İstanbul

Süreyya Cinik: Siyaset Makyavelist bir anlayışla mı yürütülmeli, Siyasi Etik ve Şeffaflık üzerine mi inşa edilmelidir?

Yeni bir parti kurmak, demokratik hayatın vazgeçilmez haklarından biridir. Mevcut siyasi anlayışın artık kendisini temsil etmediğini düşünen herkes, istifa eder, yeni bir parti kurar ve milletin karşısına kendi programı, kadrosu ve ilkeleriyle çıkar. Buna itiraz etmek, demokrasinin doğasına aykırı olur.

Ancak tartışılması gereken konu yeni bir parti kurulması değildir. Asıl mesele, yeni bir siyasi yol açılırken mevcut kurumu içeriden yıpratmanın bir siyaset yöntemi hâline getirilmesidir.

Bir binayı yıkan her zaman depremin şiddeti değildir. Bazen asıl yıkım, binanın ana kolonlarına sürekli yük bindirilmesiyle başlar. İlk bakışta bina ayaktadır; fakat taşıyıcı sistem zayıfladığında en küçük sarsıntı bile büyük hasara yol açar. Siyasi kurumlar da böyledir. Onları dışarıdan gelen eleştirilerden çok, içeriden güven duygusunu zedeleyen, kurumsal aidiyeti aşındıran ve üyelerini birbirine karşı konumlandıran anlayışlar yıpratır.

Bir partinin çatısı altında kalırken aynı anda başka bir siyasi oluşumun hazırlığını yapmak, belirsizliği bir siyaset stratejisi olarak kullanmak ve parti içindeki insanları karşı karşıya getirmek; yalnızca bugünü değil, o kurumun geleceğini de riske atar. Çünkü aynı çatı altında omuz omuza mücadele etmesi gereken insanlar birbirine güvenini kaybettiğinde, asıl zarar gören kişiler değil, kurumun kendisi olur.

Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bir siyasi parti değildir. Cumhuriyet’in kurucu iradesini temsil eden, yüz yılı aşan tarihiyle Türkiye’nin en köklü kurumlarından biridir. Böyle bir kurumun çatısı altında siyaset yapan herkesin, yalnızca söylediklerinden değil, izlediği yöntemlerden de sorumluluğu vardır. Kurumsal kimliğe saygı, siyasetin asgari şartıdır.

Demokraside ayrılmak da, yeni bir parti kurmak da meşrudur. Ancak bunun yolu açıktır. Önce karar verilir, sonra istifa edilir ve yeni yol kendi çatısı altında yürünür. Eski çatının gölgesinde yeni bir gelecek inşa etmeye çalışmak, kurumsal sadakat ve siyasi etik açısından sorgulanmayı hak eder.

Makyavelizm, çoğu zaman amaca ulaşmak için her yöntemin meşru görülebileceği bir siyaset anlayışı olarak tanımlanır. Oysa demokratik siyasetin gerçek gücü; belirsizlikten değil açıklıktan, taktiklerden değil ilkelerden, kişisel hesaplardan değil güven veren kurumsal duruştan beslenir.

“Bana yar olmayan kimseye yar olmasın” anlayışı ise siyasetin değil, öfkenin ve kırgınlığın dilidir. Böyle bir anlayışın kazananı olmaz. Çünkü ardında yalnızca kırgın insanlar değil, yıpranmış kurumlar da bırakır.

Gerçek liderlik, insanlar için köprüler kurmaktır; köprüleri yakmak değil. Gerçek liderler, yeni yollar inşa ederken geldikleri yolu inkâr etmez, emek verdikleri kurumun ana kolonlarını zayıflatmaz. Çünkü bilirler ki güçlü liderler ancak güçlü kurumlar üzerinde yükselebilir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı, birbirini tüketen siyasi hesaplar değil; kurumsal sadakati, siyasi etiği ve şeffaflığı önceleyen bir siyaset anlayışıdır. Farklı düşünebiliriz, farklı yollar seçebiliriz; ancak hiçbir siyasi hedef, ortak emekle inşa edilmiş kurumları yıpratmanın gerekçesi olamaz.

Çünkü kurumlar kişilerden büyüktür. Kişiler gelir geçer; fakat kurumlar, onları ayakta tutan etik değerler, ortak hafıza ve karşılıklı güven yaşadığı sürece varlığını sürdürür.

Sonuçta geriye tek bir soru kalıyor:

Siyaset, Makyavelist bir anlayışla mı yürütülmeli; yoksa kurumsal sadakat, siyasi etik ve şeffaflık üzerine mi inşa edilmelidir?

Süreyya Cinik

CHP Sarıyer eski İlçe Başkanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu