Gündem

Faik Öztrak: “Tarihimizde ilk kez iç borç faizi, borcu aştı”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Hazine ve Maliye Bakanlığının son tahminlerine göre, önümüzdeki dönemde, ödenecek iç borcun anaparası 1,5 trilyon lira, iç borç için ödenecek faiz 2 trilyon lira. Böyle bir durumla daha önce hiç karşılaşmamıştık” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Genel Merkez’de MYK gündemine dair düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

MALTEPE’DE HARAMİLERİN SALTANATINA SON VERME İRADESİ VARDI

Hafta sonu İstanbul Maltepe’de, “Milletin Sesi” Mitingimizi, büyük bir coşkuyla gerçekleştirdik. Maltepe’deki demokrasi meydanında, umut vardı. Gülen, aydınlık yüzler vardı. Hak, hukuk ve adalet çağrıları vardı. Dostluk, kardeşlik ve özgürlük şarkıları vardı. Huzur ve bereket özlemi vardı. Haramilerin saltanatına son verme iradesi vardı. Ve o meydanda, ortak geleceğimizi beraberce inşa etme azmi ve kararlılığı vardı. Maltepe’deki demokrasi meydanı, milletimizin saraydan ve beşli çetelerden çok daha büyük olduğunu, tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Demokrasimize zehirli dişlerini, kirli tırnaklarını geçirme niyet ve hevesinde olanlara cevap, Maltepe’deki demokrasi meydanından verildi.

SARAYDAN ÖNCEKİ TÜM HÜKÜMETLER 713 MİLYAR DOLAR KAYNAK KULLANDI

Son 20 yılda, milletimiz çok yoruldu. Toplumumuz bölünüp, parçalandı. Milletimizin umutları çalındı. Aşı, işi küçültüldü. Sofralarımızın bereketi kaçtı. Türlü yalanlarla, cambaza bak cambaza stratejileriyle, milletimizin gerçek sorunlarının üstü kapatılmaya çalışıldı. Ülkemizin enerjisi ve kaynakları heba edildi. Türkiye’de, 1923 yılından 2002 yılına kadar, 57 Hükümet iş başında kalmış. 79 yılda bu 57 Hükümet, 713 milyar dolar kaynak kullanmış. 713 milyar dolarla; bu hükümetler Osmanlı’nın dış borçları ödemiş. Üstüne; SÜMERBANK, TÜPRAŞ, TELEKOM, PETKİM, METAŞ, SİFAŞ, ÇESTAŞ, PETLAS gibi kuruluşları kurmuş. Ereğli Demir-Çelik, İskenderun Demir-Çelik, Çimento Fabrikaları, Gübre Fabrikaları, Şeker Fabrikaları, Limanlar, Keban, Atatürk, Karakaya Barajları, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri ve daha nice saymakla bitmeyecek eserler inşa etmişler. Türkiye sıfırdan çok ciddi bir sanayi alt yapısına kavuşturulmuş. Geçmiş hükümetler 713 milyar dolar harcayarak, ülkemizi 1990 yılında dünyanın en büyük, 20 ekonomisi arasına sokmuşlar. 1999 yılında da Türkiye G-20 ligine davet edilmiş.

ERDOĞAN HÜKÜMETLERİ TÜM HÜKÜMETLERİN 4 KATI KAYNAK KULLANDI

Erdoğan hükümetleri 2002’de iş başı yapmış. Trilyonlarca dolar vergi toplamışlar. İçeriden, dışarıdan gırtlağa kadar borçlanmışlar. Atadan, deden kalan ne varsa satmışlar, savmışlar. Kendilerinden önceki 57 Hükümetin kullandığı kaynağın, yaklaşık 4 katını kullanmışlar, harcamışlar. 2 trilyon 631 milyar doları bir güzel yiyip, bitirmişler. Kendilerinden önceki 57 hükümetten, 4 kat daha fazla kaynak kullanmışlar.

İLK 20’DEN DÜŞÜRDÜLER

Sonuç? Ülkemizi 20 yılın sonunda ilk 20 ekonomi liginden düşürmüşler. Bugün Türkiye artık dünyanın en büyük 20 ekonomisi liginden düşmüş 23. sırada yer alıyor. Oysa Erdoğan milletimize, ülkeyi, “2023’de ilk 10 ekonomi arasına sokma” sözünü vermişti. Beceremedi. Sözünü tutamadı. Ama hala, ülkeyi “vallahi de, billahi de ilk ona sokacağız” diye, milletten oy istiyor. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Millet bunların ne yaptığını görüyor. Sebep oldukları felaketi de yaşıyor. Bunların notunu vermiş. “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye” demeye de hazırlanıyor.

BU ÜLKENİN POTANSİYELİ VAR

Ekonomi kıt kaynakları, en doğru, en verimli, en etkili şekilde kullanma işidir. Ekonomide yapılan her tercih, tıpkı hayatta olduğu gibi aynı zamanda bir şeylerden vazgeçiştir. Vazgeçtiğiniz şey seçtiğinizden daha değerliyse, sonunda pişmanlık kaçınılmazdır. Erdoğan Hükümetleri milletten topladıkları kaynakları, atadan deden kalan varlıkları, hayırsız bir mirasyedi gibi har vurup, harman savurdu. Trilyonlarca dolar, doğru dürüst kullanılsaydı, ranta, betona ve israfa değil de, tarıma, sanayiye, üretime, katma değerli işlere yönlendirilseydi, döviz kazandıracak, cari açığı kapatacak projelere harcansaydı, açıkça ifade edelim bugün Türkiye ilk 10 ekonomi arasındaki yerini rahat rahat almıştı. Çünkü bu ülkenin bu potansiyeli var. Ama beceriksizlik, israf ve talanla Erdoğan hükümetleri ülkemizi ilk 20’den düşürdüler.

ÜLKENİN KAYNAKLARINI YANDAŞA PEŞKEŞ ÇEKTİLER

İtibardan tasarruf olmaz diyerek, ülkenin kaynaklarını yandaşlara peşkeş çektiler. Bir liraya yapılacak işleri olmayacak paralara yaptılar. Bunu biz söylemiyoruz. Türkiye’nin en önemli araştırma kuruluşlarından bir tanesi TEPAV söylüyor. Örnek… Milletin cebinden tek kuruş çıkmayacak dedikleri, Kamu Özel İşbirliği yöntemiyle yapılan Bilkent Şehir Hastanesi ortada duruyor. Bu hastane geleneksel yöntemle 3 milyar 907 milyon liraya çıkarmış. Kamu özel işbirliği yöntemiyle 6 milyar 776 milyon liraya çıkmış. Yani iki hastane parasına bir tane hastane yapılmış. İkinci hastaneyi kim yuttu? Ortada bir hastane var. 40 haramiler yuttu… Bugün Sağlık Bakanlığını bile bu hastaneye taşımışlar, kira ödüyorlar birde üstüne üstlük. Kaynaklar yandaşa gittiği için, bugün devlet kendi hastanelerini yapamıyor. Kars, Bingöl, Şırnak, Manisa-Salihli, Konya-Akşehir, Adana-Yüreğir, Aydın-Çine, İzmir-Selçuk, Ordu-Gölköy’de hastane ihaleleri para yokluğundan birer birer iptal ediliyor. Zaten bu ihalelere giren müteahhitte kalmadı. Parasını alamıyor.

MİRİ MALI BALIK KILÇIĞIDIR, YUTULMAZ

İki hastane parasına, bir hastane yapanlar, hekimlerimize de doğru dürüst imkân sağlayamıyor. Tecrübeli hekimlerimizi ülkemizden kaçırıyorlar. 2022’nin ilk 3 ayında 250 hekim yurt dışına gitmek için başvurmuş. Türk Tabipleri Birliği, “Önümüzdeki dönem, kaliteli hekim kıtlığı yaşayacağız” diye şimdiden hükümeti uyarıyor. Duyuyorlar mı? Ne gezer. Yetişmiş insan kaynağımızı yurt dışına kaçırarak, ülkenin köklü kurumlarını dağıtarak, memleketi fikren çölleştirerek, milletimizi her gün biraz daha batırıyorlar. Ama “Miri malı, balık kılçığıdır. Yutulmaz.” Gün gelir yapılanların hesabı mutlaka sorulur. Trilyonlarca dolar kaynağı yiyip, tüketenler, Atalarımızın bıraktığı eserleri de satıp, savmakla kalmadı. Çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğine de, ipotek koymaya devam ediyorlar.

EKONOMİ BİLMEDİKLERİ GİBİ TARİH DE BİLMİYORLAR

Yine TEPAV’ın rakamlarıyla söylüyorum. “Milletin kesesinden bir kuruş çıkmayacak” diyerek ihale ettikleri, KÖİ Projeleri için, 2045 yılına kadar, yandaşlara Dolarla, Avroyla; tam 153 milyar dolar gelir garantisi vermişler. Bunların ekonomi bilmedikleri doğru ama tarih de bilmiyorlar. Osmanlı’nın çöküş döneminde icat ettiği, kâr garantili projeleri getirdiler bugün aynen kopya ettiler. İzmir-Aydın arasındaki demir yolu 1866’da işletmeye açılmış. Osmanlı bu projede İngiliz şirkete, her yıl yatırdığı sermayenin yüzde 6’sı kadar, kâr garantisi vermiş. Aynı dönemde Rumeli Demiryolu da, kilometre başına kâr garantisi verilerek inşa ettirilmiş. Şirketin elde ettiği kâr, garanti edilenin altında kalırsa, aradaki farkı Osmanlı devlet hazinesinden ödüyormuş. Şimdi bunu biz demiyoruz. Açık Öğretim Fakültesi’nin ders kitapları diyor. Bu ders kitabından özetleyerek sunuyorum: “Rumeli demir yolunu yapan yabancılar, Osmanlı devlet adamlarına verdikleri rüşvetler sayesinde, öyle imtiyazlar elde ettiler ki, Avrupa’nın sayılı zengini oldular.”

TANIDIK BİR HİKAYE

Hikâye tanıdık değil mi? Bugün de sarayın beslemeleri, çeteleri, gelir garantili ihalelerle, Avrupa’nın sayılı zengini oldular. Şimdi İngiltere’de lüks mahalleleri kapatıyorlarmış. İstiklal Marşı şairimizin Mehmet Akif’in dediği gibi: “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” Erdoğan gençlere uyduruk tarih anlatacağına, yüreği yetiyorsa Osmanlıyı çöküşe götüren, bu hataları da bir anlatsın da görelim. Ama anlatamaz. Anlatırsa tekrar ettiği hataların hesabını da veremez. Dolar ve Avroyla gelir garantisi verdiği, araç geçmeyen “hayalet otoyol ve köprülerin”, yolcusu olmayan “hayalet havalimanlarının”, nelerin karşılığı yaptırıldığını, millete izah edemez.

İLK 4 AYDA 30 MİLYAR DOLAR SATTILAR

Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne de masat. Merkez Bankası’nın 128 milyar dolar döviz rezervini, kayınpeder ve damat hesapsız, kitapsız peşkeş çektiler. Hala da arka kapıdan döviz satmaya devam ediyorlar. Bu yılın ilk dört ayında, bu şekilde satılan emanet dövizlerin tutarı, 30 milyar dolar civarında. 13 Mayıs itibariyle, Merkez Bankası’nın döviz kasasındaki açık, 52 milyar 199 milyon dolara ulaşmış.

ATLINI SATAN TCMB Mİ DİYE SORDUK, TIK YOK

Sadece döviz rezervlerini değil, Merkez Bankasının en önemli sermayesi olan, güveni de bitiriyorlar. Geçenlerde Cuma günü yabancı bir haber ajansı, bir Merkez Bankası’nın, İngiltere Merkez Bankası nezdinde tuttuğu altınlardan, yüklü bir satış yapmış olabileceğini yazdı. Hem içeride hem de dışarıda olağan şüpheli olarak akıllara, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası geldi. Çünkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın, İngiltere Merkez Bankası nezdinde 4 milyar 638 milyon dolarlık altını olduğunu biliyoruz. Ayrıca Zorunlu Karşılık olarak bankalardan emanet alınan altınların da, 2 milyar 312 milyon dolarlık kısmı, yine İngiltere Merkez Bankası nezdinde. Bu altın satan merkez bankası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası mı diye sorduk. Merkez Bankasının altınları yerinde duruyor mu, durmuyor mu diye sorduk. Cuma günü bunlara cevap istedik. Hükümetten hala tık yok.

CHP İKTİDARINDA MERKEZ BANKASININ HESAPLARINI İNCELEMEDEN GEÇİRECEĞİZ

Merkez Bankası verileri açıklandığında tabi durumu göreceğiz. O da verilerden epeyce bir ayıklama yaparak. Hükümet olduğumuzda da, Merkez Bankasının tüm döviz ve altın hesaplarını, ciddi bir incelemeden geçireceğiz. 128 milyar dolar başta olmak üzere, hesapsız, kitapsız satılan her sentin, her gram altının hesabını soracağız.

FATURA HEP HALKIMIZA ÇIKIYOR

Hep söylüyoruz; “Güven ruh gibidir. Terk ettiği bedene asla geri dönmez.” Bugün ülkeyi yönettiğini söyleyenlere güven hiç kalmadı. Bu nedenle de ülkemizin kredi temerrüt risk primi, 728 puanla tarihi zirvesine çıktı. Oysa 4 yıl önce bu zamanlar, Erdoğan Şahsım rejimi henüz işbaşı yapmamışken, aynı risk primi 290 idi. Türkiye’nin kredi risk primi 4 yılda iki buçuğa katlanmış. Bunun bedelini kim ödüyor? Bunun bedelini yüksek faiz olarak, hem Devletin Hazinesi, hem de firmalar ödüyor. Sonunda faturada her halükarda halkımıza çıkıyor.

4 AYDA 104 MİLYAR LİRA FAİZ ÖDEMESİ

Bu yılın ilk dört ayında bütçeden yapılan faiz ödemesi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 54 artarak, 104 milyar liraya dayanmış. Bütçede bütün bir yıl için yapılacak faiz harcamaları karşılığı ayrılan ödeneğin yüzde 43’ü dört ayda bitmiş. Ama turpun büyüğü de halen heybede…

TARİHİMİZDE İLK KEZ FAİZ, BORCU AŞTI

Tarihimizde ilk kez, enflasyona ve dövize endeksli iç borçlanma kâğıtları nedeniyle, geçtiğimiz aydan itibaren iç borca ödenecek faizler, iç borcun kendisini aşmıştı. Bu eğilim hızla devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanlığının son tahminlerine göre, önümüzdeki dönemde, ödenecek iç borcun anaparası 1,5 trilyon lira. Ama iç borç için ödenecek faiz 2 trilyon lira. Böyle bir durumla daha önce hiç karşılaşmamıştık. Geçtiğimiz yılın Ağustos ayından bu yana, daha bir yıl dolmadı, ödenecek faizlerdeki artış 1 trilyon 354 milyon lira. Bir tek Mayıs ayındaki, yani tek bir aydaki ödenecek faizlerdeki artış ise 309 milyar lira.

BU ÜLKENİN VATANDAŞINA VERİLMEYEN PARA FAİZ LOBİSİNE AKIYOR

Bu rakamları biz hesaplamıyoruz. Bu rakamları Hazine ve Maliye Bakanlığımız hesaplıyor ve açıklıyor. Sanayicimize verilmeyen teşvikler, çiftimize ve esnafımıza verilmeyen destekler, emeklimize verilmeyen bayram ikramiyeleri, emekçimize verilmeyen ücret ve maaşlar, gençlerimize verilmeyen burslar, bir avuç faiz lobisinin ve Londra Bankerlerinin cebine akıtılıyor, akıtılmaya da devam ediyor. Peki, faiz lobilerini abat, milletimizi de berbat eden kim? Bu garip tablo, bu üzücü tablo, bu feci tablo kimin eseri? Elbette Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin…

ENFLASYONA ENDEKSLİ KAĞIT ÇIKARMAYA HAZIRLANIYORLAR

Ama bu tablodan hala ders alınmıyor. Bir Kur Korumalı Mevduat getirdiler. Burada da garanti verdiler. Kur Korumalı Mevduat su kaynatmaya başlayınca, şapkadan “enflasyona endeksli kâğıt” çıkarmaya hazırlanıyorlar. Beyler, bu “süper bonolar” , 1994’de denendi. Sonucu da hüsran oldu. Kur Korumalı Mevduatla, piyasanın kur riskini Hazine’nin üzerine taşıdılar. Şimdi de enflasyona endeksli kâğıtlarla, enflasyonun riskini, yükünü Hazine’nin sırtına taşıyacaklar. Allah kullarına akıl dağıtırken, bunlar acaba nereye saklandı? Gerçekten merak ediyoruz.

KKM TAKSİMETRESİ MİLLET ALEYHİNE ÇALIŞIYOR

Yaptıkları her şey, attıkları her adım bu milletin geleceğini ipotek altına alıyor. İşte biraz önce söyledim, Kur Korumalı Mevduat… Bakan Nebati 23 Aralık tarihinde çıktı, “En kötü senaryoda bile Hazine’ye bir yük gelmiyor” dedi. Peki sonuç ne oldu? Sadece Mart ve Nisan ayında Hazine’nin sırtına binen yük, bütçede bu gözüküyor. 16 milyar 256 milyon lira. Birde tatlandırıcı olarak vergi muafiyeti getirmişlerdi. Bu vergi muafiyetleri kapsamında vazgeçtikleri 10 milyar liralık vergi alacağı buraya dahil değil. Ama kur korumalı mevduatın taksimetresi, millet aleyhine son hızla çalışıyor. Türk Lirasındaki devalüasyonun hızlanmasıyla, bu ayın ilk 20 gününde oluşan ilave kamu zararı; 20 milyar 200 milyon lira. Bu ilave yükün büyük kısmı, hem bütçeden, hem de Merkez Bankasından ödendi bile… “Hazine’ye en kötü senaryoda bile, tek kuruş yük gelmeyecek” diyen Nebati Bakan ise hala yerinde oturuyor. Bakalım ne yapacak? Dediği gibi, üzülmekle mi yetinecek? Yoksa normal bir ülkede, bu sözleri söyleyen bir bakanın yaptığını mı yapacak, sebebi olduğu bu tablo karşısında, o koltuktan derhal kalkacak mı? İstifa edecek mi? Hadi o istifa etmedi onu oraya atayan irade, onu görevden azledecek mi? Ama Erdoğan Şahsım Rejiminde, liyakat değil, sadakat geçer akçe… Saraya kim daha çok yağ çekiyorsa, o koltuğunu koruyor. Ve bunun faturasını da, hep milletimiz ödüyor.

BU HÜKÜMET ELİNDE MİLLETİMİZİ BEKLEYEN DAHA ÇOK ZOR GÜNLER VAR

“Faiz sebep, enflasyon sonuç” dediler. Enflasyon artarken, tabela faizini Merkez Bankasına zorla döve döve indirttiler. Sonra enflasyon canavarını da bile isteye hortlattılar. Üretici Enflasyonunda ülkemizi yüzde 122 ile dünya şampiyonu yaptılar. Tüketici Enflasyonunda ülkemizi yüzde 70 ile dünyada en yüksek enflasyona sahip beş ülke arasına soktular. Kuzeyimizde Rusya ve Ukrayna savaşıyor, şampiyonlar liginde ilk beşe giren Türkiye oluyor. Ülkemizi, Sudan, Venezüella, Lübnan ve Zimbabve’yle aynı kümeye düşürdüler. Dünyada gıda enflasyonu yüzde 30; bizde yüzde 90… Yani dünyanın tam 3 katı. Ama dünya gıda krizini konuşuyor. Önlem alıyor. Bizdeki hükümet ne yapıyor belli değil. Ve işin daha da kötüsü, Nisan’da tarımda yıllık üretici fiyatlarındaki artış yüzde 119. Yani turpun büyüğü heybede… Bu yaz mutfaklarımız yangın yeri olacak. İşte bugün piyasa katılımcılarının, yılsonu enflasyon tahmini açıklandı. Merkez Bankasının yılsonu enflasyon tahmini yüzde 43’tü. Ama piyasa yılsonunda yüzde 58 enflasyon bekliyor. Görünen o ki, bu hükümet elinde milletimizi bekleyen daha çok zor günler var.

GEÇMİŞTE ENFLASYON CANAVARINI YENEN KADROLAR BİZDE

Artık şurası açık ve nettir. Milletin sesini duymayan, halini görmeyen, tarımın icat edildiği bu topraklarda, vatandaşlarımızı açlığa ve yokluğa mahkûm eden, insanlarımızın cebindeki parayı alıp, bir avuç yandaşın kasasına aktaran Erdoğan Şahsım Rejimi işi bırakmadıkça, tencerelerimiz dolmayacak, mutfaktaki yangında dinmeyecektir. Ama umutsuzluğa da yer yoktur. Çünkü bu ülkede Cumhuriyet Halk Partisi vardır. Onun tecrübeli ve liyakatli kadroları vardır. Biz enflasyon canavarını nasıl yeneceğimizi, çok iyi biliyoruz. Zaman zamanda bu reçeteyi ifade ediyoruz. Çünkü biz geçmişte de bu canavarı yenen kadrolara sahibiz.

BİZE KATILIN

Aziz milletimiz; saygıdeğer vatandaşlarımız; konuşmamın bu bölümünde Genel Başkanımızın Maltepe’deki çağrısını, bir kez daha tekrarlıyoruz: Akılcı bir ekonomi yönetimine inanıyorsanız, bize katılın. Silivri korkusu olmadan konuşmak istiyorsanız, bize katılın. Her alanda ve herkes için adalet istiyorsanız, bize katılın. Barış Akademisyenleri görevlerine dönsün, Harp Okulu öğrencileri serbest kalsın diyorsanız, bize katılın. Çevreyi, kurdu, kuşu, ormanı önemsiyorsanız, bize katılın. Eğitim ve sağlık için daha fazla bütçe ayrılsın istiyorsanız, bize katılın. Çocuklarımızı bu güzel ülkede tutmak istiyorsanız, bize katılın. 128 Milyar doların hesabını sormak istiyorsanız, bize katılın. Ödediğiniz vergiler nerelere harcanıyor, öğrenmek istiyorsanız, bize katılın. İsraf haramdır, Yolsuzluk haramdır, yandaş kayırmak haramdır diyorsanız, bize katılın. Asgari ücretli açlık sınırına mahkûm olmasın diyorsanız, bize katılın. Aile Destekleri Sigortası olsun diyorsanız, bize katılın. “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir” diyorsanız, bize katılın. 3600 ek gösterge ve EYT sorunu çözülsün diyorsanız, bize katılın. Halkın alın teri beşli çetelere değil, millete harcansın diyorsanız, bize katılın. Bu ülkede barış istiyorsanız, huzur istiyorsanız, aş ve iş istiyorsanız, bize katılın. Kamu yönetiminde liyakat olsun, işi ehline verelim diyorsanız, bize katılın. Herkesin inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygı duyulmasını istiyorsanız bize katılın. Süleyman Şah Türbesi vatan toprağına dönsün, Tank Palet Fabrikası Katar’ın elinden alınsın diyorsanız, bize katılın.

Dirlikten, birlik doğar. Birlikten de kuvvet doğar. Gelin, büyük, müreffeh, adil ve huzurlu Türkiye’ye, beraberce omuz verelim. Bu çağrımız tüm milletimize…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu