Murat Emir: 100 yıllık partinin koltuğuna oturanlar Halk TV’yi hedef gösterdiler

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısı düzenledi. Emir, “Aslına bakarsanız bu el koyma girişimi siparişle verilmiş bir karardır. Daha önce MHP’li İsmail Özdemir tweet attı, Halk TV’yi hedef gösterdi, “kapatın bunları” dedi. Sonrasında butlanın kayyumu bir televizyon programında yine Halk TV’yi hedef gösterdi… Belediye başkanlarının 2 yıla yakındır hapiste olmasına hiç ses çıkartmayan; aynı yargı kararıyla, aynı yargının verdiği gayrimeşru kararla gelip gayrimeşru bir biçimde 100 yıllık partinin koltuğuna oturanlar aynı şekilde Halk TV’yi de hedef gösterdiler. Çünkü başından beri söylüyoruz, bu siyasi bir kumpastır. 19 Mart darbesi de, sonrasındaki kayyım darbesi de, belediyelere yapılacak bu hukuksuz operasyonlar da hepsi sarayda tezgahlanmaktadır.” dedi.
Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şunları dile getirdi:
“Sizleri ve sizlerin aracılığıyla birleri takip etmeye çalışan yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Bizleri takip etmeye çalışan yurttaşlarımız dedim. Çünkü her geçen gün bizi takip etmek giderek güçleşiyor; her geçen gün basın organlarına, platformlara, internet haber sitelerine, hesaplara, televizyon kanallarına el koyanlar, susturanlar halkımızın haber alma hakkına saldırıyorlar. Halkımız yolsuzlukları, arsızlıkları, vurgunları, baskıları, adaletsizlikleri görmesin, duymasın diye her türlü basına karşı şiddeti -şiddet kelimesini bilerek kullanıyorum- uyguluyorlar.
Ancak diktatörlerin yapacağı bir şekilde bu sabah da Halk TV’ye TMSF el koydu ve artık en azından bir süreliğine Halk TV’siz bir basın ve yayın ortamı içerisindeyiz. Bunun Türkiye’deki demokrasiye ne denli büyük bir darbe olduğunu herkes anlayacaktır. Türkiye’nin en çok izlenen, en çok takip edilen haber kanalı… Hangi siyasi görüşten olursa olsun A Haber izliyor kapatıyor, Show TV izliyor kapatıyor, Sabah TV’yi izliyor kapatıyor ama haber söz konusu olduğunda Halk TV’yi açıyor. Çünkü gerçekleri oradan görüyor.
İktidar ‘susturayım, sindireyim, korkutayım ve bu şekilde koltuğa sahip çıkayım’ derdine düşmüştür
Yine hukuksuz bir biçimde demokrasimize, basınımıza, basın özgürlüğümüze ve halkımızın haber alma hakkına ağır bir darbe yapılmıştır. Bu siyasi iktidarın acziyetini ve sona geldiğinin en açık göstergesidir. Siyaset yapacak halleri kalmamış, millete söyleyecek söz kalmamış; millet fakirlikten, fukaralıktan, bunca vurgundan sonra inim inim inlerken hiçbir sorunu çözemeyeceğini bilen iktidar “susturayım, sindireyim, korkutayım ve bu şekilde koltuğa sahip çıkayım” derdine düşmüştür.
“100 yıllık partinin koltuğuna oturanlar Halk TV’yi de hedef gösterdiler”
Aslına bakarsanız bu el koyma girişimi siparişle verilmiş bir karardır. Daha önce MHP’li İsmail Özdemir tweet attı, Halk TV’yi hedef gösterdi, “kapatın bunları” dedi. Sonrasında butlanın kayyumu bir televizyon programında yine Halk TV’yi hedef gösterdi. Yine her zamanki gibi birilerinin tutuklanmasında, birilerine kayyum atanmasında, bazı belediyelere çökülmesinde, bazı belediye başkanlarının hapse atılmasında, bazı belediye başkanlarının yıllarca iddianame beklemesinde, bazı belediye başkanlarının 2 yıla yakındır hapiste olmasına hiç ses çıkartmayan; aynı yargı kararıyla, aynı yargının verdiği gayrimeşru kararla gelip gayrimeşru bir biçimde 100 yıllık partinin koltuğuna oturanlar aynı şekilde Halk TV’yi de hedef gösterdiler.
Çünkü başından beri söylüyoruz, bu siyasi bir kumpastır. 19 Mart darbesi de, sonrasındaki kayyım darbesi de, belediyelere yapılacak bu hukuksuz operasyonlar da hepsi sarayda tezgahlanmaktadır. Sarayda ne yaparlarsa yapsınlar, gerçekleri milletimiz gördüğü için, milletimizi ikna edemedikleri için, rıza üretemedikleri için, bu kez de Halk TV’ye el koyarak gerçekleri saklayabileceklerini ve “Halk TV susarsa bu millet susar” gibi bir yanlışa düştüklerini ispat etmiş oldular. Adım adım gelen butlanın kayyumu ile, MHP milletvekili ile ve başkaları ile sipariş usulü verilmiş bir el koymadır bu.
Bir defa yeri gelmişken ifade edelim; kanala el koymak, şirketlere böylesine bir gece vakti, bir sulh ceza mahkemesinin kararı ile el koymak Türkiye’de darbe döneminde vardı. Anımsayın 15 Temmuz’u fırsata çevirdiler, olağanüstü hal getirdiler, “bir kereliğine getirdik” dediler, 7 kez uzattılar ve o arada gönüllerince şirketlere, kanallara, bulabildikleri her şeye, çökebilecekleri her şeye el koydular. OHAL kalktıktan sonra bu yetki de ortadan kalktı ama 4 Şubat 2025’te bir yasa geçirdiler ve o yasa ile TMSF’ye el koyma yetkisini tekrar verdiler. Bu darbe dönemi yasasıdır. Tekrar ediyorum: Darbe dönemlerinde olabilecek bir yasa yasaymış gibi yapıldı. Yani Anayasa ihlal edildi ve hâlâ uygulanıyor. Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürdük, Anayasa Mahkemesi hâlâ karar vermedi. Türkiye bir darbe düzeninin içinden geçiyor ve diktatörlerin yapacağı şekilde diledikleri kanala, diledikleri haber platformuna veya diledikleri şirkete diledikleri anda çöküp diledikleri kişiyi kayyum atayabiliyorlar tamamen anayasayı ihlal ederek ve hukukun arkasından dolanarak. Bunu da kaydetmiş olalım…
Bunun bir örneği Tele1’de yaşandı. Merdan Yanardağ’dan casus üretecek bir saçma iddiası üzerinden Merdan Yanardağ tutuklandı. Ama yetmez, Tele1’e kayyum atandı. Neden? “Yasa var ya…” Yasa Anayasa’ya aykırı yasa darbe dönemi yasası… Darbe sürecinde miyiz? Darbenin içinde miyiz? “Hayır, karıştırmayın oraları…” Sonra alelacele de sattılar hatırlayacaksınız Tele1’i.
Sonrasında özellikle fon krizi patladıktan sonra, yani saraydaki çocukların, oradaki bürokratların, oradaki bakanların, eski bakanların bugünkü bürokrasi ile, SPK ile, Maliye Bakanlığıyla, BDDK ile işbirliği halinde milleti nasıl soyduğu ortaya çıktıktan sonra da bu kez engelleme kararları, yüzlerce, binlerce hesaba erişim yasağı, T24 gibi çok önemli haber platformlarına engellemeler ve bugün de son halkası Halk TV’ye el koyma.
Bakın daha dün bir bilanço çıkartmıştık: İsmail Saymaz ev hapsinde, Murat Ağırel ev hapsinde, Mustafa Balcı cezaevinde, Şaban Sevinç cezaevinde… Suçları ne? Eski bakanla ilgili iddialar ortaya koymaları ve Ömer Çelik’in 20 milyar lira kaçırdı denilen kişiyle resimlerini ortaya koymaları. Resim doğru, kişi doğru, Ömer Çelik Doğru; vay sen misin bunu haber yapan? İşte böyle bir Türkiye’de bugün son halka gerçekleştirildi.
Değerli arkadaşlar, yapılmak isteneni biz görüyoruz. Yapılmak istenen seçimlere giderken Türkiye’yi kendileri açısından dikensiz gül bahçesi yapmaktır. Görmeyen, duymayan, konuşmayan, fark etmeyen, sinmiş, korkmuş bir seçmen kitlesi yaratmak. Bize diz çöktürmeye çalışıyorlar. Bizi korkutmaya çalışıyorlar. Biz görmezsek, biz duymazsak onların rahatça yolsuzluk yapabileceklerini zannediyorlar ve bizim direncimizi kırmaya çalışıyorlar.
Sizin hesabınız bu milleti sindirmek, bu milleti susturmak
Bu alçaklığı yapanlar bilsinler ki; bu milletin hiçbir evladı, YENİ Partili olsun olmasın, bu zulme, bu baskıya, bu sindirme çabalarına asla boyun eğmeyeceğiz. Dimdik ayaktayız. Hesabınızı biliyoruz. Sizin hesabınız bu milleti sindirmek, bu milleti susturmak, bu milleti sandığa küstürmek istiyorsunuz. Öyle bir iklim yaratıyorlar ki; bu adam gitmez, bu adam sandık getirmez, sandık da getirse oyları çalar, kazansak da devretmez. Baksanıza her şeyi yapıyor; partiye kayyum atıyor, belediyeye kayyum atıyor, canı kimi isterse cezaevine koyuyor, yıllarca orada tutuyor, haber kanallarına el koyuyor. Demek ki Türkiye’de rejim değişti dedirtmek istiyorlar. Ama biz buna asla izin vermeyeceğiz. Türkiye hâlâ bir Cumhuriyettir. Türkiye monarşi olmadı. 86 milyon bir kişiden büyüktür ve Türkiye’nin hâlâ bir Anayasa’sı var. Anayasa Mahkemesi görevini yapmıyor, yargıçlar tamamen saraya bağlı karar veriyorlar. Bunun gayet farkındayız. Bizim sesimizi kesebilirler geçici olarak, bazı arkadaşlarımızı cezaevinde tutabilirler ama ne sandığı kaçırabilirler, ne de bir tane oy çalabilirler, ne de hiçbir seçmenin sandığa gitmesini korkuyla sindirerek engelleyebilirler. Bu millet bu baskıya, diktatörlüğe asla boyun eğmeyecek. Bilsinler ki akıl dışı bir iş yapıyorlar, bilsinler ki kendileri açısından kara bir leke ama Türkiye’ye, Türkiye demokrasisine vakit kaybettiriyorlar.
Bugün Halk TV’ye bu hukuksuz, haksız ve ancak bir diktatörlükte olacak bir şekilde el konmasaydı neler konuşacaktık?
Bugün Halk TV’ye bu hukuksuz, haksız ve ancak bir diktatörlükte olacak bir şekilde el konmasaydı neler konuşacaktık? Bakın bugün Sayın Ekrem İmamoğlu savunmasına başlayacak. Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un üç kez seçilmiş, bir de Beylikdüzü’nde olmak üzere 4 kez seçilmiş belediye başkanı ve oylarını arttırarak seçilmiş. Bileğini bükemeyince cezaevine koydular. Tam 589 gündür cezaevinde, 589 gündür İstanbul’da bir darbe süreci yaşanıyor ve bu 589 günde Ekrem İmamoğlu’nu 142 suçtan iddianame ile yargılıyorlar, “142 suç işledin” diyorlar. Savunma süresi olarak 4 saat verdiler. Ekrem İmamoğlu: “Bu aceleniz ne? Ben buradayım. Her bir iddiaya cevap vermem gerekir. Zaman baskısı yaratmayın” dediğinde de “savunmasından feragat etti” dediler. Anımsayın… Feragat etmediğini tutanaklara geçirdi ve bugün bu sabah savunmasını yapacaktı. Hâlâ şu anda savunmasını yapıyor ve Halk TV ekranlarında korkmadan, sinmeden bu gerçekleri yayınlayacaktı. İşte bu müdahalenin bu sabah gerçekleşiyor oluşunun en önemli sebeplerinden birisi de Ekrem İmamoğlu’nun savunması duyulmasın, görülmesin istiyorlar. Çünkü iftiracılarla, iftiralarla bir iddianame düzenlediler, demokrasiye darbe yaptılar. İçerisinde bir kuruşluk rüşvet yok, bir kuruşluk irtikap yok, bir kuruşluk ihaleye fesat bulamadılar. Babasının tarlasını kazdılar, para yok. Kuyuya indiler, baktılar para yok. Kasaları açtılar, baktılar para yok. Ama bir sebebi de değerli arkadaşlar sadece Fatma Betül Sayan Kaya’dan 2.2 milyar lira çıktı. 27 dairelik parayı yatırmış, 367 dairelik para kazanmış 4 ayda. İşte bunun hesabı da verilmesin istiyorlar. Fon konuşulmasın, Ekrem İmamoğlu’nun savunması konuşulmasın ve bunlar da iktidarlarına devam etsinler. Buna asla izin vermeyeceğiz.
İstanbul’daki iddianame de çökmüş, sizin iktidarınız da çökmüş.
Hani siz değil miydiniz “İBB duruşmaları TRT’den canlı yayınlansın” diyen? Neredesiniz? TRT’de yayınlayacaktınız, kendinize güveniyorsunuz. Şimdi Halk TV’yi bile bu sabah kapatarak duruşmaları görünmez, duyulmaz kılmaya çalışıyorsunuz. Çünkü bitiksiniz, çünkü çökmüşsünüz, çünkü yoksunuz… İstanbul’daki iddianame de çökmüş, sizin iktidarınız da çökmüş. Son kurşunlarınızı atıyorsunuz ve son kurşunlarınızı atarken bu ülkeye ve bu millete yazık ediyorsunuz.
Bugün yine Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına mahkemelerin uymamasını konuşacaktık. Bakın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ikinci kez Osman Kavala hakkında karar verdi ve dedi ki: “Siz siyasi saiklerle siyasi rakibinizi susturmak için tutukluluğu ve böylesine bir cezayı kullanıyorsunuz. Mahkemeleriniz siyasi nedenlerle, siyasi amaçlarla karar veriyor” dedi ve ikinci kez tekrar yargılanmasının önüne açılmasına hükmetti. Ama İstanbul’daki 13. Ağır Ceza Mahkemesi ne Anayasa tanır ne de Anayasa Mahkemesi… Aynı şekilde Tayfun Kahraman’la ilgili de Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı vermişti, ikinci kez hak ihlali kararı vermişti. Bunlardan ikincisini, yani Tayfun Kahraman’ın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini tespit ettiği ikinci kararı 6 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlandı, 12 Ekim’de mahkemesine gönderildi ve mahkemesi bu karara uyacak mı, uymayacak mı bekliyoruz. Yine 13. Ağır Ceza Mahkemesi… Nerede Anayasa’nın üstünlüğü? Nerede 153’üncü madde? Nerede Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargıyı; dolayısıyla Yargıtay’ı da, dolayısıyla ilk derece mahkemesini de kapsayacağı maddesi. Anayasa her gün ihlal edilirken maalesef ilgililer seyretmeye devam ediyorlar.
“Bakanın açıkladığı 187 milyar liralık vurgun vuran 214 kişi kimdir? Vurgunun vurulduğu dönemde tam 440 yatırımcı 400 milyar lira kaçırmış”
Bugün fon vurgunu konuşacaktık. Fon vurgunu, asrın vurgunu… Tekrar soruyoruz; nereye kaçarsanız kaçın, ne kadar kaçarsanız kaçın şu sorudan kurtulamayacaksınız: Bakanın açıkladığı 187 milyar liralık vurgun vuran 214 kişi kimdir? Nerede bunların listesi? Bunun bir an evvel açıklanması lazım. Aynı şekilde 1-16 Eylül tarihleri, yani en manipülatif hareketlerin yapılıp o vurgunun vurulduğu dönemde tam 440 yatırımcı 400 milyar lira kaçırmış. 400 milyar lira… Kim bunlar? Bunları açıklamamak için Halk TV’yi kapatıyorsunuz, gazetecileri cezaevine koyuyorsunuz, erişim engelleri getiriyorsunuz, muhalefet partisine kayyum atıyorsunuz, aklınıza gelen her türlü zorbalığı yapıyorsunuz ama nafile.
SPK hiçbir şey yapmamış ve bu soygunun bizzat içerisindeki bir kurum
Şimdi bir yasa teklifi var, Plan Bütçe Komisyonunda görüşülüyor. Yapılan şu: SPK’ya tekrar yetki veriyor. SPK, vatandaşların hak kaybını tespit edecek ve hangi kritere göre belirleyeceğini SPK karar verecek. Kim bu SPK? Bütün bu milyar milyar liralar kazanılırken ve kaçırılırken görmemiş, duymamış ama gördüklerini biliyoruz. Hiçbir şey yapmamış ve bu soygunun bizzat içerisindeki bir kurum. Aynı kuruma şimdi yetki verecekler, mağdurların mağduriyetini giderelim diye. Peki, mağdurların mağduriyeti gideriliyor mu? Hayır, hiç ilgisi yok. Getirdiklerine bakıyorsunuz; 1 milyar lira kaybetmiş olan kişiyi o düşmüş yerle bir olmuş fon değeri üzerinden hesaplayacaklar için alacağı 200-300 bin lira sus payı. Bu paralar nereden gelecek? Dediklerine bakarsanız bir tövbe fonu hesabı açtılar. Bu vurgunu vuranlar “biz biraz fahiş kazanmışız, şuraya bu kadar yatırıverelim de aramızda anlaşalım” diyorlar. İşte Türkiye’nin geldiği hal. İşte o hukuk devleti dedikleri devleti ne hale getirdikleri. Cezai takibat yok, hukuki sorumluluk yok, siyasi sorumluluk yok, bir tek bürokrat istifa etmemiş ve hâlâ milletin gözünü boyama derdindeler. İşte yoksulluğumuzla, işte çaresizliğiyle bu milletin, işte bu fon vurgunuyla, bu birçok yolsuzlukla ve demokrasiye yapılan bütün bu darbelerle bugün Halk TV’nin de kapatılması arasında derin ve net bir ilişki var. Her şeyi yapsınlar, her türlü yolsuzluğu yapsınlar, her türlü demokrasiye darbeyi yapsınlar, saray iktidarını sürdürsünler ama bu millet görmesin, duymasın istiyorlar. Ama bilsinler ki bu millet hepsinden büyüktür.
Mekke Anlaşmasına; Mehmetçiği, Suudi Arabistan’ın petrol kuyularını beklemek üzere, Trump’ın ve Netenyahu’nun planının bir devamı olarak Yemen çöllerine gönderme projesine karşı çıkıyoruz
Bir şey daha konuşacaktık, Mekke Anlaşması. Mehmetçiği, vatan evladını, Suudi Arabistan’ın petrol kuyularını beklemek üzere, İsrail’i İran’a karşı rahatlatmak üzere Trump’ın ve Netenyahu’nun planının bir devamı olarak Yemen çöllerine gönderme projesine karşı çıkıyoruz ve karşı çıkacağız. Buna asla izin vermeyeceğiz. Bu millet buna izin vermez. İşte millet duymasın diye de Halk TV’ye bugün el koydular. Varsa öyle bir anlaşma gelecek ve milletin gözü önünde tartışacağız.
Halk TV muhabiri soruyor Trump’a: “Siz Yemen’e Türk askerinin gönderilmesini isteyecek misiniz?” Trump da diyor ki: “Evet, ben Erdoğan’ı tanıyorum, çok da beğeniyorum, çok inanıyorum. Ben istersem yapar” diyor. Bizim söylediğimizi, günlerdir söylediğimizi Trump açıkça ilan etmiş zaten. Trump isteyecek, siz Yemen çöllerinde Türk askerini göndereceksiniz, Suudi Arabistan’ın petrol kuyularını bekleteceksiniz, İsrail’in güvenliğini inşa edeceksiniz. İşte bunun için de Halk TV’yi kapatıyorsunuz, partiyi susturmaya çalışıyorsunuz, şirketlere el koyuyorsunuz, hesaplara engel koyuyorsunuz, gazetecileri cezaevinde tutuyorsunuz ama ne yaparsanız yapın gidicisiniz.
19 Mart darbesi yapıldığında tüm İstanbullular ve tüm milletimiz ayağa kalktı. Bu darbe girişiminin asla kabul edilemeyeceğini, milletin vicdanında mahkum olduğunu herkes gördü ve o sırada gençlerimiz gözaltına alındı. Gerekçe: Valilik, 4 günlüğüne toplantı ve gösteri yürüyüşü engeli getirmişti. Bunun da Anayasa’ya ve yasalara aykırı olduğunu söylemiştik. Ama her zaman yaptıkları gibi “Anayasa’yı, yasaları çiğneriz ama bir sene, iki sene sonra iş döner ve biz de zaten yapacağımızı yapmış oluruz” diyen bir devlet yönetimi vardı. Nitekim 109 kişi bir, 88 kişi bir olmak üzere daha önce davası süren arkadaşlarımız, gençlerimiz beraat ettiler. Bu özellikle Saraçhane gösterileri dolayısıyla sürmekte olan 197 davanın düşmesi ve ilgili arkadaşlarımızın, o demokratik hakkını kullanan arkadaşlarımızın beraat etmesi anlamındadır.
Bu zorbalığa asla boyun eğmeyeceğiz
O sırada binlerce genci aldılar, sonrasında gözaltılar oldu, tutuklamalar oldu ve sonuçta o gençlerimiz okullarından oldular, sınavlarından oldular, işlerinden oldular, aileleri sorunlar yaşadı ve bütün bunları Türkiye Cumhuriyeti Devleti bilerek, isteyerek, Anayasa’yı ve yasaları çiğneyerek yaptı. Ben buradan tüm gençlerimize, vatandaşlarımıza teşekkürlerimi, saygılarımı gönderiyorum. Gençlerin alınlarından öpüyorum ve her birimizin artık bugün ve bundan sonra Halk TV’ye sahip çıkma zamanıdır. Bugün milletvekillerimiz orada, vatandaşlarımız oradalar. Sayın Genel Başkanımız, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını izliyor. Oradaki işlemler sırasında bir süre sonra Halk TV’ye ziyarete gidecek. Dolayısıyla tüm vatandaşlarımızı Halk TV’ye, haber alma haklarına, ifade özgürlüğüne sahip çıkmaya ve bu baskıcı, bu despot rejime karşı direnmeye, demokratik haklarını sonuna kadar kullanmaya davet ediyoruz. Biz demokrasi içerisinde yasal haklarımızı sonuna kadar kullanarak, asla sinmeden, asla çekinmeden bu zorbalığa asla boyun eğmeyeceğiz.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, fon soruşturmasında bir liste olup olmadığı sorusu üzerine, şunları dile getirdi:
“Bizim elimizde böyle bir liste yok. Bunun zaten bizim elimizde olması da gerekmiyor. Yani bakın burada bir özne saptırması var. Olması gereken, AKP grup başkanvekili geldiği zaman bu soruyu sormak gerekir. Biz muhalefet partisiyiz ve bize gelen bilgiler elbette ki bir süzgeçten geçiyor ve her bilgi gelmiyor. Dolayısıyla bu sorunun sorulması gereken kişi AKP ve bu soruyu cevaplaması gereken kişiler de AKP grup başkanvekilleri ve elbette ki Maliye Bakanlığı yetkilileri, Adalet Bakanlığı yetkilileri.”












