Yazarlar

“Eğreti”

Münevver Metin yazdı...

İnsan taşıdığı ve yaşadığı duygularla değer kazanmaktadır. Ne ekiyorsan onu biçeceksin.

Biçtiğini beğenmiyorsan, tohumun bozuk.

İnsanlara karşı tutarlı, tarafsız ve gerçeklere dayalı davranmak yerine, kendi çıkarları doğrultusunda zevki sefa , unvanlar var içleri boş, hareket etmek ’’ hakkaniyet ilkesini’’ ihlal eder.

Başkalarının haklarına, duygularına ve değerlerine saygı duymadan, kendi çıkarları için onları manipüle etme ve sömürme eylemleriyle tanınırlar. Bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde olumsuz sonuçlar doğurur ve etik dışı bir davranış sergilediğinin farkında olarak yapar.

E tarih tekerrürden ibaret sözü de tam yerindedir.

Geçmişte yaşanan olayların veya durumların, gelecekte de benzer şekillerde tekrar edebileceği bak burası çok önemli, eden bulur!

İnsanların veya toplumların geçmişteki hatalarından ders çıkaramadığı ve bu yüzden aynı hataları tekrar tekrar yaptıklarına çok şahit olmuşuzdur. “Yeni gelmedim, geri geldim” ifadesi, genellikle bir yere, bir duruma veya bir konuya daha önce aşina olan, deneyimli birinin dönüşünü anlatmak için kullanılır. Bu söz, sadece fiziksel bir dönüşü değil, aynı zamanda bilgi, beceri veya tecrübe anlamında da bir sözdür. Cahilin ağzında eğreti durur!
Aslında doğruda söylemiş! Neresini mi? doğru söylüyor. Hangi konularda deneyimli!

Esasen, kişinin ya da grubun varlığının veya katılımının hükümsüz kılınması için kimleri le yola çıktıysan yine onlarla pazarlık ettiğini de bilen kişilerle etrafın dolu.

‘’Yeni gelmeyip geri gelen’’ bir mendilin tek kullanımlık bir eşya olması ve işlevi bittikten sonra genellikle atılması gerçeğinden gelir. Dolayısıyla, bu benzetmeyi kullanan kişi, kendisini veya başkasını değersizleştirilmiş, sömürülmüş ve harcanmış hissediyordur. Oysa ne oldu ava giderken avlandı.

Tüm zor işleri başkasına yaptırıyor, ama terfi zamanı geldiğinde suç ortağını ön plana çıkarıyor. Hakkı teslim etim diyor.”Yersen!

Kendimizden gizlemek istediklerimiz var.

Ama insanı bütün günahlarından, suçlarından, utançlarından temizlediğimizde geriye kalan “temiz” şeyin bir işe yarayacağını sanması.

Zaten bütün çıkmaz da burada!

Utandıracak olan “kötülüğün ve günahın” daha doğuştan mayalarına katılmasında. Varın siz gizli kalanların neler olabileceğini düşünün.

Kötülükleri o karanlıktan ayıklama çabası tam anlamıyla başarıya ulaştığını sandığın da insanoğlunun hayatının sonu da gelir tıpkı bir mendil gibi.

Bir şeyin sağlam, kalıcı veya uygun olmaması, geçici, emanet veya yakışıksız durması durumunun sonucudur. Kim görse olumsuz bir çağrışım taşır ve durumun istikrarsızlığını, yapaylığını veya uyumsuzluğunu tıpkı bir eğreti otu gibi…

Kendi başına ayakta duramayan, başka insanlara, güçlere, tutunarak yukarı olduğunu sananlardan potansiyel kötüdür.

İyilik iyidir. Kalın sağlıcakla
Münevver Metin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu