Gündem

Doğan Subaşı: “Çarşaf liste-Blok Liste Muhabbeti”

Doğan Subaşı yazdı...

Üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nde kongre süreci, mahalle delege seçimleri ile başladı.
Türkiye’nin her yerinde geçen hafta sonu ve bu hafta sonu mahalle delege seçimleri yapıldı. Daha sonra sırasıyla, ilçe kongresi, il kongresi ve genel kongre yapılacak. (CHP’de genel kongreye “Kurultay” deniyor.)

İyi Parti’de de kongre sürecinin başladığını medyada okudum.

Bu paylaşımı, ne yaptığımızı bilmeden tartışan sosyal medya paylaşımları gördüğüm için kaleme aldım. Umarım yararlı olur.

İster bir parti içi seçimlerde olsun, isterse ülke genelinde yapılan seçimlerde olsun,
seçim sistemleri tartışılırken genellikle “iki temel ilke” hep karşı karşıya getirilir:

– Temsil (temsilde adalet) ve
– İstikrar (yönetimde istikrar)

(Bizde bu, “çarşaf liste mi, blok liste mi” olarak yapılan geleneksel bir tartışma şeklinde ortaya çıkar.)

“Çarşaf liste” yönteminde üyeler, alfabetik sırayla adları yazılmış adaylara oy verirler. En yüksek oy alanlar seçilirler. (Diyelim mahalle delege sayısı, 20 ise, en yüksek oy alan 20 kişi.) Çarşaf liste, “temsilde adalet” ilkesine daha uygundur. (Örn. Almanya’da SPD-Sosyal Demokrat Parti bunu uygular.)

“Blok liste” yönteminde ise, parti içi gruplar listeler hazırlarlar. Üyeler, bu listelerden birini seçerler.
Blok liste, “yönetimde istikrar” ilkesine daha uygundur. (Örn. İspanya Sosyalist İşçi Partisi, Fransa Sosyalist Partisi, bunu uygular.)

Genellikle “çarşaf liste” ile seçim yapmanın, daha demokratik sonuç verdiği düşünülür. Oysa bu doğru değildir. Çünkü seçilecek heyetin tek görevi, “temsil” etmek değildir. Aynı zamanda “yönetim” görevi de vardır. (Yani, her ikisi de görevidir.)

Bu nedenle, partiler “temsilde adalet” ve “yönetimde istikrar” dengesini kurmak için, genellikle ara formüller bulurlar.

Örneğin, çarşaf liste uygulanacaksa, oy verecek üyelere kılavuzluk etmek üzere gruplar ayrıca “tavsiye listeleri” yayınlarlar. (Bizde buna “anahtar liste” denilir.)

Ya da kotalar oluşturulur; Örn gençlik kotası, cinsiyet kotası, grupların aldığı oy oranlarına göre dağılım vb gibi.

Her seçim, hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, sonuç olarak, (parti içi-ülke içi vb) “güç dengelerini” ortaya çıkarır. Zaten seçimin bir amacı da budur; güç dengelerini ortaya çıkarmak.
Güç dengeleri, o günkü sosyolojik yapının, yönetime yansımasıdır.

Bir keresinde, bir ilçe örgütümüzde yapılan (ve çarşaf liste uygulanan) seçimlerde, ilk dört sırayı aynı köyden dört kişi almıştı!

Buna iyi ya da kötü diyemezsiniz.

O ilçe örgütünde, o köyden gelenler çoğunlukta ise, böyle bir sonucun ortaya çıkması, kaçınılmazdır.

Eğer o ilçede de o köyden gelen seçmenler çoğunlukta ise, o ilçedeki seçimi de kazanırsınız!
Ama değilse, parti o “köyün partisi” olarak kalır!

Seçim, her sorunu çözen bir tılsım değildir. Sadece katılımın bir şeklidir. Katılımın başka yol ve yöntemleri de bulunmalıdır.

Seçim, ortak aklın en doğruyu bulacağı varsayımına dayanır. Ama ortak akıl Hitler’i de ortaya çıkarabilir!

Demokrasi, dünyanın en kötü yönetim biçimidir; tabii denenmiş olan diğerlerini saymazsak! (Winston Churchill)

Doğan Subaşı…2104-2019 Dönemi Beylikdüzü Belediye ve İBB CHP Meclis Üyesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu