Gündem

Dr. Ahmet Kartalkanat: “Eleştirilerim tamamen duyduğum sorumluluktan kaynaklanmaktadır”

“CHP Eyüpsultan İlçe Başkanlığına yapılacağı konuşulan atamayla ilgili haberler yerel basında yer alınca, düşüncelerimi CHP örgütü ve partimize gönül veren arkadaşlarımızla paylaşmayı bir sorumluluk olarak gördüm.

2015 yılında aktif siyaseti bıraktım. O tarihten bu yana hiçbir politik makam, mevki ya da görev beklentim olmadı. . Bu nedenle yazdıklarımın tek amacı, partimizin daha demokratik, daha güçlü ve iktidara yürüyen bir yapıya kavuşmasına katkı sunmaktır.

Aktif siyasette bulunduğum yıllarda Eyüpsultan İlçe Kongrelerinin büyük bölümünü yakından yaşadım. Destek verdiğim Mehmet Vural,Lütfi Gündondu, Safi Karayalçın, Aligalip Mamal, Levent Karakoç, Ali Turan ve Doğan Sarıtaş ilçe başkanı seçildiler. Ancak ilginçtir ki, seçilen başkanların hemen hepsiyle kısa süre içinde farklı düşünmeye başladım. Çünkü benim desteğim kişilere değil, ilkelereydi. Rahmetli Mehmet Sevim atamayla göreve geldiği için kongre sürecinde destek vermedim. Sinan Ayçiçeği’ni de desteklemedim, buna rağmen seçildi. Bütün bunları kimseye paye vermek için değil, yıllardır örgütün içinde bulunmuş bir kişi olarak yaşadığım deneyimi paylaşmak için anlatıyorum.

Bugün yaşadığımız temel sorun, yalnızca CHP’nin değil, ülke siyasetinin genel sorunudur. Siyaset, toplumun geleceğini belirleyen en önemli alandır. Ancak ne yazık ki birçok partide kamu yararı yerine kişisel çıkarlar, hizipçilik ve organize güç odakları etkili olmaktadır. Bunun bedelini de ülkemiz ve halkımız ödemektedir.

Genel merkezlerin ve belediyelerin imkânları parti içi mücadelelerde kullanılmakta; üye kayıtlarından mahalle delege seçimlerine, ilçe kongrelerinden aday belirleme süreçlerine kadar birçok alanda adalet, şeffaflık ve liyakat zedelenmektedir. Parti içi demokrasi, ön seçim ve hukuk ilkeleri ikinci plana itilmekte; parti tüzüğü, programı ve üyelerin iradesi yeterince dikkate alınmamaktadır.

Yıllardır bu yanlışları dile getirenler, “partiye zarar veriyor” denilerek susturulmak istenmiştir. Oysa gerçek zarar, eleştirmek değil; yanlışları görmezden gelmek ve aynı anlayışı sürdürmektir.

Benim hiçbir kişisel hesabım yoktur. Aktif siyaseti yıllar önce bıraktım ve yeniden görev alma gibi bir düşüncem de bulunmamaktadır. Bu nedenle eleştirilerim tamamen CHP’nin geleceğine ve Türkiye’nin demokrasi mücadelesine duyduğum sorumluluktan kaynaklanmaktadır.

İnanıyorum ki CHP yeniden güçlenmek istiyorsa; tüzüğüne, programına ve sosyal demokrat kimliğine sahip çıkmalı; ön seçimi temel ilke haline getirmeli, üyelerini karar süreçlerinin gerçek sahibi yapmalı ve liyakati esas alan bir örgüt anlayışını hâkim kılmalıdır. Özgürlük, eşitlik, demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve dayanışma ilkeleri yalnızca söylemlerde değil, parti içi uygulamalarda da yaşatılmalıdır.

Bugün konuşulması gereken kişiler değil, anlayıştır. Atamalar değil, üyelerin iradesidir. Güçlü kişiler değil, güçlü kurumlar ve güçlü demokrasi partimizi iktidara taşıyacaktır.

Bu düşünceleri yıllardır savundum. Eleştirildim, dışlandım, zaman zaman haksız ithamlara maruz kaldım. Buna rağmen doğru bildiklerimi söylemekten vazgeçmedim. Çünkü inanıyorum ki partisini gerçekten sevenler, yanlışları alkışlayanlar değil, onları cesaretle dile getirenlerdir.

Dileğim; CHP’nin kendi içinde demokrasiyi, hukuku ve liyakati yeniden hâkim kılması, Türkiye’nin de güçlü bir hukuk devleti ve gerçek bir demokrasiye kavuşmasıdır.

Saygılarımla.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu