Gökhan Günaydın: Vatandaşın iradesini çalabilirsiniz ama millet size iradeyi devretmiyor

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Türkiye’nin her zamanki gibi yoğun bir gündemi var ama bu yoğun gündemi içerisinde demokrasi ayıpları olanca hızıyla devam ediyor. Bugün sizlere yerel yönetimler üzerinde yapılan baskıyı ve adeta seçilmiş belediye başkanlarına zulme varan uygulamaları bir özet halinde sunacağım. Bakınız, 31 Mart 2024; üzerinden 2,5 yıl geçmiş. O gün diğer siyasal partilerden seçilmiş olan 106 belediye başkanı havuç ve sopa ilişkisiyle AKP’ye geçirilmiş. CHP’den 36, Yeniden Refah’tan 41, İYİ Parti’den 11 ve diğer siyasal partilerden olmak üzere toplam 106 belediye başkanı… Birazdan bu transferlerin aynı zamanda milletin ya da yerel halkın iradesinin transferi anlamına gelip gelmeyeceğini sizlere bilimsel verilerle ortaya koyacağız.
106 Belediye başkanı havuç ve sopa ilişkisiyle AKP’ye geçmiş. Bir başka yöntem, belediye başkanını tutuklamak suretiyle belediye başkanvekilliği üzerinden AKP’ye belediyeleri geçirtmek. İstanbul Gaziosmanpaşa, İstanbul Bayrampaşa, İstanbul Beykoz, Bursa Büyükşehir, Hakkari Derecik, İstanbul Şile, İzmir Menderes, İstanbul Üsküdar, İstanbul Adalar, İstanbul Ataşehir. Buralarda 2,5 yıl evvel halk açıkça AKP dışında çoğu o dönemin Cumhuriyet Halk Partisi, bu dönemin YENİ Parti’si belediye başkanlarına oy vermiş ama sen bunları başkanlarını tutuklamak suretiyle belediye başkanvekili yoluyla AKP’ye transfer etmişsin.
Halen tutuklu olan görevdeki belediye başkanlarımızın isimlerini unutuyoruz: Ekrem İmamoğlu- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve cumhurbaşkanı adayımız, Beşiktaş-Rıza Akpolat, Beykoz-Alaattin Köseler, Şişli-Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü-Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece-Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa-Hasan Bahçetepe, Etimesgut-Erdal Beşikçioğlu, Seyhan-Oya Tekin, Antalya Büyükşehir-Muhittin Böcek, Manavgat-Niyazi Nefikara, Şile-Özgür Kabadayı, Bayrampaşa-Hasan Mutlu, Bolu-Tanju Özcan, Kuşadası-Ömer Günel, Bursa Büyükşehir Belediyesi-Mustafa Bozbey, Eşme-Yılmaz Tozan, Ataşehir-Onursal Adıgüzel, Akçakoca-Fikret Albayrak, Güzelbahçe-Mustafa Günay, Buca-Görkem Duman, Silivri-Bora Balcıoğlu, Silifke-Mustafa Turgut, Adalar-Ali Ercan Akpolat, Seferihisar-İsmail Yetişkin, Uşak-Özkan Yalım, Çankaya-Hüseyin Can Güner, İzmit-Fatma Kaplan Hürriyet, Üsküdar-Sinem Dedetaş, Mersin Büyükşehir ve aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer, Mezitli-Ahmet Serkan Tuncer, Yenişehir-Abdullah Özyiğit, Menderes-İlkay Çiçek. Bunların içerisinde sadece Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak geçenlerde tahliye edildi. 32 belediye başkanı halen tutuklu.
Tutuksuz yargılanan belediye başkanları: Esenyurt-Ahmet Özer, Ceyhan-Kadir Aydar, Adana Büyükşehir-Zeydan Karalar, Adıyaman-Abdurrahman Tutdere, Balçova-Onur Yiğit, Beyoğlu-İnan Güney, Avcılar-Utku Caner Çaykara.
Tutuklu eski belediye başkanları: İzmir Büyükşehir-Tunç Soyer, Manavgat-Şükrü Sözen, Nilüfer-Turgay Erdem. Tutuklu başkanvekilleri: Büyükçekmece-Ahmet Şahin, Ataşehir-Murat Güneş.
Bunların dışında yine biliyoruz ki 13 belediyede kayyum var. Bu 13 belediyenin 3’ü Esenyurt, Şişli ve Ovacık olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi, YENİ Parti ve diğerleri DEM. Türkiye’de 1.400 belediye varken gördüğünüz gibi gözaltı, tutukluluk, belediye başkanı transferi hep muhalif belediyeler üzerinden gerçekleşiyor. Şimdi bunun demokratik olmadığı çok açık. Millet iradesi üzerinde bir etki yaratıyor mu, yaratmıyor mu? AKP’nin bu vahşilik, bu demokrasi dışılık, bu demokrasi tanımazlık işine yarıyor mu, yaramıyor mu? Örnek olaylar bazında inceleyeceğiz…
Bakın burası İstanbul Esenyurt. Ağustos 2026 itibariyle oy tercihleri, Veri Analizi adlı bir şirketin yaptığı araştırma: YENİ Parti 33.2, AKP 28.2, diğerleri sıralanıyorlar. Esenyurt’un da yer aldığı 3. Bölge’de YENİ Parti 16 milletvekili, AKP 13, DEM 3, Yeniden Refah 1, MHP 1, İYİ Parti 1, Zafer 1. Bu, bugünkü tercihler.
Peki, Esenyurt’ta 2023 genel seçim sonuçlarıyla bugün seçim olsa sonuçları karşılaştırdığımızda ne görüyoruz? AKP’nin oyu 2023 genel seçimlerindeki 33.45’ten bugün 28.2’ye düşmüş. CHP’nin oyu 23.68’den 2.3’e düşmüş. Buna karşılık YENİ Parti’nin oyu 33.2’ye çıkmış. Şimdi soralım: Bütün bu tercihler, bütün bu yaptığınız demokrasi dışı uygulamalar Esenyurt’ta işinize yaramış mı? Yoksa Esenyurt’ta sizi daha da geriye mi atmış?
Benzer bir şeyi Üsküdar da görüyoruz. Üsküdar’da bugün seçim olsa YENİ Parti 38.5, AKP 33.5 alıyor ve milletvekili sayısı İstanbul Birinci Bölge’de YENİ Parti 16, AKP 12. Aynı şekilde seçim sonuçlarını karşılaştırdığımızda görüyoruz ki AKP’nin oy oranında bir gerileme var, buna karşılık YENİ Parti 38.5 ile birinci parti özelliğini Üsküdar’da koruyor. Üsküdar, Erdoğan’ın İstanbul’daki konutunun bulunduğu ve kaybedilmesinden derin üzüntü duyulan bir yerdi. Eğer burayı yeniden kazanmak istiyorsanız vatandaşın oyunu alacaksınız, iradesini alacaksınız, gönlünü alacaksınız.
Bir başka olay Kocaeli-İzmit. İzmit Belediye Başkanı Silivri’de tutuklu. Bugün seçim olsa Türkiye’nin Veri Haritası Eylül 2026: YENİ Parti yüzde 38.9, AKP 35.4 alıyor. Kocaeli genelinde yapılacak bir seçimde AKP 6, YENİ Parti 5 milletvekili çıkartıyor. Peki, karşılaştırma yaptığımızda gördüğümüz nedir? AKP’nin oyu 37’den 35’e düşüyor, YENİ Parti 39.3’e çıkıyor İzmit’te. Demek ki yaptığınız vahşilik İzmit’te de işe yaramamış. Bir başka karşılaştırma Aydın. Eylül 2026 Türkiye Veri Haritası: Bugün seçim olsa YENİ Parti yüzde 48, AKP 24, İYİ Parti 8 alıyor. Milletvekili dağılımında YENİ Parti 5, AKP 2, İYİ Parti 1. Peki, son seçimden bu yana nasıl dağılmış oylar? AKP 28’den 24’e düşmüş, CHP 35’ten 2’ye düşmüş, YENİ Parti 48’e çıkmış. Demek ki Topuklu Efe’yi transfer ettiğiniz zaman Aydın’ın iradesini transfer etmiş olmuyorsunuz.
Bu alandaki son örneğimiz Bursa. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız yine tutuklu. Eylül 2026: Bugün seçim olsa Bursa Birinci Bölge’de YENİ Parti 42, AKP 27.2. YENİ Parti 6 milletvekili, AKP 3 milletvekili çıkartıyor. Sonuçlara bakıyorsunuz, karşılaştırma: AKP 32’den 27’ye gerilemiş, YENİ Parti 42’ye çıkmış.
Sizi bir kere daha demokrasi perspektifi ile uyarıyoruz. Vatandaşın iradesini masa başında kamu görevlilerini kullanarak çalabilirsiniz ama bu size milletin iradesini devretmiyor. Dolayısıyla burayı bir kere daha tüm yurttaşlarımın bilgisine sunmak istiyorum.
Türkiye’de 1.400 belediye var dedik. Bu 1.400 belediye içerisinde hep muhalif belediyelere operasyon yapıldığını görüyoruz. Peki, başka ne var? Size bir fotoğraf göstereceğim. Bu vatandaşın adını hepimiz biliyoruz. Esenyurt’ta kayyumun, yani Can Aksoy’un yardımcısı olan kişi Yusuf Ulutaş. Bu Yusuf Ulutaş’ın kiminle fotoğrafı yok ki? Yani 2014’ten başlayarak 2026’ya kadar Erdoğan’la, Bilal Erdoğan’la, eski Milli Savunma Bakanıyla, AKP’nin grup başkanvekilleriyle… Peki, kimdir bu vatandaş? Fatma Betül Sayan Kaya tarafından istisnai memurluğa getirilmiş bir kişi. İstisnai memurluğa Fatma Betül Sayan Kaya 2 yıllık bakanlık döneminde 60 kişiyi geçirmiş. Bir soru önergesiyle sorduk: Bu 60 kişinin özelliği neydi ki istisnai memur yaptın? Bu 60 kişi bugün nerede, ne yapıyorlar? Yusuf Ulutaş’ın izi belli. Ne olmuş bu vatandaş? İstisnai memur olduktan sonra Beyoğlu Belediye Başkan Yardımcısı yapılmış. Beyoğlu’nda aldığı rüşvetler sağır sultanın duyacağı bir hale gelmiş. İktidar, Cumhur iktidarı bloku bunu asla önemsememiş. Bu vatandaşı Esenyurt’ta kayyum yardımcısı, belediye başkan yardımcısı olarak atamışlar ve bu vatandaş soyduğu paraları, rüşvet paralarını evine sığdıramadığı için özel bir daire kiralamış. O daireye kasalar koymuş, kasaları ağzına kadar doldurmuş. 7,5 milyon dolar… Ne kadar zaman diliminde arkadaşlar? Kasım 2024’te başladılar, şimdi Ekim 2026’dayız. Yani 2 yıl içerisinde adam 7,5 milyon doları cukkalamış. Bunlar da burada bulunan paralar. Yani bu Hasan İmamoğlu’nun yazlık evinin bahçesini kazmaya ya da kuyusunun içerisini araştırmaya benzemiyor. İşte gördüğünüz gibi kiralık evden çıkanlar. Bunun gibi niceleri var ama hiçbir AKP’li, MHP’li belediyeye herhangi bir operasyon yapılmadığını maalesef üzülerek görüyoruz.
Şimdi asrın mağdurları; 830 milyar liralık bir soygundan bahsediyoruz en az. Borsadaki kayıp 5 trilyonu aştı. Peki, bir fon görüşmeleri başladı. Bu fon görüşmeleri acaba mağdurların sorununu çözmeye derman oluyor mu? Hayır olmuyor ama başka şeyler oluyor. Örneğin Sermaye Piyasası Kurulu Mahmut Sütçü “ben istifa ettim” diyor, adamın istifa ettiği günün akşamında vatandaş görevden alınıyor. SPK’nın eski Başkanı İbrahim Ömer Gönül; 6 Mayıs 2026’da görev süresini dolduruyor, 8 Mayıs’ta Kamu Gözetimi Denetimi ve Muhasebe Standartları Kurulu Başkanı olarak atıyorsunuz vatandaşı ve 5,5 ay sonra onu da görevden alıyorsunuz. Peki, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan örneğinde olduğu gibi vatandaşlar görevden alındıktan sonra maaş almaya devam edecekler mi? Evet edecekler. İki yıl süreyle hiçbir iş yapmadıkları halde, arkalarında bir enkaz bıraktıkları halde maaş almaya devam edecekler. Bu kamu vicdanını yaralıyor.
Bakın bir kanun teklifi verdim, arkadaşlarım birazdan size dağıtacaklar. Bu çerçevede Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Bankacılık Kanunu, Sermaye Piyasaları Kanunu, 5375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 660 sayılı Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunlarda değişiklik talep ediyoruz. Yağma Hasan’ın böreğine artık son verilsin. Bir adam bir kurumun başından istifa ya da görevden alınmasıyla ayrılmışsa, ayrılmak zorunda kalmışsa, geride bir enkaz bırakmışsa, bu memleketin kesesinden ona 2 yıl daha maaş ödemeye devam edilmesin. Bu kanun teklifini basın toplantısının sonunda arkadaşlarım sizlere dağıtacaklar.
Bu nasıl bir zenginleşme ki iktidar cenahında insanlar şahsi varlıklarının bir kısmını fonlara yatırıyorlar. Peki, neymiş bu bir kısım para? Fatma Betül Sayan Kaya da 163 milyon lira. İstanbul Büyükşehir’in bursuyla yurt dışına giden kişi, 163 milyon lirayı tak diye sadece borsaya ve fona yatırabiliyor. Tarım Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu 100 milyon lirasını yatırmış, kaptırmış ve rencide olmuş. Ya Tarım Bakan Yardımcısı; sen 100 milyon lirayı nereden buldun? Senin yaşından çok daha uzun süreler boyunca görev yapan insanlar hâlâ ev kiralarını ödemekte zorlanırken sen 100 milyon lirayı nereden buldun be kardeşim? Tarım Sigortaları Genel Müdürü Taha Çakmak; bu vatandaş 100 küsur milyon temsil ettiği kurumu zarara uğratmış ama şahsen de 500 milyon liraya yakın parayı fona yatırmış. Soralım: Bu vatandaş 500 milyon lirayı fani ömründe nereden buldu? Nasıl bir zenginleşmedir bu? Nihat Zeybekçi 250 milyonu da o çakmış. Arkadaşlar, bu paralar derelerden aksa ve siz o derenin başında durup bu paraları toplarsanız gene 250 milyonu, 500 milyonu toplayamazsınız. Bunca insan, 30 milyon insan açlık sınırının altındayken bütün bu vurgunu nasıl yapıyorlar, sormak lazım.
Tabii şunu ifade edelim. Fon vurgununun aslında nasıl çalıştığını biliyoruz. Bir uygun şirket bulunuyor, bu halka arz ediliyor, ilişkili fon hisseleri topluyor, fiyat yükseltiliyor, fon getirisi parlatılıyor, mucize fon algısı oluşturuluyor, yeni yatırımcılar fona çekiliyor; içerideki hisselerini fona satıyorlar, küçük yatırımcılar fonda kalıyorlar, çıkışlar hızlanıyor ve vatandaş içeride kalıyor. İşte hepsi bu kadar…
Biz daha evvel biliyorsunuz hem Özata Denizcilik’in hem de Gündoğdu Gıda’nın bu işlerdeki etkisini, payını, AKP’yle ilişkisini anlatmıştık. Şimdi burada gösteriyorum size. Diyor ki memleketin Adalet Bakanı: “41 şirkette milyarlarca liralık manipülasyon tespit ettik.” Bakın burada 31 şirket var, 41 şirket değil. Bu 31 şirketten hakkında soruşturma başlatılan hangi şirketler var? Tera Holding, Işıklar Enerji, Odine Teknoloji, Destek Finans, Gündoğdu Gıda, Özata Denizcilik, Vişne Madencilik ve Katılımevim. Geriye kalanlarda niye bir şey yok? Geriye kalanları kim koruyor? Geriye kalanlar neden en ziyade müsaadeye mazhar? Kim açıklayacak bunları?
Arkadaşlar şunu söyleyeyim ki, bugün Mecliste Altınkılıç Gıda ve Kiler Holding’le ilgili bilgileri paylaşacağım. Peşinizi bırakmayacağız. Bu memleketi organize bir şekilde soyan çetenin bir tarafta şirket, bir tarafta aracı kurumlar, öbür tarafta da güya denetleyici olan ama her şeyi seyreden ve hatta vurgun yapan denetim kurumları; SPK’sından BDDK’sına kadar, Borsa İstanbul’una kadar peşinizi bırakmayacağız. Bunu açıkça ifade edeyim.
Tabii bütün bunlar varken, bütün bunlar piyasaya çıkmasın diye gazetecilere yönelik büyük bir zulüm var. Murat Ağırel yaptığı haber değil, yapmadığı haber nedeniyle içeride. Tuğba Tekerek, Merdan Yanardağ… Merdan Yanardağ casusluk safsatasıyla hem kendisi içeri atıldı hem TELE1’e döküldü. Derya Okatan Fatih Ergin, Hasan Gür Aksu, Ali Tarakçı, Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Selahattin Günday, İrem Derici… Bunlar yalnızca bir kısmı tutuklu olan gazetecilerin. Niye gazetecileri gözaltına alıyorsunuz, tutukluyorsunuz? Çünkü istiyorsunuz ki bunlar haber yapamasın. Yeniden İsmail Arı gözaltında. Bahadır bir gün gözaltına alınıyor, bir gün serbest bırakılıyor. Yani diyorsunuz ki: “Gazeteciler de gönüllü olarak fon haberlerini yapmaktan vazgeçsinler, başları belaya girmesin.”
Bakın 2015’ten bu yana Flash’e, Eko Türk’e, Kanal B’ye ve Habertürk’e, Show TV’ye, Bloomberg’e, HT Spor’a, Show Türk’e, Show Max’a, TELE1’e ve nihayet Halk TV’ye el koydunuz. Bu herhangi bir demokratik ülkede olabilecek bir şey değildir. Gain Medya ve T24 yine yayınları durdurulan platformlardan. Biz özgür basının yanındayız. Bu akşam saat 19.00’da İstanbul’da Halk TV önünde yalnızca Halk TV’ye yönelik değil, Türkiye’deki tüm basın mensuplarına, gazetecilere ve medyaya yönelik ağır baskıları elbette ele alacağız, değerlendireceğiz ve bir kamuoyu etkisi yaratacağız.
Bütün bu tabloda insanları soyarlarken 30 milyon insanı açlık sınırı altında bırakmışlar. Şimdi 2 tane kanun teklifi daha getirdim size. Bunlar Sayın Genel Başkan ve 3 grup başkanvekili tarafından imzalanmış kanun teklifleri. Birazdan sizlere bunlar da dağıtılacak. Neyi amaçlıyoruz bunlarla? Asgari ücret en az 45 bin 800 liraya yükseltilsin. İşçi ve esnaf emeklileri için 22 bin 248 lira ilave ödeme ile onların da aylıkları asgari ücret düzeyine, yani 45 bin 800 lira düzeyine çekilsin. Sonra anayasal hakları olmasına rağmen memur emeklilerine kullandırmayan seyyanen zam. Onlara da ayda 25 bin 153 lira. İlave ödeme yapılsın ve bu seyyanen alamadıkları zamları nihayet almaya başlasınlar.
Para yok mu? AKP her zaman “para yok” der değil mi? Ceplerini gösterir: “Bak cepte para yok…” Fon soyguncularının soydukları paraları döktürün ortaya. Onlarla sınırlı değil bu aşırı zenginleşme. Dolar milyoneri sayısının dünyada en hızlı arttığı oransal olarak lider ülke Türkiye ettiniz bu memleketi. 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyorsa sebebi sizin soygunlarınızdır. Çıkartın, sökülün çaldığınız paraları ve bu milleti açlık sınırının altında yaşamaktan vazgeçelim, kurtaralım. Yani Meclisi boş yere oyalamak yerine gelin memura, emekliye, işçiye, asgari ücretliye ve işsizliğe çözüm yaratalım; Türkiye Büyük Millet Meclisi olması gerektiği gibi çalışsın.
Günaydın; fon vurgununda gönüllülük esasına göre iade ile ilgili soru üzerine “Vallahi ben bir ceza hukukçusuyum. Adam hırsızlık yapmış, hırsızlık yaptığına ilişkin elinizde veri var ki paraları geri çağırıyorsunuz. Ona diyorsunuz ki: “Gönüllü kutusuna bağış yap. Bağışını yapmazsan ben seninle ilgileneceğim.” Yani Mehmet Şimşek’in yaptığı açıklama -farkında mı, değil mi bilmiyorum- bir skandaldır. Zaten Türkiye’de bu fon meselesinin artık her gün bir başka skandalla üstünün örtülemeyeceğini de görüyoruz. Birisi hırsızlık yapmışsa Ceza Kanunu çerçevesinde işleminizi yaparsınız. Yoksa ona adeta bir gönüllü bağış yapacağı kutu verip de “oraya, o kutuya parayı koyarsan, sen bütün bu soruşturmalardan kurtulacaksın” lafının hukukta da, vicdanında da, adalette de bir yeri yoktur” diye konuştu.












