YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir: Birlikte milletin 401 milyar lirasını 15 günde götürmüşler

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, “Siyaset, saraydakiler, saraydaki yavrular, eski bakanlar, bakan çocukları, milletvekilleri, bürokratlar; bazen bürokrat, bazen özel sektörde yönetici, bazen Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, bazen TERA Fon’da Başkan Yardımcısı oluyorlar. İç içe geçmişler, birlikte milletin 401 milyar lirasını 15 günde götürmüşler.” dedi.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, TBMM’de gerçekleştirdiğini basın toplantısında gündeme dair şu açıklamalarda bulundu:
“MSCI bir rapor yayınlamıştı ve “Yatırımcı Rehberini çıkartmazsanız ve uygulamazsanız biz sizi MSCI Gelişmekte Olan Ülkeler Endeksinden çıkarırız ve bunun da maliyeti Türkiye’ye çok ağır olur” demişlerdi. İşte Ağustos ayındaki o uyarıdan sonra çıkartılan Yatırımcı Rehberi dolayısıyla belirli sınırlamalar getirilince bu manipülatif fonlara, oradan satışlar başladı; takke düştü, kel göründü ve kriz görünür hale geldi. Buradan da 455 bin yatırımcımız bütün varlıklarını kaybederek mağdur oldular ama toplamda 120 milyarı aşan bir ekonomik kaybı hep birlikte yaşamak ve katlanmak zorunda kaldık, kalmaya da devam ediyoruz. İşte MSCI yeni bir bildiri yayınladı: “Siz bazı önlemler almış gibi görünüyorsunuz -çünkü rehberi yayınladınız evet- ama uygulamada henüz bir şey görmüyoruz. Uygulamaya bakacağız. Gerçekten şeffaf, gerçekten açık, gerçekten manipülasyonlara kapatılmış, manipülatörlere gereken cezanın verildiği bir piyasa olacak mısınız, olmayacak mısınız? Buna bakacağız, buna göre karar vereceğiz” demiştir. Yani MSCI şu anda Türkiye borsasını, Borsa İstanbul’u dondurmuş, takibe almış ona göre karar verecek. Şimdi bunu duyan yatırımcılar artık bundan sonra bu şartlar altında yabancı yatırım gelemeyeceği için -kaldı ki yabancı yatırımcı oranı zaten yüzde 30’lara kadar gelmişti- büyük bir çöküş yaşıyor şu anda Borsa İstanbul. Ama Türkiye’yi yönetenler, bugüne kadar o vurguncularla el ele verenler, iç içe geçenler, görevini yapmayanlar, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başta olmak üzere bir karar vermek zorundalar. Bir aya yaklaştı, gerçekte hiçbir adım atmadılar. “Bizimkileri koruyalım, birkaç ismi ortaya atalım, merak etmeyin çözeceğiz diyelim ama geri planda götüren götürmüş, satan satmış, onlara hiçbir şey yapmayalım. Hatta lekelenmeme adı altında isimlerini bile saklayalım…” Eğer bu kafayla devam edecekseniz, bu sizin daha önceki “yerli ve milli krizlerinize” benzemez. Borsa ciddi iştir. Orada milyarlarca dolarlık yatırım var, orada reel sektör var, orada Türkiye’nin gerçekten üreten holdingleri, fabrikaları var. Bu çöküşe seyirci kalırsanız bunun bedelini herkes öder, siz de ödersiniz ama iş işten geçmiş olur. Ciddi olacaksınız, açık olacaksınız, gerçekten ucu nereye kadar giderse oraya kadar gideceksiniz ve gereğini yapacaksınız. Çok konuştuk, çok konuşacağız, sözler söylemekle bitmiyor. SPK, Maliye Bakanlığı bu spekülatif fonlar yükselirken görmüşler ama hiçbir şey yapmamışlar. Soruyorlar beyefendiye: “Niye yapmadınız, niye seyrettiniz?” diye. Diyor ki: “Ürkütmemek için…” Yatırımcıları ürkütmek istememişler. Kim onlar? 450 bin yatırımcı. O küçücük birikimlerini, emekli ikramiyesini, ameliyat parasını, çocuğunun okul taksitini, araba-ev alma umudunu ürkmesinler de getirsinler, yatırsınlar ki bu milyar liraları götüren bakanlar, bakan yardımcıları, bakan çocukları, SPK’dakiler rahatça o fonları satsınlar da, karşılık bulsunlar da alıp gitsinler diye. İşte böyle bir kirli çark.
HIRSIZLARA BİR DE KATILIM BANKASI KURMA HAKKI VERMİŞSİNİZ
Bakın bir grafik hazırladık. Öyle bir grafik ki, Türkiye’deki sanayi endeksinin, enflasyonun ve teknoloji endeksinin yükselişini gösteriyor. Bakın enflasyon yüzde 30’larda ama şu grafiği alabilmek için buradaki rakamları iyice bastırmak zorunda kaldık. Yani adeta teknoloji endeksi, Borsa İstanbul çok az artmış son 1 yılda. Ama bakıyorsunuz spekülatif fonlar bakın astronomik artmış. Burada mesela Odine Teknoloji yüzde 116 kat artmış. Yüzde 116 kat artan bir hisse var burada ve bunu görmeyen kör olmuş bir SPK, kör olmuş bir Borsa İstanbul yönetimi var. Şimdi yüzlü yüzlü geliyorlar, komisyonda konuşuyorlar. Daha beteri var TERA Fon, bu saraydaki çocukların fonu; 1029 kat artmış 5 yılda, 1029 kat artmış. 5 yılda 1029 kat artan bir fonu görmemişler, görmüşler de ürkütmemek için engellememişler. Ve işte utandıkları için, verecekleri cevap olmadığı için de komisyona ne bakan geliyor ne de SPK Başkanı. Kaçak bunlar ama milletten kaçamayacaklar. Komisyonda gelenler de yalan söylemeye devam ediyorlar. Şahap Kavcıoğlu’na soruyorlar arkadaşlarımız tutanakta, diyorlar ki: “Bu Pusula Holding, Katılım Evim, bilmem ne evim hepsi orada. Bunlara siz yatırım bankası kurma hakkı vermişsiniz, İktisat Katılım Bankası kurdurmuşsunuz. Nasıl yapabildiniz bunu?” diyorlar. “Faaliyet izni vermedik” diyor. Tutanakta: “8’inci ayın 3’ünde başvurdular, biz bunlara vermedik faaliyet izni” diyor. Oysa vermiş…. Daha önce Merkez Bankası Başkanlığı yapmış, milletvekili yapmış, şimdi önemli bir görevde olan bir kişi böylesine yalan söyler mi? İşte belgesi burada. Sizinle paylaşıyoruz arkadaşlar, belgesi burada. İşte belgesi ve burada yazını okuyorum size: “İktisat Katılım Yatırım Bankası’na faaliyet izni verilmesine karar verilmiştir.” 26.2.2026 tarihli 11424 sayılı kararla vermişsiniz. Şimdi çok haklıymış gibi “vermemişiz yani” diyor. Ben de söylüyorum: Vermişsiniz yani, hırsızlara bir de katılım bankası kurma hakkı vermişsiniz. Niye? Banka lazım hırsızlara. Çünkü banka olmadan zor oluyor bu işler. Çünkü yatırımcının parası bir yere kadar, daha fazla para lazım bunlara.
İÇ İÇE GEÇMİŞLER, BİRLİKTE MİLLETİN 401 MİLYAR LİRASINI 15 GÜNDE GÖTÜRMÜŞLER
Bir çark kurmuşlar arkadaşlar. Yani bizim arkadaşlarımız, gazeteciler bunu açıkça ortaya koyuyorlar ama hani kısa bir özet olsun diye çarkın sadece bir şemasını gösteriyorum size. Bir defa öncelikle bu yönetim şirketlerine, bu fonlara yüksek kredi notu vermek lazım. Çünkü kredibl olacaklar. İçi boş, içinde faaliyet yok, gerçek bir ekonomik faaliyet yok ama burada JCR Eurasia dahil bunlara yüksek not veriyor. Mesela Hayati Yazıcı’nın oğlu var ya, Adil Yatırım; Mustafa Yazıcı’nın Adil Yatırım Ortaklığı, ne kadar adillerse? Hani listeden çıkartıldı ya bir saatte. Mesela onlara “evet bunlara para yatırılır” diye yüksek not verdiriyorlar. Sonra tabii bu şirketler yüksek notu aldılar, bu sefer piyasaya tahvil ihraç ediyorlar. Çünkü para lazım, ihraç ediyorlar. Kim alır? Gerçekten piyasada bunu alacak “keriz” yok. Kim alır? Varlık Fonu alır. Varlık Fonu piyasanın en büyük oyuncusu, bunlar için de o yiye yiye bitiremedikleri deniz. Varlık Fonu da bu tahvilleri alıyor. Varlık Fonu’nun parası hop buradaki fonların kasasına giriyor. Sonra TERA ve Pusula bağlantılı bir fona bu paralar akıyorlar. Ama ne oluyor? İşte onlar çöktü ve Türkiye Varlık Fonu büyük para kaybediyor. Bu tahvilleri alan Taha Çakmak döneminde Türkiye Sigorta büyük oranda bu tahvilleri almış ve Türkiye Sigorta büyük zarara girmiş. Şimdi de Taha Çakmak’ın mallarına tedbir koydular, ev hapsi verdiler, öyle bekletiyorlar. Sadece bu bir örnek. Siyaset, saraydakiler, saraydaki yavrular, eski bakanlar, bakan çocukları, milletvekilleri, bürokratlar; bazen bürokrat, bazen özel sektörde yönetici, bazen Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, bazen TERA Fon’da Başkan Yardımcısı oluyorlar. İç içe geçmişler, birlikte milletin 401 milyar lirasını 15 günde götürmüşler. Sadece 15 günde götürdükleri 401 milyar lira…
O 3 KİŞİ KİM? FATMA BETÜL SAYAN KAYA, EŞİ İLYAS KAYA VE AİLEDEN BİR KİŞİ DAHA
Bunların kim olduğunu açıklamayan, bir tanesinin bile üstüne gitmeyen bir siyasi iktidar var. Bakın diyoruz ki: Bu 124 yatırımcı kimdir? Yok ortada, söylemiyorlar. Bu 401 milyarı 15 günde götüren kimler? Onu da söylemiyorlar ve bu tedbir konulanlar bakımından gazeteci Bahadır Özgür bir konuyu gündeme taşıyor. Diyor ki: Önce bir tedbir koydunuz. Tedbir 29 kişiydi; Kemal Akkaya var, Enver Çevik var. Sonra bu tedbiri kaldırdınız. 11 Ekim’de 141 gerçek kişiye tekrar tedbir koydunuz. Sonra 1 gün sonra dediniz ki: “Ya biz bunu yanlış yapmışız, bu 29’unun tedbiri kaldırılmıştır.” Peki, doğru kabul ediyoruz sizi. Eğer 141 kişiden 29’u sehven ise çıkarttınız, 112 kişi olur. 112 kişi nasıl 109’a indi? O 3 kişi kim? Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve aileden bir kişi daha. Bu yavrular her defasında korunuyorlar. Bunların dokunulmazlıkları var ve bunların üzerine gidilmediği için de böylesine Türkiye borsasıyla, sanayisiyle, geleceğiyle 86 milyonuyla bedel ödemek zorunda kalıyor. Bahadır Özgür suçlu, gözaltına alınıyor gizli belgeleri açıklamaktan ama bunların hiçbiri suçlu değil. Bunlar “yanlışa düşmüşler.” Bakın tabirlerine bile: Bunlar yanlışa düşenler, suçlu falan değiller onların gözünde. Milyar milyar lirayı götür, böyle kirli çarklar kur, ondan sonra milletin ekmeğini çal, yanlışa düşmüş oluyorsun. Hırsızları söylersen gözaltındasın, tutuklandın. İşte Türkiye… İşte dünya bunu görüyor. Türkiye zaten bedel ödüyor ama dünya size bu bedeli ödetir. Ciddi olun!
MİLYAR LİRALARI GÖTÜRENLER SERBEST, BİR KURUŞ BULAMADIĞINIZ EKREM İMAMOĞLU’NU HALA CEZAEVİNDE TUTUYORSUNUZ
Sayın Ekrem İmamoğlu günlerdir Silivri’de savunma yapıyor, o bir türlü vermedikleri savunma hakkını kullanıyor. 142 eylemden suçlanıyor ve her biri için gerçekten manifesto denebilecek açıklamaları var. Açıkça söylüyor: “Hesabıma geçmiş bir kuruş bulabilirseniz siyaseti bırakacağım ve her türlü cezaya katlanacağım” diyor. Bir kuruş bulamadınız. Bakın bakanda buluyorsunuz, bakan yardımcısında buluyorsunuz, milyar milyar liralar götürmüşler. Neredeler?.. Laf… “Peşinden gideceğiz.” Gitmiyorsunuz, duruyorsunuz, seyrediyorsunuz. Ekrem İmamoğlu’nda bir kuruş bulamadınız ama ısrarla cezaevinde tutuyorsunuz. Çünkü siz darbecisiniz. Esenyurt’ta kayyumun yardımcısının evinden 7 milyon dolar, 400 bin Euro ve Türk Lirası çıkmış. İşte bakın hani para kuleleri diyorlardı ya; işte kasalardan paralar… Peki, bu kayyumun yardımcısının bu suçu var da kayyum bunları görmemiş mi? Esenyurt kayyumu bunları bilmiyor mu? Esenyurt kayyumunun ifadesini aldınız mı? Peki, siz Esenyurt Belediye Başkanımızı daha önce terörle iltisaklı diye almıştınız. 1 yıla yakın cezaevinde tuttunuz, ondan sonra terörle iltisaklı olmadığı ortaya çıktı. Ahmet Başkan niye hâlâ görevinde değil? Niye değil? Devlet Bahçeli demişti: “Ahmetler göreve.” Ahmetler niye görevde değil? Niye? Çünkü işte bu hırsızlar hırsızlık yapmaya devam edecekler. Hırsızlar rahatça çalabilsinler diye Ahmet Başkan’ı görevine iade etmiyorlar. Çünkü onlar da hırsızlığın içerisinde. Böyle baktığınızda bu düzen sonu gelmiş, çürümüş, çökmüş bir düzendir. Bu saray düzeni, AKP’nin bu kara düzeni eninde sonunda bitecektir. Ne yaparlarsa yapsınlar her türlü tedbir kararı ile demokrasiye kastetmeleri, partiye, basın özgürlüğüne tedbir kararını kullanarak -çünkü tutukluluk da bir tedbirdir- siyasete darbe yapıyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar çaresizliklerini onlar da görüyor, milletimiz de görüyor. Milletimiz o sandığı bekliyor ve o sandık geldiğinde gereğini yapacak.
SEÇİM TARİHLERİNE SARAY DANIŞMANI MI KARAR VERİYOR
Sarayda bir danışman var. Danışman son derece üstten konuşuyor. Konuşana değil, konuşturana bakacaksınız. Onu kim konuşturtuyor? İki şey konuşturtuyor. Birincisi Tayyip Erdoğan. Çünkü onun başdanışmanı ve Tayyip Erdoğan konuşturtuyor, o da konuşuyor. Diğer konuşturtan kim? Meclisteki milletvekilleri, Cumhur milletvekilleri. Buradaki milletvekillerinin şahsiyeti yokmuş, iradesi yokmuş, kararı yokmuş gibi oradan seçimin 2028 Nisan’ında yapılması neredeyse kesin gibi diyor. Kim karar verdi? Hani Meclis karar verecekti buna? Hani milletvekilleri iradeleriyle gidip oy vereceklerdi? Yok… Buradaki milletvekillerinin iradesini yok sayan üstenci, küstahlaşmış bir dil. Soruyoruz buradan: Biz böyle bir işin içerisinde olmayız. Biz sandığı hemen istiyoruz, seçimi hemen istiyoruz. Bu milletin sizi sırtında bir dakika bile daha taşıma olanağı kalmamıştır. Ama siz durup durup Tayyip Erdoğan bir daha aday olabilsin diye seçimlere 1 hafta, 2 hafta kala “hadi erken seçim” kirli planını hazırladıysanız, kimlerle yaptığınızı da açıkça söyleyin. Bu plan varsa bu planın kimlerle yürürlüğe konulacağı, kimlerle tasarlandığını bu milletin bilmesi lazım. Milletin kafasını bulandırmayın.”












