Gündem

CHP Lideri Özgür Özel: Bizim ittifakımız Kütahya’yı, Türkiye’yi kucaklayan ittifaktır”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Kütahya halk buluşmasında seçmene seslendi. Özel, “Herkesi kucaklayan bir güçlü ittifaka ihtiyaç var. Biz o ittifaktayız. İttifakımızın adı Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı renklerini ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraktan alır. Türkiye ittifakı, milli takım kazanınca kim seviniyorsa onlarla birliktedir. Türkiye ittifakı, filenin sultanları şampiyon olunca onlarla birlikte ağlayanların, onlarla birlikte gülenlerin, Türkiye’yi sevenleri ittifakıdır. Bizim ittifakımızda korkmak yok, korkutmak yok. Bizim ittifakımızda kötü söz yok. Bizim ittifakımız Kütahya’yı kucaklayan, Türkiye’yi kucaklayan ittifaktır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Kütahya’da halk buluşmasında konuştu. Özel, burada yaptığı konuşmada, “Merhaba. 26 Ağustos akşamı hücuma geçen Atatürk’ün emriyle kurtuluş mücadelesinin, en önemli mücadelesinin, muharebesinin verildiği Dumlupınar’ın, büyük zaferin kenti Kütahya. Merhaba hepinize. Gediz’e, Şaphane’ye, Tavşanlı’ya, Simav’a, Hisarcık’a, Emet’e, Dumlupınar’a, Domaniç’e, Çavdarhisar’a, Altıntaş’a merhaba. Bir de oyların neredeyse hepsini alıp da sonra bir evladı doğalgaz isteyince dönüp de onu azarlayan Tayyip Erdoğan’a inat, yüzde 90 oy alıp da adını anmadığı, Aslanapa’ya merhaba. Aslanapa’daki, gönlü kırık kadınlara, annelerime, teyzelere, hepsine diyorum ki CHP varsa elbette güçlü olduğu yerlerin sesi olmak için değil, oy alalım, almayalım. Hepiniz için var. Hep beraberiz. Hep birlikte Türkiye’yiz. Hep birlikte başaracağız” dedi.

“SORUNLARI BİLİYORUZ”

Özel, “Ege’nin küçülen tek kenti olduğunu biliyorum. Göç verdiğini, doğum hızının düştüğünü, nüfusun yaşlandığını, Kütahya’nın dinamizmini kaybettiğini, yetişmiş elaman sıkıntısını, var olanın Kütahya’yı terk ettiğini biliyorum. Bu güzelim coğrafya ve Kütahya’nın bunca zenginliği, imkanı varken, bir turizm master planının bile olmayan vizyonsuzluğu, Kütahya’yı kendi kaderine bırakanları biliyorum. Birazdan tarım konusuna değineceğim. Altıntaş Ovasının nasıl o güzel havanın verimli ovanın kaderine terk edildiğini biliyorum. Bir yandan Tayyip Erdoğan’ın doğalgaz isteyenleri azarladığını biliyorum. Bir yandan Domaniç’te kendisi en erken 2026 derken, adayın bu sene doğalgaz getireceğiz yalanı ile oy toplamaya çalıştığını biliyorum. Dumlupınar’ın, Şaphane’nin doğalgaz sorununu biliyorum. Bütün ilçelerdeki beklentiyi biliyorum. Peki Türkiye, sen biliyor musun? Sen biliyor musun? Bu Kütahya’yı yıllardır Cumhur ittifakı yönetir. Önce AKP, şimdi MHP. Ama yıllardır buranın doğalgaz sorunu çözülmez. CHP’nin yönettiği Eskişehir’de, İzmir’de, İstanbul’da, Mersin’de, Antalya’da yok ama maalesef AKP’nin ve MHP’nin, Cumhur ittifakının yönettiği bu şehirde var. Oysa ne diyordu Ordu’da, iktidar yoksa doğalgaz yok diyordu. CHP’li belediyelerde doğalgaz sorunu yok. Cumhur ittifakında hala doğalgaz sorunu var” ifadelerini kullandı. Özel ayrıca şunları söyledi:

“YENİSİNİ ALMAYA GİDİYORSUN, ESKİSİNİN ZAMMINI KESİYORLAR”

“Doğalgazı çözmek için genelde iktidar olmaya değil, yerelde işi bilen, çalışkan belediye başkanına ihtiyaç var. Mevcut belediye başkanı dikkatini dağıttı. Şehrin sorunlarına odaklanmayı bıraktı. Yoruldu, bezdi ve bıktı. Şehrin sorunlarından uzaklaşmış durumda. Sadece merkez ilçede değil şehrin tüm ilçelerinde sıkıntılar var. Merkezdeki en büyük sıkıntı, kartlı sayaçlarda yaptıkları uygulama. Parayı yatırıyorsun, doğalgazı alıyorsun, bir dahakine alana kadar arada zam geliyor. Sen ödediğin doğalgazı yaktım sanıyorsun, yenisini almaya gidiyorsun, eskisinin zammını kesiyorlar. Yahu bu yaptığınızı Deli Dumrul yapmaz. Tunçbilek santralinde baca sorunu var. 10 yıldır bu iş hallolacak diyorlar, Tunçbilek’i zehirliyorlar. Hem doğalgaz sözlerini tutmuyorlar, hem de bacanın filtreleri hepimizi zehirliyor. Bir yandan Tavşanlı’daki özelleştirmelerin yarattığı işsizliği, bir yandan Dumlupınar’da Yenimahalle Belediyemizin yapıp teslim ettiği tesislerin ilgisizlik yüzünden perişan hale geldiğini görüyoruz. Baktık, dışarıdan destekle bizim bütün iyi niyetimizle bir şey olmayacak. Bu işi CHP olarak kökünden halletmemiz lazım. Hem bütün ilçelerde hem merkez ilçede dört dörtlük adaylarla CHP olarak bu seçimlerde Kütahya’da karşınızdayız.”

“EYÜP KAHVECİ BAŞKAN OLACAK”

“Bugün biraz önce sizinle hemhal eden, sohbet eden Eyüp Kahveci. Geçen seçimlerde de adayımızdı. Herkes yüzde 6-7-10 oy alır diye bekliyordu, geçen seçimde büyük bir sıçrama yaptı ve yüzde 26 oy aldı. Bu seçimlerde mutabakatla kendisini adaylaştırdık. Zaten Kütahya’ya hizmet etme isteği, Kütahyalılar için çalışma isteği hiç azalmamıştı. O günden bugüne çalışıyordu. Eyüp Başkan, MHP’deki büyük gerileme ile AKP’ye umut bağlayanların hayal kırıklıklarıyla, Kütahya’nın geri kalmışlıktan bıkkınlığı ile yeni bir nefes, yeni bir heves, yeni bir enerji, iyi, yetkin bir yönetici, başarılı bir iş adamı ve Kütahya’nın sorunlarını çözecek başkan. Eyüp Başkan, başkan olacak.”

“ÇİFTÇİLERİN ÇEKTİĞİ IZDIRAPLAR”

“Şimdi gelelim Altıntaş Ovasına, yani çiftçilerin çektiği büyük ızdıraplara. Nedir bu? En başta ama en başta, ne diyordu Tayyip Erdoğan? Oyu verin enflasyonu düşüreceğim. Oyu verin doları, mazotu, benzini düşüreyim. İnsanları biz gelmezsek, bunlar gelecek, vatanı böldürecekler, bayrağı indirecekler, ezanı dindirecekler yalanı ile kandırdı. Bak Tayyip Erdoğan, bu ülkede bir zaman bayrağı indirmeye, ezanı dindirmeye kalktılar o dönemde senin peşinden gittiklerin, öve, öve bitiremediklerin, özlediklerin işgal donanmasına kırmızı halı seriyordu. Benim peşimden gittiğim Kartal istimbotunun ucuna çıkmış. ‘Geldikleri gibi gidecekler’ diyordu. Eğer, günün birinde yine birileri bu güzel ülkede beka sorunu ve Türkiye’de tehlike olursa, bakın Tayyip Erdoğan’ınkiler var ya, o söyleyince havaalanında toplanıyorlar. Kot üstüne perdelik kumaştan yalandan kefen giyiyorlar. Ölmeye geldik diyorlar. Vallahi o kot üstüne perdelik kumaş çekenler değil ama Çanakkale’de, Dumlupınar’da dedesi kefensiz yatanlar kurtarır bu memleketi.”

“HUBUBAT İTHAL EDER HALE GELDİK”

“Şimdi bu diyordu ki verin oyu, enflasyonu, hayat pahalılığını, dövizi, mazotu düşüreyim. Geldiği gün ne kadardı mazot? 19 liraydı, şimdi 42 lira. Yüzde 109. Bir yıl olmadan 2 katından fazla zamlanmış. Ne yapacak Altıntaş Ovası’ndaki çiftçi? Bu ülke bir tarım ülkesi ama üretimden koparıldı. Tarlada 10 lira olan ürün, satıldığı yerde 100 liraya geliyor. Ama Türkiye’de tarım sektörü küçülüyor. Çiftçiler 10 yılda 3 kez küçüldü. 2023’te küçülen tek sektör tarım sektörü oldu. İstihdamın yüzde 15’i tarım sektöründen sağlanıyor. Yaklaşık olarak nüfusun yüzde 20’si tarım sektörü ile meşgul ama milli gelirden aldığı pay, yüzde 7’den bu sene yüzde 5’e düşmüş. Yani Atatürk’ün milletin efendisi dediği köylüler, çiftçiler yüzde 7’den yüzde 5’e düşmüş. Toplumun yüzde 20’si her 5 kişiden biri toprağa bakarken, alnının terini toprağa damlatırken, o damlayan terden bereket fışkırtıp, çoluğunun, çocuğunun rızkını sağlamak isterken o sektör küçülüyor, o sektöre ayrılan para azalıyor, çiftçiler milletin efendisiyken, en borçlu kitle haline getiriliyor. Milletin efendisine sahip çıkmayan hükümete Cumhurbaşkanına yazıklar olsun. Son 20 yılda tarım alanlarımız tam 3 milyon hektar azaldı. Belçika kadar. Koskoca Belçika kadar tarım alanımız ekilmez, dikilmez hale geldi. Türkiye son 10 yılda 36 milyar dolar hububat ithal etti. Bakın bu milletin dünyanın tahıl ambarı olması gerekirken hububat ithal eder hale geliyoruz. Ayrıca 10 yılda dışarıdan 7,2 milyar dolarlık da canlı hayvan ithalatı yapıldı. Bunların tamamı bizim çiftçimizi, bizim hayvancımızı tüketen işlerdir. Sonucunda ne olmuş? Sonucunda köylünün, çiftçinin bankalara borcu son 1 yılda yüzde 88 artmış. Para yok, pul yok, mahsul para etmiyor. Ama bankaya olan borç yüzde 88 artmış.”

“MİLLETİN EFENDİSİ SEFALET İÇERİSİNDE”

“Avrupa Birliği gayri safi milli hasılasının bütçesinin yarıya yakınını tarıma ayırırken, Türkiye yüzde 1,3’ünü ayırıyor. Avrupa Birliği yüzde 50’ye yakın, Türkiye yüzde 1,3. Adamlar tarımın kıymetini anladılar. Esas tarım ülkesi tarımın kıymetini bilmiyor. Kanun olmasına rağmen, gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i çiftçiye dağıtılacak kanun olmasına rağmen destekleme ile ilgili verilecek para 263 milyarken, sadece 85 milyar lira destekleme vermişler. Daha bu sene çiftçinin cebinden kanuna göre olması gereken paranın 178 milyar lirasını bu hükümet çalmış durumda. Çiftçi bu haldeyse, açsa, yoksulsa, bankalara borçluysa, sabahın erken saatlerinde köylere haciz için sarı taksiler, avukatlar geliyorsa, eğer çiftçinin haczedilen traktörleri haraç mezat satılıyorsa, evindeki pulluğu, televizyonu alıp götürülüyorsa, Atatürk’ün emaneti, milletin efendisi sefalet içindeyse, bu düzeni değiştireceğiz. Başka çaresi yok. Emekliler açısından çok büyük sıkıntılar var. Biz sürekli emeklinin sorununu çeşitli karşılaştırmalarla anlatıyoruz. Bir tane de Kütahya’da yapacağız. Ama önce şunu söyleyeyim. Emekliler AKP hükümetinin geldiği 2002 yılında en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Biraz önce şu Opet’in yanında, taksi durağının dibinden 2 emekli amcamla konuştum. Televizyonlar çekti. İlk başlarda durumumuz çok iyiydi diyor. Asgari ücretin misliyle alıyorduk diyor. O zaman rahattı, şimdi kötü diyor. O zaman 1,5 asgari ücretti. Şimdi emekli maaşı 0,6 asgari ücret bile değil 0,59. Yani asgari ücret 17 bin lira, emekli 10 bin liraya mahkum.”

“18 KİLO KIYMA KAYIP”

“İlk geldiğinizde, ilk amcam 26 senelik emekliymiş. Emekli maaşını çekip 3 Kasım’da şuradaki kuyumcuya gitse, altın almak istese o günkü parayla 8 çeyrek altın alıyor. Bugün 10 bin lirayı çekti, aynı kuyumcuya gitti. 2,5 çeyrek altın alıyor. Arada 5,5 çeyrek altın var. Ne oldu? Cepte 5,5 çeyrek altın olacaktı. Ne oldu, emeklinin ayda 5,5 çeyrek altınını bu iktidar çaldı. Tayyip Erdoğan çaldı. Peki emekliler şunu hatırlıyor mu? 2015 yılında CHP, emekliye iki bayramda birer ikramiye dedi. Veremezsin dediler. Baktılar, 7 Haziran seçimini kaybettiler, biz de vereceğiz dediler. Yıl 2018’e kadar oyaladılar, kandırdılar. Kulaklarının üstüne yattılar. 2018 seçimi gelirken biz hatırlatınca biner lira verdiler. Biz bin lira yetmez dedik. En az asgari ücret olacak dedik, bin lira dediler. Bakın o beğenmediğimiz bin lira 2021’de 2 bin, bu sene de güya 5 yapacaktı, 3 bin lira oldu. O beğenmediğimiz, halkı olarak itiraz ettiğimiz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu, 2018 yılında. Bu sene 3 bin lirayı çektin, gittin şuradaki kasaba. O 3 bin lira 6 kilo dana kıymayı zor alıyor. Alamıyor bile. Yani sadece emekliler, sadece 2018’deki emekli ikramiyesinin alım gücüyle bugünkü bayramdaki 3 bin liranın alım gücü arasında 18 kilo kıyma kayıp.”

“BÜTÜN MİLLETİMİZE ŞİKAYET EDİYORUZ”

“Ramazan geliyor. Ramazan mübarek günde kurulacak iftar sofrasından, emeklinin buzdolabından, tezgahından, mutfağından, emeklinin kursağından 18 kilo kıyma çaldı bunlar. Afyon’da hesapladık. Hesabı sucuktan yaparsan, 8 kilo sucuk çalındı emeklinin maaşından. Bu şehrin çok önemli bir kısmı emekli ve çiftçi. Emekli maaşıyla bir mazot hesabı yapalım bakalım. Sadece geçen sene 7 bin 500 lira emekli maaşıyla 375 litre mazot alınıyordu, bu sene 10 bin liralık emekli maaşıyla sadece 245 litre mazot alınıyor. Aradaki fark 130 litredir. Emeklinin cebinden 130 litre, yani eğer traktöre koyarsan 2 depo, arabaya koyarsan 3 depo mazot geçen seneden bu seneye emekliden çalınmıştır, bunu Kütahya’dan bütün emeklilerle birlikte bütün milletimize şikayet ediyoruz. Yazıklar olsun. Ben emekliye emekli kartı ver, içine 7 bin lira farkı yatır, ayrıca doğalgaz, elektrik ve suda yüzde 24-40 indirim yap, gel bu emekliyi cendereden kurtaralım dedim. Para yok dedi. 1,4 trilyon lira para lazım dedi, biz hesapladık 690 milyar lira yetiyor. Ama bu İliç’teki madende gidip şirkete parayı bulmuş. Beşli çetelere bulmuş. Müteahhitlere, yandaşlara bulmuş, her türlü yandaşa parayı bulmuş, bir tek emekliye yok diyor, çiftçiye yok diyor. Şimdi Altıntaş Ovası’nın çiftçilerine, Kütahya’nın köylülerine ve bütün emeklilerine soruyorum, size böyle yapan Tayyip Erdoğan 31 Mart’ta karşınıza çıkacak. 31 Mart’a Tayyip Erdoğan’a oy var mı? MHP’ye oy var mı? Cumhur ittifakına oy var mı? Bizi yok sayana biz de oy vermeyiz diyor Kütahya. Ama Kütahya kime oy vereceğini biliyor. Eyüp Kahveci’ye oy vereceksiniz ama ondan önce bir şartımız var. İlk kez Kütahya’da açıklıyoruz. Yarından itibaren, 8 Mart’tan itibaren, Cuma günü bütün Türkiye’de belediye başkanlarımız bir taahhütname imzalayacaklar. Daha önce bir kısmını söylemiştim. Örneğin mal varlığımı seçildiğimde belediyenin kapısına asacağım diye taahhütname imzalayacaklar. Temiz adam, korkmaz ki kimseden.”

“ÇAĞDAŞ BELEDİYECİLİK”

“Ayrıca CHP’li belediyeler, kadın hakları konusunda, kadınların eşit temsili konusunda, kadına karşı şiddette tavizsiz olma konusunda, kadınların belediyecilik hizmetlerinden yararlanırken, esnafta kadınların hayatlarını kolaylaştıracağı konuda, kreşler yaparak onları sosyal yaşama katma konusunda, kadın istihdamını artırma konusunda taahhütte bulunacaklar. Hayvan hakları konusunda taahhütte bulunacaklar. Çağdaş belediyeciliğin gerektirdiği gençlerin talepleri konusunda taahhütte bulacaklar. Dünden bugüne bir ihtiyaç daha ortaya çıktı. CHP’li belediyeler kişilerin, dini inancı, mezhebi, etnisitesi, doğduğu yer, ırkı ve yine hangi siyasi görüşe bağlı olduklarına bakılmaksızın belediye hizmetlerini eşit sunacaklarına ve belediyelerin kapılarını herkese tam olarak ardına kadar açacaklarına söz verecekler. Cuma günü CHP’li belediyelerin, belediye başkanlarını kamuoyuna açık taahhütlerini, mal bildirimlerinden başlayıp, eşit, hakça hizmeti kimseyi ayırmadan sunacaklarına kadar taahhütnameleri belediye başkanlarımıza gönderiyoruz. Bu hizmetleri sunacakların kentte ve bizim başımızın üstünde yeri var. Onlara inanıyor, güveniyoruz.”

“TÜRKİYE’YE VE SİZE GÜVENİYORUZ”

“Malum karşımızda Cumhur ittifakı var. Her geçen gün birbirine benzeyen, her geçen gün birbirine benzeyen, küfreden, hakaret eden, istismar eden, hedef gösteren, şantaj yapan bir ittifak. Bu ittifak, AKP ile MHP’nin dışında yanlarına bir de Hizbullahçıları, domuz bağcıları, kadınları sahiplendireceğiz diyen bir anlayışı aldı. Bunlar geçen seçimlerden 10 ay önce Yargıtay’da Hizbullah’ın yasaklarını kaldıracak düzenlemeleri, itirazları yapmaya, sessiz sedasız bunların önünü açmaya başladılar. Bu tehdit, şantaj, kötü söz, kavga ittifakının karşısında güçlü, birlikte, kimseyi ötekileştirmeyen, ötekinin hakkını da savunan, kimseyi şeytanlaştırmayan, herkesi kardeşleştiren. Herkesi kucaklayan bir güçlü ittifaka ihtiyaç var. Biz o ittifaktayız. İttifakımızın adı Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı renklerini ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraktan alır. Türkiye ittifakı, milli takım kazanınca kim seviniyorsa onlarla birliktedir. Türkiye ittifakı, filenin sultanları şampiyon olunca onlarla birlikte ağlayanların, onlarla birlikte gülenlerin, Türkiye’yi sevenleri ittifakıdır. Bizim ittifakımızda korkmak yok, korkutmak yok. Bizim ittifakımızda kötü söz yok. Bizim ittifakımız Kütahya’yı kucaklayan, Türkiye’yi kucaklayan ittifaktır. Rengi kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Biz Türkiye ittifakıyız, Türkiye’ye ve sizlere güveniyoruz, adaylarımıza güveniyoruz, onları size, sizi de Allah’a emanet ediyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu