İstanbul

Gökan Günaydın: Siyaset, ticaret ve tarikat ‘Adliye Sarayı’nı bir kene gibi sarmış

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da “Adaletin Susurluk skandalıyla sarsıldığı bir süreci yaşıyoruz. Siyaset, ticaret ve tarikat adeta Adliye Sarayı’nı bir kene gibi sarmış durumdadır” dedi.

CHP Grup Başkanvekilleri Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır, CHP’li belediyelere yapılan operasyonlara ilişkin, Çağlayan Adliyesi önünde açıklamalarda bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise şunları kaydetti:

“An itibarıyla adaletin Susurluk skandalıyla sarsıldığı bir süreci yaşıyoruz. Siyaset, ticaret ve tarikat adeta Adliye Sarayı’nı bir kene gibi sarmış durumdadır. Avukatlar kimlerin yönlendirdiğini bizim bildiğimiz ama yakında ortaya çıkacak şekilde kendi yetkilerinin çok üzerinde görevi kötüye kullanarak, insanları tehdit ve şantajla muhatap kılarak çeşitli beyanları imzalamaya zorlamaktadır. Sanıkları ve aynı zamanda avukatlık ücreti altında onlardan -yanlış duymuyorsunuz- 2 milyon dolar, 10 milyon dolar gibi çeşitli edinimler elde etmeye çalışmaktadırlar. Bu bağlamda iftira edenler, yani gerçek suçlular, yani çete liderleri çıkmakta, kendisine iftira edilenlerin ise sanal olarak dosyaları kabartılmaktadır.

Mesele artık bir İBB borsası meselesinin üzerine çıkmıştır. Bir Mehmet Yıldırım vakasından bahsetmiyoruz. Yani Mehmet Yıldırım’ın Yener Toraman’a gidip ‘savcılığın talep ettiği şu beyanları imzala, şu parayı da ver’ sözünden sonra, Sayın Genel Başkanımızın ifadelerinin arkasından Mehmet Yıldırım’ın gözaltına alındığını ve ev hapsi ile serbest bırakıldığını biliyoruz. Mehmet Pehlivan, dün ziyaret ettim Çorlu’da, tek kişilik hücrede ama Mehmet Yıldırım ev hapsinde ve dolayısıyla eğer tanık varsa baskılayabiliyor, eğer delil varsa karartabiliyor. Arkasından Mücahit Birinci vakası geldi. Mücahit Birinci, Murat Kapki’rin önüne 1,5 sayfalık rapor koydu, ‘bunu imzala’ dedi. Orada ne vardı? Meseleyi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkeziyle, kurumsal kimliğiyle bağdaştıran, Genel Başkan’a taşıyan, Ekrem İmamoğlu Başkan’a yeni iftiralar atan… Soru şu kadar açıktır: Mücahit Birinci bunu tekil birey bir şahıs olarak mı yapmaktadır, yoksa birilerinin temsilciliği ve sözcüsü olarak mı yapmaktadır? 2 milyon dolar kendisi vekaletname ücreti istemiş. Şu ana kadar savcılık tarafından ifadesi alındı mı? Acaba Mücahit Birinci’nin, Mehmet Yıldırım’ın baz kayıtları, HTS kayıtları alındı mı? Hangi adliyenin kaçıncı katında toplantı yaptığı, hangi savcıyla irtibatı olduğu bu teknik araştırmalar sonucunda ortaya konuldu mu? Hiçbiri konulmadı. Ancak bir kere daha söylüyorum, artık mesele bu boyutun üzerindedir.

23 Temmuz günü Fatih Keleş’in yanına iki tane avukat gidiyor. Adları Recep Seyhan ve Hamza Uçan. Recep Seyhan adını Zaman Gazetesi röportajlarıyla birlikte tarattırdığınızda Recep Seyhan’ın arkasındaki müktesebat ortaya çıkar. Hamza Uçan’ın Baran Dergisi röportajlarını ortaya çıkarttığınızda onun da arkasındaki müktesebatı ortaya çıkar. Siyaset, ticaret ve tarikat diyorsak boş yere demiyoruz. Şimdi Recep ve Hamza ne yapmışlar? Daha evvel Adem Soytekin’in etkin pişmanlık adı altında verdiği iftiraların avukatlığını yürütmüşler. Sonra Fatih Keleş’le hiçbir alakaları olmamalarına rağmen, kimisi gece 23.00’te olmak üzere Fatih Keleş e gidiyorlar. 23 Temmuz’da diyorlar ki ‘Her türlü suç senin üzerine yükleniyor. Bunları imzala, para da ver, savcılığın istediği beyanları da yap, sen kurtul.’ Sonra 5 Ağustos’ta yeniden gidiyorlar yanına. 23 Temmuz’da Fatih Keleş, ‘Ben kimseye iftira atmam’ diyor.

5 Ağustos’ta tekrar Fatih Keleş’in yanına gece 23.00’te gidiyor ve Recep Seyhan diyor ki ‘Senin hakkında ciddi iddialar var. Sen Aktaş’ı öldürtmek istemişsin. Bu nedenle de adı geçen kişiyi kullanmaya çalışmışsın, Selahattin Yılmaz’ı kullanmaya çalışmışsın, azmettirmeye çalışmışsın. Bu nedenle hakkındaki iddialar çok arttı. Bunları imzala, kurtul’ diyor. Onlar gittikten sonra 6 Ağustos günü avukatına bir mektup yazarak Fatih Keleş bütün bu süreci açıkça anlatıyor. Arkadaşlar sonra bir on günlük suskunluk dönemi geçiyor. 17 Ağustos’ta, 18 Ağustos’ta ve 19 Ağustos’ta üç gün üst üste Sabah gazetesi bu iddiayı manşet yapıyor. Sabah gazetesi kimindir? Sabah gazetesi damadın ağabeyinindir. O halde Sabah gazetesinin bu haberleri manşete çıkartmasının sıradan bir durum olmadığını ortaya koyalım. Sabah gazetesi 19 Ağustos’ta en son yayınını yapıyor, 20 Ağustos’ta Devlet Bahçeli çıkıyor: ‘Selahattin Yılmaz ülküdaşımızdır, ülküdaşımızla ilgili bu tip iddialara prim vermiyoruz” diyor. O esnada 17 Ağustos günü Selahattin Yılmaz yanında bulunan 6 kişiyle beraber gözaltına alınıyor.’

“Recep Seyhan ve Hamza Uçan hakkında savcılık resen bir soruşturma yapmış mıdır?”

21 Ağustos günü Sabah Gazetesi’nin Haber Müdürü Nazif Karaman istifa ediyor. Neden istifa ediyor, soralım. Bu haberleri yaptıktan sonra. Üç gün boyunca yapıyorsun, manşetten veriyorsun. Sonra Devlet Bahçeli açıklama yapıyor, sonra Sabah Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü istifa ediyor ve arkasından hani öldürüleceğine yönelik tehditler aldığını söyleyen, bu nedenle şikayet dilekçesi verilen Aziz İhsan Aktaş, 22 Ağustos Cuma günü ev hapsi de kaldırılarak tümüyle serbest bırakılıyor.

Şimdi sorular çok açıktır: Bir; Recep Seyhan ve Hamza Uçan hakkında savcılık resen bir soruşturma yapmış mıdır? Yapmamışsa sebebi nedir? Bunları bu ciddi iddialara rağmen koruyanlar kimlerdir?

İki; Recep Seyhan ve Hamza Uçan ‘savcılığın beyanını da imzala, burada da böyle iddialar var’ diyerek Fatih Keleş’i iftira atmaya zorluyorlar. İki avukat aynı zamanda Adem Soytekin’in de avukatları olduğu düşünüldüğünde kimler tarafından kullanılıyor? Arkasındaki güçler nelerdir? Aynı söylediğimizi, yani Mücahit Birinci için söylediğimizi burada Recep ve Hamza için de tekrar edelim. Neden derhal Recep’in ve Hamza’nın baz kayıtları ve HTS kayıtları alınmıyor? Kimlerle irtibat etmişler? İrtibat ettikleri arasında kirlenmiş yargı mensupları var mıdır? Onları kullananlar var mıdır? Siyasetten birileri var mıdır? Bunları elbette açığa kavuşturmak lazım. Üçüncü ve çok önemli konu, Aziz İhsan Aktaş’ın şikayet dilekçesinde mali şubeye, örgütlü suçlar şubeye gidip de ifade verdiğini biliyoruz. Henüz ifadesine biz ulaşamadık. Sabah Gazetesi bunu 16 Ağustos’tan itibaren haber yapmaya başlamış. O halde soralım: Bu iki avukat, Sabah gazetesinin manşete taşıdığı haberden 12 gün evvel bu ayrıntıları nereden biliyor da bu kumpasa yönelik gidiyor, Fatih Keleş’i çeşitli işleri yapmaya doğru zorluyor.

Sonra çok daha önemli bir konu; Sabah gazetesinin kaynağı kim? Sabah gazetesinin motivasyonu kim? Sabah gazetesi hangi amaçla bu haberleri yapıyor? Sabah gazetesi ‘Bu operasyonu MİT yapıyor ve jandarma yapıyor’ diyor. Eğer gerçekten bu operasyonu MİT ve jandarma yapıyor ise sabah istihbarat birimlerini deşifre ediyor. Eğer MİT ve jandarma bu olayın arkasında yok ise o takdirde MİT’e ve jandarmaya Sabah gazetesi tarafından iftira ediliyor. Buna ilişkin bir soruşturma var mı? Sabah gazetesinin doğru olmayan bilgiyi alenen yaymak suçunu işlediğini düşünüyor musunuz? Bu çerçevede dünya kadar gazeteci alelacele gözaltına alınıp evinden sabahın köründe toplanırken neden Sabah gazetesine karşı herhangi bir işlem yapılmıyor? Yargı görevini yapanları etkilemeye çalışmanın kapsamına bu iş girmiyor mu? Avukatların görevi kötüye kullanması, tehdit ve şantaj suçu işlemesine Sabah gazetesi de iştirak etmiş olmuyor mu? Damadın ağabeyinin gazetesi olunca bütün bunlardan ari mi oluyorsunuz? Bunların hepsinin ortaya çıkartılması lazım.

Gelelim Selahattin Yılmaz’a. Selahattin Yılmaz diyor ya, ‘Aziz Aktaş’ın ifadeleri ortada. Ben Cumhur İttifakı’nı destekliyorum. Onu ben niye öldüreyim? Olsa olsa onu korurum’ diyor ya. O halde soralım Selahattin Yılmaz: Sen, senin hakkında iftira eden Sabah’a dava açtın mı? Senin hakkında ‘beni öldürüyor, öldürecek’ diyen Aziz İhsan Aktaş’a karşı bir suç duyurusunda bulundun mu? Yoksa yalnızca basına konuşmakla mı yetineceksin? Bütün bunlar ortadayken acaba Hakimler Savcılar Kurulu herhangi bir işlem yapmak ihtiyacı hissediyor mu? Bunların arkasında kirlenmiş bir yargı mensubu ya da mensupları var mı diye bir kaygı duyuyor mu? Ey Adalet Bakanı Yılmaz Tunç; ne zaman Türkiye bir hukuk devletidir diye açıklama yapacaksın? Bekliyoruz, 5 dakika sonra yap. Yoksa bu işlerin arkasına düşmek gibi, arkasından gitmek gibi bakanlık görevini hatırlayan bir tutum içerisinde olacak mısın?

“Türkiye’de siyaseti emniyet koridorlarından, adliye koridorlarından dizayn etmenize izin vermeyeceğiz”

Arkadaşlar şunları çok açık söyleyelim. Bu İBB borsasının üzerine çıkmıştır. Siyaseten sevgili Ali Mahir Başkanımızın da söylediği gibi Aziz İhsan Aktaş on iş yapmışsa sekizini kamu kurumlarıyla yapmıştır, AKP ve MHP belediyelerle yapmıştır, ikisini CHP belediyelerle yapmıştır. Artık Aziz İhsan Aktaş’ın CHP belediyelerine karşı atacağı bir iftira bitmiştir. Ama onun kamu kurumlarıyla ve Cumhur İttifakı belediyelerle yaptığı işlere ilişkin açıklayacakları vardır. Acaba Aziz İhsan Aktaş’ın ev hapsi kaldırılarak yurt dışına kaçması teşvik mi edilmektedir? Aziz İhsan Aktaş susturulmaya mı çalışılmaktadır? Bütün bunların kamuoyu önünde hesabının verilmesi gerekmektedir. Siyaset rakiplerini içeriye atıyor, aynı adamla iş yapmış olanları koruyor. Avukatlar avukatlık ücreti altında bizim hayalimizin bile edemeyeceği yüksek milyon dolarlar paraları alıyorlar ve bunları kimlerle üleşiyorlar, kimlerle bunun kumpasını kuruyorlar? Ve nihayet tarikat bunların neresinde? İki avukat söyledim size, ikisinin de gazetelerini, dergilerini söyledim. Elbette bunların araştırılması lazımdır. Türkiye, Susurluk skandalını araştıramadığı için, temiz eller operasyonunu yapamadığı için bugünlere gelmiştir. Türkiye’de yargının bu denli temizlenmesi ancak bir temiz eller operasyonu ile mümkündür. Ancak bunun yapılabilmesi için önce sizin ellerinizin temiz olması gerekmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Memlekette cübbelerden rozetleri sökene kadar bir tek partili savcı-hakim bırakmayıp, gerçekten bağımsız bir adaleti tesis edene kadar mücadelemiz devam edecek. Türkiye’de siyaseti emniyet koridorlarından, adliye koridorlarından dizayn etmenize izin vermeyeceğiz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu