Yazarlar

Cübbeli Ahmet, MEB ve İlahiyat Fakülteleri

Mustafa SOLAK yazdı...

Cübbeli Ahmet “Çocuklarınızı imam hatip lisesi ve ilahiyata göndereceğinize düz ortaokul ve liselere gönderin, daha az hasarla çıkar” dedi ve ekledi: 

“Bütün çevremdeki insanlar çocuklarımızı gönderdik, kız çocuklarımız geliyor, Hoca sahabeye hakaret, hadis, mezhep yok…Yani müfredat işlemiyor. Müfredattaki şeye yorum katıyor. Hangi cemaate bağlıysa veyahut mezhepsizlik, reformist, mealcilik akımı her neyse orayı empoze etmeye çalışıyor. Bugün ilahiyatta benim reddiye yaptığım adamlardan ‘Kuran değişsin’ diyen adam şu an da Ankara ilahiyatta hoca…” 

Cübbeli Ahmet, nedenini yazının sonlarında açıklayacağım ama “çocuklarınızı imam hatip lisesi ve ilahiyata göndereceğinize düz ortaokul ve liselere gönderin, daha az hasarla çıkar” derken doğru söylüyor. Yalnız mezhep öğretilmediği, mezhepsizlik aşılandığı doğru değil. Çünkü din kitapları zaten Sünni mezhebinin anlayışına göre yazılıyor, Sünni mezhebinin öğretisi aşılanıyor. Dolayısıyla din öğretmeni istediği kadar yorum katsın, anlatımı, Sünni mezhebin sınırları dahilindedir. Din kitapları hadislerle doludur. Birini anlatmasa diğerine mutlaka değinecektir. 

Cübbeli’nin anlatımına göre MEB’in, ilahiyat fakültelerinin öğretiminden geçtiği halde hala, devletin müfredatını değil tarikat, cemaatinin müfredatını referans alarak ders anlatan öğretmenler var. İşin vehametini görüyor musunuz! 

Cübbeli “mezhep” derken “cemaat ve tarikatları” kastediyorsa, tepkisi kendi (İsmail Ağa) cemaatinin öğretisine yer verilmemesidir. Cübbeli aslında tarikat, cemaatler arasındaki çatışmayı gündeme getiriyor. Her tarikat, cemaat kendi anlayışını devlete, topluma dayatırsa FETÖ benzeri, dini kullanan darbelerin önünü alabilir miyiz? 

Sorumun safça olduğunun farkındayım. Tarikat ve cemaatler zaten “doğru din anlayışı”nı yaymak üzere var olduklarından gidecekleri nokta, devleti, toplumu ele geçirmek, gerekirse bunu darbeyle yapmaktır. Cübbeli Ahmet, kendi cemaatinden bir din öğretmenine “devletin okulunda öğretmenlik yap ama bizim cemaati referans alarak anlatma” dese bile, o öğretmen “o zaman boşa mı cemaatinize katıldım!” diyerek cemaatinin anlayışını referans alacaktır. 

Cübbeli’ye tepki gösteren Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü, “Öğrencilerin Kur’an ve sünnet çerçevesinde doğru inanca sahip olmaları, doğru bilgi, doğru düşünce ve doğru davranış kazanmaları hedeflenmektedir” dedi. 

Türkiye İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Konseyi de Cübbeli’yi kınayarak bu fakültelerin “sahih (gerçek) bir İslam anlayışının oluşmasında” önemli katkılar sunduğunu belirtti ve darbe uyarısı yaptı: 

“Din istismarının 15 Temmuz 2016’da hep birlikte yaşadığımız acı sonuçları ile bir kez daha yüz yüze kalmamak için, gündemde kalma ve bazı gayrı resmi oluşumlara alan açma gibi gayelere matuf bu tür beyanatlara ve ilmîlikten uzak, hurafelerden beslenen, insanları düşünmekten alıkoymaya çalışan anlayışlara itibar etmemeye davet ediyoruz.” 

Cübbeli Ahmet, daha sonra “Çocuklarınızı imam hatip lisesine göndermeyin” ifadesinin yanlış olduğunu ama % 7 oranında imam hatip lisesi  Abdurrahman Dilipak’ın  “‘Deizm’ ‘Pozitivizm’in çocuğu mu?” yazısını paylaşarak şu yanıtı verdi: 

“Ya biz de Abdurrahman âbimizin dediği gibi: ‘İmam H. öğretmeninin müfredata uymadığını söyledi ama kendisine tepki gösterenlere de hatipler, İlâhiyatlar Deist üretiyor!’ deseydik başımıza neler geleceğini tasavvur edebiliyor musunuz?” 

MEB ve Türkiye İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Konseyi, Cübbeli’yi kınamadan önce aynaya baksa iyi olur. İmam hatip ortaokul ve liselerinin hatta normal ortaokul ve liselerin din kitaplarında Türk Ceza Kanunu’na, insan onuruna aykırı had, kısas, diyet ve tazir cezaları “İslam Ceza Hukuku: Ukûbât” ünitesinde anlatılıyor. Dersler kitaplarında kadınlarla ilgili şu şekildedir: 

      • Erkek, kadınlar akraba değilse birden fazla kadınla evlenebilir,
      • Boşama yetkisi kocaya ait,
      • Boşama için kocanın mahkemeye gitmesine gerek yok, “boş ol” demesi yeterli,
      • Üvey baba, üvey kızının annesiyle zifafa girmediyse üvey kızıyla evlenebilir,
      • Kadının miras payı, erkeğin yarısı verilebilir 
      • Mezheplere göre avret yeri farklılığı düzenleniyor. 
      • Dinini ve ahlakını beğendiğiniz dünürün oğluna kızınızı vermezseniz yeryüzünde fitne ve bozgunculuk olurmuş,        

Dahası da var. Bunlar “İslam tarihinin seyri içinde bunlar düşünülmüş, uygulanmış” şeklinde yazılsa sorun olmayabilirdi ama “gerçek İslam budur” doğrultusunda yazılmıştır.  

Türkiye İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Konseyi, Cübbeli’ye kızıyor ama MEB’in okuttuğu ders kitaplarının yazarları arasında “Doç”, “Prof” ünvanlı ilahiyatçılar da var. Şimdi MEB’e ve Türkiye İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Konseyi’ne soralım: 

1. Bunlar, “Kur’an ve sünnet çerçevesinde” midir? 

2. Öğrencilerin “doğru inanca sahip olmaları, doğru bilgi, doğru düşünce ve doğru davranış kazanmaları” bu ifadelerle mi hedeflenmektedir? 

3. İlahiyat fakülteleri “sahih (gerçek) bir İslam anlayışının oluşmasında” böyle mi katkılar sunuyor? 

4. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi benzerleri böyle mi engellenir? 

Yanıtınız “hayır” ise Cübbeli’yi kınamadan önce bu ifadeleri ders kitaplarından temizleyip kitapları insan onuruna, kadın haklarına, anayasamıza, diğer yasalara uygun hale getirmelisiniz. 

MUSTAFA SOLAK 

NOT: Müfredat ve ders kitaplarındaki diğer ifadeleri, laikliğin önemini “Gayrimilli Eğitim” ve “Laikliği Doğru Anlamak” kitabımda geniş olarak okuyabilirsiniz. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu