CHP 39. Olağan Kurultayı… Özel: Ekrem İmamoğlu adayımızdır, A planımız da B planımız da Z planımız da budur

CHP Lideri Özel, “Bugün adayımızın metrodaki sesinden, duvardaki resminden, sosyal medyadaki hesabından bile korkuyorlar. Onlara buradan bir kez daha söylüyorum: Ekrem İmamoğlu adayımızdır. A planımız da B planımız da Z planımız da budur.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 39’uncu Olağan ‘Şimdi İktidar Zamanı’ Kurultayı’nda konuştu. CHP Lideri Özel, şunları söyledi:
“Onunla mücadelenin meşru yolu sandıkta yarışmaktır. Ekrem İmamoğlu, milletin adayıdır. Sarayın adayı kimse, kendisine güveniyorsa meydana çıkmalıdır. Ekrem İmamoğlu’nu alt edeceksen millete güveneceksin, karşısına çıkacaksın. Hodri meydan. Yargı kollarına değil, teşkilatına güveneceksin. Ben örgütüme güveniyorum. Ben milletime güveniyorum. Adayım burada ve örgütüm burada, sandık nerede? Hodri meydan. Getirin sandığı, millet versin kararı.”
“HİÇBİR DÖNEM, BU DÖNEMİN GADDARLIĞIYLA YARIŞAMAZ”
“Bugün 15 belediye başkanımız ve yol arkadaşımız tutukludur. Her birinin değerli aileleri; eşler, çocuklar, anneler, babalar bu salondadır. Bize emanettir ve millete emanettir. Yalanlar, iftiralar attılar. Yalana, iftiraya doymadılar. Tam 237 gün sonra iddianame yazabildiler ama attıkları, sekiz aydır tartıştırdıkları yalanların iddianamede arkasında duramadılar. İddianameye o yalanları yazamadılar. Bizi yargılayacakları iddianame ile bu aziz milletin vicdanında kendileri yargılanıyorlar. Çünkü millet günün mağdurlarının nasıl zalim olduğunu gördü. Sayın Erdoğan da bu gerçekleri görünce rahatsız oluyor ve ‘Anlatamıyorsunuz’ diyor. Gazetecilere, basın mensuplarına, yandaş basına yükleniyor, zorluyor. Ama bir yalan, bir doğrunun karşısında; bir iftira, bir hakikatin karşısında ne kadar dayanabilir ki? Çok rahatsız olduğu o videoyu, genel istek üzerine milletimize bir kez daha arz ediyorum. Tüm vatandaşlarımızın vicdanına sesleniyorum. Bu kadar yalan, bu kadar iftira, bu kadar kul hakkı olur mu? Rahmetli Erbakan’ın dediği gibi ömür boyu alınları secdeden kalkmasa bu vebali ödeyemezler. Bu ülke elbet çok kara kışlar, çok zor zamanlar gördü. Ama hiçbir dönem bu dönemin gaddarlığı ile yarışamaz. Soruyorum, kim inandığını özgürce dile getirebiliyor? Çıtını çıkaranı, Silivri’ye atıyorlar, kaşını oynatanın malına mülküne çöküyorlar. ‘Acaba’ diyenin kulağını çekiyorlar, sonra ortalıkta bir daha görünmüyor. Gazeteciler tutuklanırken, onların arkadaşları susuyor. Sanatçılar ip gibi sabahın köründe sıraya dizilip haysiyetleriyle oynanırken, diğer meslektaşları konuşmuyor. Siyasetçilere, iş insanlarına, sivil toplum temsilcilerine kelepçe vurulurken, diğerleri ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyor. Milyonlar direnirken, bedel öderken, susanlara soruyorum. Bu suskunluğu, bu çaresizliği kim öğretti size? Komşunuz oradayken fırlayıp gitmek yerine, sessizce kapıyı çekip arkanızı dönmeyi, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır değeri ile yoğrulan bu topraklarda yanı başınızda yaşananlara susmaya nasıl alıştınız? Ne zaman unuttunuz, bu ülkenin nasıl kurtulduğunu? Seyit Onbaşı’nın sırtında mermi değil, milletin kaderini taşıdığını ne zamandan beri unuttunuz? Nene Hatun’un sadece yaralı askerlere değil, milletin haysiyetini kurtarmaya koştuğunu ne zaman unuttunuz? Elinde kumandası, üstünde pijaması oturanlara sesleniyorum. Gün sokaklara çıkma, meydanlara akma günüdür. Gün; dayanışma, direnme günüdür. Gün; bu kara düzene itiraz etme günüdür. Ya o pijamayla evinde oturup sıranın sana gelmesini bekleyeceksin ya da meydanlara çıkıp bizimle birlikte bu darbeyi püskürteceksin. Evde, elinde kumandasıyla oturan, pijamalıya sesleniyorum. Ya meydanlara çıkacaksın, bu darbeyle yüzleşeceksin, nereye davet ediliyorsan oraya güç vereceksin, itiraz edeceksin, sandığı, Cumhuriyet’i kurtaracaksın. Ya da sonra hiç hayıflanmayacaksın. Meydanlar bizimdir, sokaklar bizimdir, mücadele bizimdir, Türkiye hepimizindir. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”






