİKTE ÇANKAYA’YA YÜRÜYECEK

Alkışlar eşliğinde sahneye çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun konuşmalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Bir başka Atatürk şehrinden, Samsun’dan geldim. 19 Mayıs ruhuyla selamlıyorum sizi.”

“Ankara milli mücadeledir, Ankara Cumhuriyet’tir, Anadolu’nun umudu, memleketimin ışığıdır. Size söz bu kardeşiniz 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte, ceketini çıkarmış, kollarını kıvırmış olarak Çankaya’ya yürüyecek.”

“Heyecanımız yüksek, gençliğimiz var, yolumuz uzun. Pazar günü bu iş bitecek mi? İşte memleketin her yerinde yakılan o güzel meşaleler Ankara’da Meclis’te birleşir. Geleceğimizi aydınlatır, demokrasimizin teminatıdır. Egemenliğin kayıtsız, şartsız millete ait olduğu yerdir. Son yıllarda Ankara’nın ışığını kısmak isteyenler oldu. Milletin meclisini yok sayıp devleti tek bir şahsa, bir saraya bağlamak isteyenler oldu. Vatandaşa kendi kişisel iktidarlarını dayatmak isteyenler oldu. Cumhuriyet’in başkentini parsel parsel satmaya kalkanlar oldu. Ankaralı kardeşim 31 Mart’ta buna izin vermedi, 14 Mayıs’ta da izin vermeyecek. Bu pazar Ankara’nın sandıklarında baharlar açacak.”

“Kimseye söylemek yok Ankara. Bundan sonra söyleseniz de olur söylemeseniz de; kazanıyoruz. Milletçe kazanıyoruz. Ülkemizi, devletimizi, Cumhuriyetimizi kazanıyoruz. Bu ülkede ben dönemi bitecek biz dönemi başlayacak. Ne demişti Atatürk; dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla yorulmaz. Yorulmayacağız. Son dakikaya kadar bir fazla kişiyi ikna etmek için çalışacağız. 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu hep birlikte seçeceğiz”

“TÜM KAMU GÖREVLİLERİNE SESLENMEK İSTİYORUM”

“Tüm kamu görevlilerine seslenmek istiyorum; değerli sandık görevlileri, sandık başkanları, hakimler, YSK başkanları, üyeleri, emniyet güçleri, valiler, kendisini sadece hukuka ve bu yüce millete karşı sorumlu hisseden devletimin tüm bürokratları bu milletin namus ve şerefini kendi namus ve şerefiniz bilmek ve korumakla mükellefsiniz. Bunu size hatırlatıyoruz. Hukuk dışına bir milim bile çıkmayacağınıza, kanun dışında tek bir nefes bile almayacağınıza inanıyorum. Bunu lütfen yerine getirin. Kıymet bulacağınız tek yeri unutmayın. Tek kişinin olduğu yer değil milletin gönlündeki yeriniz.”

“İkinci turda şöyle yaparım, böyle yaparım diyerek milleti yormanın, seçim üzerine seçim yapmanın lüzumu yok. Ne yapacağız? Bugünün işini yarına bırakmayacağız. Hep birlikte ilk turda bitireceğiz.”

“Bugün çıkıp sağda solda iftira atan bir akıl var, hala kişilerin ailesini sürece katan bir akıl var. Kazanmak için her yol mübah diyen bir akıl var. Bir havalimanı ihalesinin bile hesabını veremeyecekleri için başladılar sağa sola saldırmaya. Bu millet senden korkar mı? Bu millet bir tek Allah’tan korkar. Neymiş, atı alan Üsküdar’ı geçermiş. Hani dediler ya daha önce o iş bitti. Üsküdar da bizim at da bizim.”

GÜLTEKİN UYSAL: TÜRK DEMOKRASİSİNİN EN ZOR SINAVIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ

İmamoğlu’nun ardından sahneye çıkan Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal şunları söyledi:

“Saraylar saltanatlar çöker, kan susar bir gün. Zulüm biter, menekşeler de açılır üstümüzde, leylaklar da güler. Bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır bir de yarınlar için direnenler kalır.”

“Bir yeni dönemi açıyoruz. Belki de Türk demokrasisinin en zor sınavıyla karşı karşıyayız. Birileri insanımızın arasına duvarlar örmek istiyor ama nafile çabalar. Milletin önüne duvarlar örülmez, milletin iradesi yıkar da geçer.”

AHMET DAVUTOĞLU: ASLA TERÖRE İZİN VERMEYECEĞİZ

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Demokrasi şölenine iki gün kaldı. Bu son mitingimizde 6 genel başkan olarak size mesaj veriyoruz. Başta 13. Cumhurbaşkanımız olmak üzere hepimiz toplumsal barış mesaj veriyoruz. Bu iktidar ülkeyi yasaklara, yoksulluğa, yolsuzluklara boğdu. Biz o kara kıştan bu ülkeyi çıkarıp yeni baharlara taşıyacağız.”

“Ülkeye, millete söyleyecek sözü olmayan iktidar bizlere saldırıyor. Söyleyecek sözleri kalmadı. Kısaca birkaç maddede onlara cevap vermek zorundayız. Kara propagandaları sussun. Diyorlar ki 14 Mayıs yabancı istilacılara ülkeyi teslim etmeyeceklermiş. Bre gafiller! Size Ankara’dan sesleniyorum; sadece aziz milletimizin değil bütün mazlum milletlerin anti emperyalist sömürge karşıtı mücadelesine ışık tutan Gazi Mustafa Kemal’in Ankara’sından sesleniyorum. Biz bu ülkede nefes alıp verdikçe yabancı istilacılar bu ülkeye gelemeyecek. Ama yabancı bankalarda hesap tutan devlet adamları, başka bir devlet başkanından ‘aptal olma’ işiten cumhurbaşkanı da bir daha iktidar olamayacak. Yine sözü tükenenler diyor ki, 14 Mayıs’ta kaybederlerse ülkeye terör gelecekmiş. Bu ülkenin dağlarını, ovalarını hep beraber şenlendireceğiz. Ama asla teröre izin vermeyeceğiz. Ne FETÖ’ye, ne PKK’ya, ne IŞİD’e hiçbir terör örgütü bu ülkede nefes alamayacak. Ama Osman Öcalan’ı TRT ekranlarına çıkaranlar 15 Mayıs’ta hesap verecekler.”

“Bugün sayın Erdoğan diyor ki Gerekirse istiklal ve istikbal için 15 Temmuz gibi direnirmiş. 15 Temmuz gecesi 251 şehidimizin kanı yerdeyken sizler 15 Temmuz’un faili olan paşanın kardeşini büyükelçi atamadınız mı? Birleşik Arap Emirlikleri’ne üç beş kuruş için el avuç açmadınız mı? FETÖ okullarında okuyan damadınızı bakan yapmadınız mı? Bu ülkeye bir daha ne terör musallat olacak ne de devlet kurumlarımıza herhangi bir grup nüfuz edecek.”

“Diyanet İşleri Başkanlığını kapatacakmışız, külliyen yalan.”

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gidecek, Güçlendirilmiş Parlamenter sistem gelecek. Cumhur İttifakı gidecek, milletin sesi Millet İttifakı gelecek”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu