Gündem

Giresun’da konuşan Özgür Özel’den Erdoğan’a: Açalım Meclisi düşürelim ÖTV ve KDV’yi

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Giresun Halk Buluşmasında yaptığı konuşmada, “Biz sadece sosyal demokratlardan değil, milliyetçi demokratlardan, ülkücü kardeşlerimizden, muhafazakar demokratlardan, haram ve yalandan korkmuş, bıkmış, ürkmüş Giresunlulardan, biz Giresun’daki herkesten oy almaya, herkese hizmet etmeye, bu belediyenin kapısını ardına kadar açık tutmaya geliyoruz. Bizim partimiz onlar gibi küfrün, hakaretin, korkunun ittifakı değil umudun ve gelecek güzel günlerin ittifakıdır. Onların ittifakının adı değil ama bizim ittifakımızın adı Türkiye ittifakıdır” ifadesini kullandı.

Özel, “Giresun’dan bir itiraz yükseltmek gerekiyor. 44 lira mazotla tarım, fındıkçılık, geçim olmaz. Uzun süredir unutturdukları bir şey var. ÖTV ve KDV. Ege kıyılarında, Antalya’daki lüks yatlara, kotralara, gezinti teknelerine, denizlerdeki gemilere ÖTV ve KDV’siz verilen mazotun bugün 44 liradan çiftçiye verilmesi kabul edilemez. Buradan her söylediğimize bir kulp takan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Bugün ÖTV ve KDV’siz mazot 27 lira. Fındık üreticisine ve ulaştırmadan çalışanlara, kamyonculara, taksicilere, ÖTV ve KDV’siz mazot verilmesinin çağrısını yapıyorum ve sana sesleniyorum. Hodri meydan. Açalım Meclisi, düşürelim ÖTV ve KDV’yi, güldürelim yüzleri” dedi.

“FINDIK PAZARININ YÜZDE 70’İ BİZDE”

“Fındığın dünyadaki üretiminin yüzde 70’i Türkiye’de yapılıyor. Bunun en kalitelisi Giresun’da üretiliyor. Ancak fındıkta sadece 2 milyar dolarlık ihracat gelirimiz var. Yani 120-130 milyar dolarlık bir pazar var. Pazarın yüzde 70’i bizde. Basit bir hesapla 100 milyar dolarlık bir pazarın bizde olması lazım. Bize 2 milyar geri kalan dünya devlerinde yani bu fındıktan biz hakkımızı alsak, Ordu, Giresun, Trabzon bu fındıktan hakkını alsa sizin sırtınız yere gelmez. Dünyanın en zengin üreticileri olursunuz. Ama hesap ortada. 100 milyarlık hacmin 2 milyar lirası bize, 50’de biri bize 50’de 49’u dünya devi kartellere gidiyor. Bir yandan 2B arazilerin sorunları var. Fındık bahçelerini elimizden almaya çalışıyorlar. Bir diğer taraftan çok önemli gördüğümüz sorun, alan bazlı destekleme. Yahu alan bazlı desteklemeye dönüme 170 lira veriyor. 10 dönüm bahçe olsa 1700 lira veriyor. 10 yıldır aynı parayı veriyor. 10 yıl önce mazot 2 lira 60 kuruş, 170 lira veriyorsun. Bugün mazot 44 lira. Yine 170 lira veriyorsun. Bu alan bazlı desteklemenin derhal arttırılması, ürün bazlı desteklemelerin derhal arttırılması, 4 dolarlık fiyatın altındaki tüm işlemlerin men edilmesi, bu konuda cezai yaptırımlar uygulanması, fındıkçının sonuna kadar arkasında durulması, banka borçları yüzde 88 artmıştır, bu borçların en az 3 yıl faizsiz yapılandırılması, bir yıl hiç ödemesiz olması gerekmektedir.”

“KENDİ KENDİNE YETEN BİR ÜLKEYKEN…”

“Fındık üreticisinin sesini Giresun’dan haykırıyorum. Artık yeter. Sesimizi duyun. Bu sene Türkiye’de küçülen tek sektör tarım oldu. Zaten kötü yönetildiği için Türkiye yüzde 4,5 büyüdü. Matrah bir büyüme değil. Telafi edici bir büyüme değil ama biryandan da tarım küçülüyor. 3 milyon hektar arazi artık ekilmez ve dikilmez hale geldi AKP iktidarında. Tarım Belçika kadar toprak kaybetti. Kendi kendine yeten bir ülkeyken, hem tarım ürünlerini, hem karkas eti, hem canlı hayvanı, hem löp eti dışarıdan gelirken gümrük vergileri de dönem dönem kaldırılarak, bizim hayvancılıkla uğraşanımızın, tarımla uğraşanımızın canını okuyan düzenlemeleri göz açıp kapayana kadar yaptılar. Ama haklı beklentilerin tamamını bir yanda duruyor. 2023 yılında 34 bin ton et ithal ettiler. 2024 yılında 600 bin sığır ithaline izin verdiler. Yapılacak. Yem fiyatları bir yılda yüzde 100 arttı. 2021’de 60 lira olan et 2022’de 110 liraya, 2023’te 260 liraya en nihayetinde yüzde 90 artışla bu sene 500 liraya dayandı. Sadece 3 yılda et fiyatları kötü politikalar yüzünden 8 kat artmış durumda. Bu hepimizi etkiliyor. En çok orta direği etkiliyor. Orta diğeri artık düşük gelirli yoksullar olarak ifade edebiliriz. Emekliler, öğretmenler, memurlar, esnaflar, küçük çiftçiler artık eziliyorlar.”

“26 BİN LİRA EMEKLİ MAAŞI ALACAKTINIZ”

“Bundan 1,5 ay önce emeklinin sesini duyun dediğimizde meydanlarda çok fazla emekli yoktu. Bir çağrıda bulundum, siz sesinizi duyurmaya karar verirseniz. Meydanlara gelirseniz, benim sesime kulak verirseniz biz bu işi Türkiye’nin gündemine getiririz dedim. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Her gün yeni kabuklar çatladı, yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerimizi. En sonunda doldurdu emekliler meydanları, haklarını istiyorlar. Şimdi buradan bütün Türkiye’ye gösterelim. Bu meydandaki emekliler bir ellerini kaldırsın. Bakın hiç az değiliz. Çoğuz, 16,5 milyon kişiyiz. Size söz veriyorum, siz geldikçe, siz arkamızda durdukça, siz sesimize ses oldukça, sizin sesinizi duyuracağız. Hakkınızı söke söke alacağız. Şimdi bir gerçek var. Bütün emeklilerin bilmesi gereken, tekrardan asla vazgeçmemiz gereken bir gerçek var. Bundan 22 yıl önce AKP geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani size hiç dokunmasa, karışmasa bugün asgari ücret 17 bin lira, 26 bin lira emekli maaşı alacaktınız. Allah var 26 bin lira hiç fena emekli maaşı olmazdı, en düşüğü için. Ama bugün 0,59. Yani asgari ücretin yüzde 59’unu size veriyorlar. Bu öyle ufak ve tefek bir şey değil. Bakın 3 Kasım 2002 tarihinde en düşük emekli maaşını alan emekli maaşını çekse, şuradaki kuyumcuya gitse tam 8 çeyrek altın alıyor. Bugün 10 bin lira ile 2,5 çeyrek altın alamazsınız. Yani 5,5 çeyrek altın kayıp. Bir emekli Giresun’da bir çeyrek altını cebinden düşürse, çantasından düşürse, eve varsa fark etse deli çıkar gider her tarafta onu arar. Bakın bir emekli değil bütün emekliler, bir sefer değil her ay, bir altın değil 5,5 çeyrek altın kaybetmiş durumdalar. Şimdi emeklilere soruyorum, bir altın düşürsen gidip düşürdüğün yerde ararsın. Bir şey kaybedildiği yerde bulunur. Siz ayda 5,5 çeyrek altını nerede kaybettiniz, sandıkta. Nerede bulacağız, önümüze gelen ilk sandıkta.”

“18 KİLO KIYMA ÇALDILAR”

“Bir de işin sadece maaş boyutu yok. Bayram geliyor, Ramazan mübarek gündeyiz. Allah oruçlarınızı kabul etsin. Emekli ikramiyesi eskiden yoktu, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, 2015 seçimlerinde dedi ki emekliye iki bayramda birer ikramiye. Veremezsin dediler. Veririz dedik. Hep beraber söyledik. 7 Haziran seçimlerini biz kazanamadık, onlar da kazanamadı. 1 Kasım’a giderken biz de vereceğiz dediler. Hatırlayın. Sonra 1 Kasım geldi ve geçti. 3 sene geçti, 2018’e kadar emekliye hiçbir şey vermediler. 3 Ramazan, 3 kurban, 6 bayram hakkınızı yediler. 2018 seçimleri gelince bin lira verdiler. Biz dedik ki birer maaş olacak, birer asgari ücret ver. Olmaz. Bin lira yeter. Bizim o beğenmediğimiz bin lira o gün 24 kilo kıyma alıyordu. İnanmayan baksın, o gün 2018’in ilk ikramiye günü 24 kilo kıyma alıyor, ikramiye bin lira. Şimdi nisanın başında yatacak. 3 bin lira. 2’ydi, 3 oldu. Git kasaba alıyor, almıyor 6 kilo kıyma. 24 kilo kıyma düşmüş 6 kiloya. Emekliye atılan kazığa bakın. Emeklinin 30 sahur, 30 iftar sofrasından, bayram sofrasından, buzdolabından, mutfağından, evladının, torununun kursağından 18 kilo kıyma çaldılar, sadece emekli ikramiyesi ile 6 sene içinde. Şimdi bana diyor ki efendim Özgür Efendi de çıkmış, meydanlarda emeklileri kışkırtıyor. Kardeşim senin bu kadar yaptığın haksızlık, emekliyi kışkırtmıyor da bunu söylemem kışkırtıyorsa kışkırtacağım tabi. Anlatacağım tabi.”

“YOK ÖYLE YAĞMA”

“Bakın benimle kavga etmek istiyor. Benimle kavga etmek istiyor. Sürekli sataşıyor, hakaretler, iftiralar. Ona şunu söyledim. Tamam seninle kavga edeceğim ama senin o çok istediğin kimlik siyaseti, mezhep siyaseti üzerinden değil, o konu, bu konudan değil ben seninle kavgayı emekliler için vereceğim. Emekçiler için vereceğim, esnaflar için vereceğim. Memlekette zam var. Memlekette hayat pahalılığı, yoksulluk var. Beyefendilerin derdi başka. Bunları görmeyecek, başka bir kavganın içine bizi çekmeye çalışacak. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. İşimiz gücümüz emeklidir, emekçidir, esnaftır, çiftçidir, namusu ile çalışan ve vergisini veren üreticidir. Ama şu kadarını görelim. Her şeye para bul. Emekli için dedim ki ben emekli kart çıkaralım. Hiç duymadı. Şimdi hazırlık yapıyoruz diyor. 7’şer bin lira seyyanen zam verelim, en düşük emekli maaşını asgari ücret edelim. Bütün emeklilere 7’şer bin verelim dedim, kabul etmedi. Dün çıkmış, genel sekreterleri. Bir hazırlık yapılıyor, Tayyip Bey söyleyecek. Söylüyor, söylüyor. Bakın staj mağduruna, çıraklık mağduruna, Bağ-Kur’un 9 bin güne, öbür taraftan söz verdiği mülakata, hepsinin sözünü verdi yapmıyor. Şimdi de efendim, siz bana verin, seçimden sonra ben emeklinin durumuna bakacağım. Yok öyle yağma.”

“ERDOĞAN, SANA SESLENİYORUM”

“Recep Tayyip Erdoğan, kameraların önünde, Giresun’dan sana sesleniyorum. Eğer 1,5 aydır ısrarla söylüyorum. Nihayet, diyordun ki ekonomi 4,5 büyüdü. Herkesin keyfi yerinde, emekliyi Özgür Özel kışkırtıyor. Şimdi diyormuşsun ki son hafta söz veririm. Söze karnımız tok. Sana çağrı yapıyorum. Hodri meydan. Haftaya pazartesi Meclis’i açalım. Salı günü emekliye zammı yapalım. Samimiysen gel hadi. Bu insanların yüzünü güldürelim. Eğer bu zammı yapacaksan, seçimden önce gelip o zammı yapacağız. Öbür türlü ben zam yapacağım, siz inanın derseniz, artık bu insanların boş lafa da tutulmayacak sözlere de karnı tok. Başka tarafa kardeşim. Şimdi bir taraftan da Giresun’a verilip tutulmayan sözler var. Özellikle bu güney çevre yolu. Bu güney çevre yolunu 2012’de söz verdiler. Her seçim gelip bir söz veriyorlar. Ama herhangi bir şey yapmıyorlar. 7 Ulaştırma Bakanı değişmiş, hepsi güney çevre yolu sözü vermiş. Bu söz tutulmamış. Siz bu trafiği çekiyorsunuz. Kentiniz bu sıkıntıları çekiyor. Limana köprülü kavşak yapacağız dediler. Köprülü kavşakla ilgili maliyet 283 milyon lira. Ayrılan ödenek 10 milyon lira. Bu hesaba göre 30 yılda bitecek o. İhtiyacın 30’da birini ödenek diye ayırmışlar. Yani Giresun’la ilgili bu yaptıklarının tamamı ama tamamı kandırmaca.”

“GİRESUN PİŞMAN”

“Şimdi gelelim işin en önemli tarafına. Bir tarafta birçok gerçek dışı söylemde bulunanlar var. Bir tarafta da Giresun’a gerçekten hizmet etmek için heyecan duyanlar var. Ben bütün adaylarımızı, ilçe adaylarımızı ve Giresun adayımızı yakından biliyorum, hepsine güveniyorum. Hepsine sizden destek istiyorum. Şimdi Fuat Köse ile ilgili şu kadarını söyleyeyim. Giresun’un bir evladı. 12 yaşından beri sanayi sitesinde, çıraklıkla girmiş, kalfa olmuş, ilgili okulları bitirmiş, kendi işini kurmuş, 10 kadar arkadaşımıza ekmek sağlıyor. Sanayinin bilinen, dürüst, temiz ve sözüne güvenilir esnafı, Giresun’daki herkesin çok sevdiği bir kardeşimiz. Ayrıca Giresun Sanayi Spor’un kadın futbol takımımın da başkanı. Böyle bir şey içinde, özellikle teşekkür ediyoruz. Sanayi yönetiminde görev almış, partimizde görev almış, hepimizin çok taktir ettiği bir kardeşimiz. Giresun’daki adaylık hikayesini şöyle yaşadık. İl başkanımızla konuştuk. Sonuçta Giresun benim memleketim, öyle değil mi? Bulancaklılar. Bulancaklıyız ama Giresunluyuz yani. İl başkanımız dedi ki başkanım biz geçen seçimi kendi hatalarımızdan kaybettik. Küçük bir farkla kaybettik. Ancak Giresun bu kayıptan pişman, partililerimiz çok üzgün ama Giresun da üzgün. Hizmet yok. Kötü yönetim var. İsraf var ve Giresun CHP belediyeciliğini, dürüst, namuslu ve çalışkan belediyeciliği, hizmet belediyeciliğini geri çağırıyor dedi. Dedim nasıl yapalım? Dedi ki uygun görüyorsanız ön seçim yapalım. Tabi ben Giresun’da namuslu, temiz, dürüst, çalışkan belediye başkanlığı deyince aklıma Kerim Başkan geliyor. Kim gelecek? Dedim Kerim Başkanımı bir arayım, ona fikrini bir sorayım. Almanya’daydı. Dedi ki çok doğru yaparsınız, il başkanımız iyi niyetlidir, çalışkandır. Ön seçim yapmak doğru bir karardır dedi. Ön seçimi yaptık, ön seçimden Fuat kardeşimiz çıktı. Tekrar aradım. Başkanım dedim, Fuat Köse çıktı. Çok isabetli olmuş, duydum, sevindim, arkasındayım dedi. Nasıl yaparız dedim, dedi ki örgüt etrafında birleşir, ben de gelirim, hep beraber çalışırız, Giresun’u kazanırız. O günden beri adayımızın yanında, arkasında, gerçek bir partili, benim de çok sevdiğim bir abim, kendisine huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.”

“BU SIKINTILI DÖNEM BİTECEK”

“Fuat kardeşim belediye başkanı olduğunda, Fuat başkanın en önemli yol göstericisi, başkanımız olacak. Ona birlikte sahip çıkacağız. Bir de iki tane video var. Ben gördüm, gördünüz mü? İki video var, iki selam var. Birisi Mansur Yavaş birisi de Ekrem İmamoğlu’ndan. Şimdi siz Fuat kardeşimi, Fuat Köse’yi Giresun Belediye Başkanı yapıyorsunuz. Başkanın sağ omzunda Mansur Yavaş’ın eli, sol omzunda Ekrem İmamoğlu’nun eli. Tam arkasında Genel Başkanın eli. Sonuna kadar arkasındayım. Gördüler Fuat Köse geliyor, CHP geliyor. Başlamışlar şöyle söylemeye, efendim belediyenin durumu kötü, gelirse maaşları ödeyemez. Kardeşim bu belediye Kerim Başkan zamanında kötü değildi. 5 yılda geldiniz, belediyeyi bu hale getirdiyseniz, siz kalırsanız belediye maaş ödeyemez. Fuat Köse gelir, evelallah bu sıkıntılı dönemi bitirir. Efendim CHP gelirse belediyeden işçileri çıkaracak. Bakın biz belediyeyi kaybettik, kişi kendinden bilir işi. Geldi milletin işiyle oynadı, aşıyla oynadı. Evlenmesine günler kalmış insanları kapı önüne koymaktan utanmadılar. İşte Fuat başkan orada. İşte belediyenin, işte Fuat başkanın yüzü. Öyle son günlerde numaradan içeri doldurduğunuz militanlar varsa bilmem. Bu tarihlerden, bugünlerden önce bu belediyeye işe girmiş kimsenin ne işiyle oynarız, ne aşıyla oynarız. Bu kadar basit ve net. Bulancak’ı kazandıklarında önce Bulancak’a gideceğim. İl binamızda bir çay içeceğiz. İl başkanım diyecek ki kahve söyleyeyim. Yok diyeceğim. Kahveyi geleceğim bu belediyede Fuat başkandan içeceğim. O gün belediyeyi kazandık, mazbatayı aldık, nisan ayı içinde, damadınız Özgür Özel geldiğinde burada buluşmaya ve Fuat başkanın bir acı kahvesini içmeye var mısınız? O gün burada olacak mıyız?

“TÜRKİYE İTTİFAKI KAZANACAK”

“Son sözüm şudur, biz sadece sosyal demokratlardan değil, milliyetçi demokratlardan, ülkücü kardeşlerimizden, muhafazakar demokratlardan, haram ve yalandan korkmuş, bıkmış, ürkmüş Giresunlulardan, biz Giresun’daki herkesten oy almaya, herkese hizmet etmeye, bu belediyenin kapısını ardına kadar açık tutmaya geliyoruz. Bizim partimiz onlar gibi küfrün, hakaretin, korkunun ittifakı değil umudun ve gelecek güzel günlerin ittifakıdır. Onların ittifakının adı değil ama bizim ittifakımızın adı Türkiye ittifakıdır. Bizim ittifakımız, milli takım gol atınca ayağa kalkan herkesten oy ister. Bizim ittifakımız filenin sultanları şampiyon olunca onlarla birlikte ağlayan herkestir. Bizim ittifakımız gücünü milletimizden, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Çiftçisi, balıkçısı, köylüsü, esnafı ve bütün Giresun hep beraber. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. En sonunda Fuat Başkan kazanacak, Giresun kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak, Türkiye kazanacak.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu