İstanbul

Cemal Gökçe: “Harun Karadeniz’in ismi, indirildiği yere derhal asılmalıdır”

15 Şubat 2026 Pazar Günü yapılan İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Genel Kurulunda alan adaylarını Özer Or’un olduğu Çağdaş Mühendisler Gurubu 2 305 oy alabilirken AKP’ye yakın olan Uygarlık Mühendisler Gurubu aday Mustafa Keleş 2 347 oy alarak seçimleri kazanırken yeni yönetimin ilk icraatlarından biri İMO İstanbul Şube Binasındaki Harun Karadeniz konferans salonunun adını değiştirmek oldu.

Konu ile açıklama yapan 34. ve 46.Dönem İMO Başkanı Cemal Gökçe “ABD’ye ve emperyalizme karşı direnen bir kuşağın önemli bir önderi ve simgesi olarak sevgi ve saygıyla hatırlanması gereken yurtseverlerdir. Harun Karadeniz’in ismi, indirildiği yere derhal asılmalıdır” dedi.

Cemal Gökçe konu ile ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamasında “İnşaat Mühendisleri Odası 46.Dönem Yönetim Kurulu olarak 7 Mart 2020 Tarihinde İstanbul Şubemizin kullanımında bulunan binanın konferans salonunda; “BİLİM, TEKNOLOJİ, MESLEĞİMİZ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE HARUN KARADENİZ” konu başlığı altında bir konferans düzenlemiştik.

Konferansta, 46.Dönem İMO Yönetim Kurulu olarak almış olduğumuz bir kararı, çok sayıda meslektaşımızın bulunduğu salonda açıklamıştım. İçinde bulunduğumuz salonun isminin “HHARUN KARADENİZ KONFERANS SALONU” olması gerektiğini ifade etmiştim.

Daha sonra İMO İstanbul Şubesi, mülkiyeti İMO Genel Merkezine ait olan binanın konferans salonunun ismini “HARUN KARADENİZ KONFERANS SALONU OLARAK” değiştirmişti.

Bugün bölgemiz yine Birinci Dünya Savaşının koşullarını yaşıyor. Bir salyangoz gibi kabuğumuzun içine saklanarak görüleni görmemek gibi davranmak mümkün değil. Enerji kaynaklarının kullanılması ve paylaşılması sorunu resmen ilan edilmese bile bölgede soğuk bir hava estiriyor. Ortaya çıkan çatışmalar bölgeyi kan gölüne dönüştürmüş durumda. Açıkçası ülkemizin güneyi birkez daha emperyalist ülkelerin işgali altına girmiş durumda.
Amerika askeri gücünün bir kısmını Arap yarımadası ve Akdeniz’e yığmış. Filistin’in Gazze Bölgesi ABD ve İsrail işbirliği ile yerle bir edilmiş, taş taş üzerinde bırakılmamıştır. Başta ABD ve İsrail olmak üzere emperyalist ülkeler bugünlerde İran ve Lübnan’ı da işgal etmeye çalışıyorlar. Ortadoğu’un enerji kaynaklarına ve nadir bulunan elementlere el koymak istiyorlar. Kullandıkları akıllı füzelerin sesi ve tahribatı kulaklarımıza kadar geliyor. Atılan füzeler ülkemizin farklı yerlerine düşüyor.

Tam da bugünler de Harun Karadeniz ve mücadele arkadaşlarının emperyalizm ve yerli işbirlikçilerine karşı verdikleri mücadeleyi bir kez daha hatırlamak gerekiyor.Fakat kısa bir süre önce yapılan İMO İstanbul Şubesi seçimlerini 42 oy gibi az bir farkla kazanan ve yönetime gelen “Uygarlık Mühendisleri Gurubu”, başka yapılacak işleri yokmuş gibi, Şubenin Konferans Salonunun girişine konan “HARUN KAREDENİZ KONFERANS SALONU” ismini kaldırmışlardır.

Oysa Harun Karadeniz ismi dünü bugüne, bugünü geleceğe bağlayan ve toplumsal gelişmenin hafızasını diri tutan, ABD’ye ve emperyalizme karşı direnen bir kuşağın önemli bir önderi ve simgesi olarak sevgi ve saygıyla hatırlanması gereken yurtseverlerdir. Harun Karadeniz isminin konferans salonundan kaldırılması kimleri sevindirir biliyor musunuz? ABD, İsrail ve onların yerli işbirlikçilerini sevindirir.

Ülkemiz de bir yandan ABD ve İsrail’in Filistin Halkına karşı yaptığı katliam ve zulme karşı çeşitli gösteriler yapılırken, diğer yandan ABD ve emperyalist güçlerin geçmişte cezalandırmaya çalıştığı Harun Karadeniz isminin konferans salonundan kaldırılması acaba hangi aklın ürünü olarak gündeme gelmiştir?
Hangi duruma düştüğünüzün farkında değil misiniz?

Harun Karadeniz sadece devrimci ve yurtsever bir insan olmasıyla tanınmaz. O, önemli bir entellektüel, bildikleriyle yetinmeyen, sürekli olarak soran ve araştıran bir meslektaşımızdır.1968 kuşağının önemli bir öğrenci lideridir. İTÜ İnşaat MühendisliğibTalebe Cemiyeti Başkanlığı ve İTÜ Öğrenci Birliği Başkanlığı yapmıştır. Döneminin dünyasını ve ülkemizi tanımak için çokça okumuş ve araştırmıştır. Slogan düzeyinde kalmadan her olayın bir nedeni, geçmişi ve sonucu olduğunu düşünerek ”neden sonuç ilişki bütünlüğünden” kopmadan mücadelesini sürdürmüştür.
Bizler, bir birikimin ürünüyüz. Bu birikimi bizlere aktaranlar olduğunu yok sayarak toplumsal hafızadan uzak kalmaya zorlanmak doğru bir yol değil.Yaşananlara ve olaylara bakarken ülkemiz de “neden sonuç ilişkisinin” dikkate alınmadığını görüyoruz.

Fakat;“Sorunları başkaları yaratmış olsa da bu sorunların çözülmesi için kendimizi sorumlu görürüz” diyen bir yurtseverdir Harun Karadeniz.

-Savaşa ve silahlanmaya karşı durmanın ülkemiz ve dünyadaki yoksulluğu azaltacağını,.
-Montaj sanayiye dayalı bir kalkınma yerine, makine üreten bir sanayinin kurulmasını,
-Parasız ve herkese eşit bir eğitimin yapılmasını,
-Kaliteli bir üniversite eğitimi için, öğrenenlerin yeterli bir lise eğitimi almış olmalarını, öğretenlerin de yetkin ve bilimsel yeterliliğe sahip olmaları gerektiğini, -Özerk bir üniversite, demokratilk bir yönetim yoksa bilimsel ve teknolojik gelişmenin olmayacağını yüksek bir sesle halkımıza ve yönetime duyuranlardandı.
-Köy Enstitülerini ve burada yapılan eğitimin şeklini,-1968 İlkolul Öğretmenleri Eğitim ve Öğretim Proğramını,
-7. ve 8. Milli Eğitim Şurası Kararlarını,- Ülkemizin ve çeşitli ülkelerin eğitim proğramlarını,
-Liyakatlı ve bilgili öğretmenlerin orta ve lise öğretiminde yetiştirdiği öğrencilerin üniversiteye girmelerini,
-Eğitimin bilimsel ölçüler içinde üretime dönük olarak yapılmasını,-Tüketim ekonomisi yerine üretim ekonomisini,
-Savaşa karşı barışı ve ülkemizin bağımsızlığını,-Üniversitelerin parasız ve özerk bir yapıya kavuşarak bilim ve teknoloji üretiminde başat görev yapmasını savunanlardandı.

Genç yaşına rağmen Harun Karadeniz’in ortaya koymuş olduğu ürünler bugün için de geçerliliğini koruyor. Söylemek isterim ki; bilimsel, teknik ve sosyal gelişimin önüne konulan engellere karşı, önceki kuşakların vermiş oldukları mücadeleyi yeni meslektaşlarımızın önüne koymak bir yurtseverlik görevidir.

HARUN KARADENİZ’in gözler önünde olmasından onur ve mutluluk duymak gerekir.

12 Mart 1971’tarihinde bir muhtura ile gerçekleşen askeri darbe sonunda ülkemizde başlatılan cadı avından Harun Karadeniz’ de nasibini almış ve tutuklanmıştır. Tutukluyken, kolunda başlayan ve vücuduna yayılan kanser tümörünün tedavisi için tüm tahliye talepleri reddedilmiştir.

Tahliye olduktan sonra kanser tedavisinin yapılması için Londra’ya gitmiş, fakat tedavide geç kalındığı için sağ kolu omuzundan kesilmek zorunda kalmıştır. Türkiye’ye döndükten sonra da fazla yaşayamamış, 15 Ağustos 1975’ tarihinde mücadele ile dolu olan kısacık yaşamına veda etmiştir.

Son olarak şunu söylemek isterim ki; Harun Karadeniz, Amerikan emperyalizmine direnip, Filistin Halkının yanında ve ülkemizin bağımsızlığı yolunda direndiği için cezalandırılmak istenen bir devrimci ve bir yurtseverdir.
Bu nedenle omuzundan kesilen kolunu, mücadelesinin borcuna karşılık olarak kendisini cezalandırmak isteyen emperyalistlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin suratına atmıştır.

Ayrıca; “Biz mühendisler için tek yol, kim için ve ne için çalışacağını bilerek, emekçi halkımızın yararına üretim yapma olanaklarını aramaktır” diyen Harun Karadeniz’in ismi, indirildiği yere derhal asılmalıdır. Yoksa, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin bugünkü Yöneticilerinin, Harun Karadeniz’i cezalandırmak isteyen ABD emperyalizmi ve Filistin’i ezen İsrail güçleriyle aynı halkada anılmalarından üzüntü duyarım” ifadelerini kullandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu