Gündem

Murat Emir: “Fon krizinde kaçırılan parayı gizlemek için ‘Sosyal Medya Hesaplarını’ engellediler”

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Emir, “Ağır bir krizin içerisindeyiz. Fon krizini çözmek için henüz hiçbir adım atmadılar. Yurt dışına gönderilen paralardan, o mal varlıklarını ve paraları dondurmakta da geç kaldıklarını açıkça gördüğümüz siyasi iktidar, bütün bu pisliklerin üstüne gitmek yerine kendisi bunun üstünü nasıl örterim diye düşünüyorlar ve çareyi sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirmekte buluyorlar. Dün açıklamıştık, yüzlerce adresin erişimini engellediler, 12 milyondan fazla takipçisi olan hesaplara erişimi engellediler. Bununla da yetinmediler, dün Gazete Pencere, Evrensel ve Sözcü gazetelerinin erişimini engellediler. Suçları ne?” dedi.

Emir’in açıklamaları şöyle:

“Bugün Ankara Adliyesinde bu toprakların gördüğü belki de en kanlı katliam olan Ankara Garı katliamının 80’den fazla duruşmasından sonuncusu görüşüldü. Bu duruşmada daha önce firari sanık olan ve bir şekilde Suriye’de ele geçirilen, Türkiye’ye getirilen Ömer Deniz Dündar ve henüz getirilemeyen ama getirilmesi beklenen Savaş Yıldız’ın duruşması yapıldı, onların ifadelerine başvuruldu. Bir defa o katliam gerçekleşirken, öncesindeki Suruç katliamı, sonrasındaki bombalamalar, sonrasındaki Ankara Gar katliamı, sonrasında IŞİD’in Türkiye’nin çeşitli yerlerinde gerçekleştirdiği kanlı eylemler, aslında Türkiye’nin 7 Haziran’dan Kasım seçimlerine giderken Meclis çoğunluğunu kaybetmiş olan AKP’nin tekrar seçimleri kazanmak üzere bir şekliyle Türkiye’yi yeniden kaosa götürülürken seyrettiği, devlet içerisindeki kimi kirli odakların da bunun hazırlayıcı hazırlayıcısı ve görevini yapmayarak da adeta yol vericisi durumuna düşmesinden kaynaklanmıştır.

Öyle ki, IŞİD saldırganları Yakup Şahin 10 gün önce gübre almaya gidiyor, olağanüstü miktarda gübre alıyor. Satıcı şüpheleniyor, Gaziantep emniyetine haber veriyor, bilgi veriyor. “Bunlar amonyak yapıyor olabilirler, bunlar patlayıcı yapıyor olabilirler” diyor ama Gaziantep Emniyet Amirliği hiçbir şey yapmıyor. Aynı şekilde katillerden Yunus Emre Alagöz’ün kardeşi Suruç katliamında intihar bombacısı ve kendisinin de Suruç katliamından sonra teknik takipte olduğunu biliyoruz. Yine planlayıcısı Yunus Durmaz, Suriye’den defalarca Türkiye’ye girmiş çıkmış. Nasıl girip çıkabildiği tartışmalı ama o kişinin de teknik takipte olduğunu gayet iyi biliyoruz.

Canlı bombalar önlerinde eskort eşliğinde hiçbir trafik denetimine dahi takılmadan, hiçbir tedbir alınmamış yollarda aranmadan o kalabalığın içerisine sokuldular. Onların oraya birilerinin katkısı, birilerinin desteği olmadan gelebilmesinin mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Nitekim İçişleri Bakanlığı Mülkiye müfettişlerinin verdiği raporda da orada en azından görevi ihmal suçunun oluştuğuna dönük bilgiler var, veriler var. Onlarca gün öncesinden MİT’in istihbarat raporları var. Göz göre göre gelmişler, ihmal edilen edenler var, görmeyenler var, bu kirli senaryo yaşama geçsin diye katkı verenler var ama bugüne kadar yargılanmış bir tek kamu görevlisi yok, bir tek kamu görevlisine uzanmadı. Sanki IŞİD militanları kendiliğinden planlamışlar, kendiliğinden bomba bulmuş yapmışlar, hiçbir destek olmadan Ankara’nın orta yerine kadar gelebilmişler ve kendilerini patlatabilmişler gibi bir yargı kararı oluşturuldu. Bu yargı kararı sonucunda kimi cezalar verildi ama asıl verilmesi gereken, asıl yapılması gereken insanlığa karşı suç tanımının yapılmasıdır. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, hepimiz tanığıyız ki, 10 Ekim Ankara Gar katliamında toplumun bir kesimi hedef alınmıştır. Sadece suç işlemek üzere kurulmuş bir örgüt yok. Sadece bir İslam devleti kuracağız iddiası ile kurulmuş bir terör örgütü yok. Ama aynı zamanda toplumun bir kesimini hedef alan bir terör örgütü var. Öyleyse bu suçun mutlaka insanlığa karşı suç olarak tanımlanmış olması gerekirdi. Ama bunu yapmadılar. Çünkü özellikle o korudukları kamu görevlilerinden başlayarak zamanaşımı işlesin, suçlular kurtulsunlar ve bu dosyayı kapatalım derdine düşmüş bir siyasi iktidar var. Siyasi iktidar bugüne kadar buradaki sorumluluğunu gizlemek için etkili bir soruşturma ve adil bir yargılama yapılmasın diye de elinden gelen her şeyi yapmıştır.

Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine gidiliyor, deniyor ki: “Emniyet görevlilerinin 10 gün önceki ihbara rağmen bunu değerlendirmemeleri bir ihmal suçudur; ihmali bir davranışla ölüme sebebiyet verme suçudur, yargılansınlar” deniyor. Mahkeme hak veriyor, “evet, emniyet görevlileri yargılanmalıdır” diyor ama Gaziantep Başsavcılığı yine bu soruşturmanın da üstünü kapatıyor. Yani ısrarla bu katliamı örtmeye çalışan, failleri gizlemeye çalışan, kendi siyasi sorumluluğunu yok saymaya çalışan ve devlet içinde devletin onca raporuna rağmen etkili önlem almamış ve bu katliama destek vermiş kirli odakları çıkartmamak üzere adeta seferber olmuş bir siyasi iktidar var. Ama bilsinler ki, ne olursa olsun bugün birlikte olduğumuz annelerin, evladını kaybeden babaların, yaralıların yüreklerindeki o bitmeyen adalet mücadelesi, hep birlikte bizim büyüteceğimiz bir mücadeledir. Eninde sonunda o katilleri de, o katillerin arkasındaki kirli odaklar da sonuna kadar yargılanacaktır.

Ülkemiz ağır bir yoksulluğun, enflasyonun pençesindeyken -önemli bir konu- benzine zam gelecek mi, gelmeyecek mi? Bilindiği gibi daha önce bir eşel mobil yöntemi uygulanıyordu. ÖTV’nin bir kısmından devlet vazgeçiyordu, yüzde 75’i kriz döneminde. Biz: “Yüzde 100 yapın ÖTV’den vazgeçin, o da yetmez KDV’yi düşürün. Bu ülkedeki benzini, mazotu ucuzlatın. Benzin, mazot ucuz olmazsa her şey pahalanıyor” dediğimizde kulaklarını tıkadılar. Motorin için başka bir düzenleme yaptılar nihayet. Ama benzin için yüzde 100 yapmaları gereken indirimi kademeli olarak kaldırdılar. Eğer 1 Ekim’de yeni bir düzenleme yapılmazsa ÖTV yüzde 4.43’ten 14.83’e gelecek. Mazot 14.47 lira pahalanacak ve 94 liraya dayanacak. Artık Türkiye’de eğer bu arkadaşlar, bu beyler harekete geçip burada bir düzenleme yapmazlarsa mazotu, motorini 94 liradan kullanmaya başlayacağız. Bunun anlamı iğneden ipliğe her şeyde yüzde 20 zam demektir, yoksullaşma demektir, fakirleşme demektir. Buradan yetkilileri uyarıyoruz: Fonla zengin ettiklerinizi, paraları kaçırırken göz yumduklarınızı, yandaşlarınızı zengin edeceğinize bu milleti düşünün. Bu milletin deposunu, çiftçinin traktörünü, işçinin aracını, kamyonun mazotunu nasıl dolduracağını biraz da siz düşünün diyoruz ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz.

“Çareyi sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirmekte buluyorlar”

Ağır bir krizin içerisindeyiz. Fon krizini çözmek için henüz hiçbir adım atmadılar. Yurt dışına gönderilen paralardan, o mal varlıklarını ve paraları dondurmakta da geç kaldıklarını açıkça gördüğümüz siyasi iktidar, bütün bu pisliklerin üstüne gitmek yerine kendisi bunun üstünü nasıl örterim diye düşünüyorlar ve çareyi sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirmekte buluyorlar. Dün açıklamıştık, yüzlerce adresin erişimini engellediler, 12 milyondan fazla takipçisi olan hesaplara erişimi engellediler. Bununla da yetinmediler, dün Gazete Pencere, Evrensel ve Sözcü gazetelerinin erişimini engellediler. Suçları ne? Suçları fon krizinde zenginleşenler, onların siyasetteki bağlantıları, onların bürokraside ki bağlantıları, onların bu sayede Türkiye’de veya yurt dışında edindikleri mallar ve Londra’ya ve İsviçre’ye gönderdikleri paraları açıklamış olmaları. Bunları gizlemeye çalışıyorlar. Ama bugün gizlediğinizi yarın gizleyemeyeceksiniz. Bu millet de, biz de iki elimiz yakanızda sizin bunların hesabını tek tek vermenizi eninde sonunda sağlayacağız. Bunlardan kaçamazsınız.

Çok net sorular soruyoruz, çok açık sorular soruyoruz: Bakın Gündoğdu Gıda küçücük bir tarımsal işletme, bir süre sonra 745 milyar lira değerine gelmiş. 745 milyar lira değerine gelirken borsada siz niye seyrettiniz? Neyi seyrettiniz? Fonu 8 kişi kurmuş ve bu GTO fonundan “herkesin haberi oldu çektiler, bir tek o küçük yatırımcının haberi olmadı” dedik ya, o sırada 45 milyar lira çeken bir kişi var. O 45 milyar lirayı çeken kişi kim? Açıkça soruyoruz…

TERA Portföyün 2021’den 2025’e kadar fon kapalıyken 12 tane yatırımcısı var. Aralarında paslaşarak 1 lirayı 1000 lira yapmışlar. Bu 12 kişi kim? Bu 12 kişiyi neden hâlâ açıklamıyorsunuz? Bu 12 kişiyle ilgili MASAK raporu nerede? Bu 12 kişinin arkasında niye saklanıyorsunuz? Yoksa bu 12 kişinin içerisinde size yakın, sizin eşiniz, çocuğunuz, kardeşiniz mi var? Aynı şekilde görüyorsunu lüks otomobiller satılmış, “teknesine el koyduk” diye övünüyorlar vesaire. Yarız ve Turhan’ın İsviçre’deki banka hesaplarına 4 milyar lira, Tezmen’lerin de 3.4 milyar lira gönderdiğini biliyoruz. Bu paraların izini sürüyor musunuz? Bu paraların gönderilmesine niye izin verdiniz? Yine bütün bu işlemler 2021’den itibaren başladığına göre, MASAK araştırmasının niye 2024’ten başlatıyorsunuz? 2021’den başlatmak için elinizi tutan ne? Çok net soruyoruz. Aynı şekilde Mehmet Şimşek Kasım ayında “manipülasyonlar var, müdahale edeceğiz” demiş ama tebliğ 28 Ağustos’ta yayınlanmış. 28 Ağustos’a kadar Sayın Bakan neyi beklediniz? Neyi beklediniz de 10 ay boyunca bu vurgunun oluşmasının ve özellikle o çalınan paraların transferinin önünü açtınız? O sırada bakan “önlem alacağız” diyor. 28 Ağustos’a kadar bekliyorlar. O arada SPK bir çalışma yapıyor, çalışmanın taslağını İnternet sitesine koyuyor ama bir yerlerden baskı geliyor ve bu düzenleme taslağı SPK’nın internet sitesinden siliniyor. O zaman soruyoruz, zamanın başkanı Ömer Gönüle; Vecdi Gönül’ün oğlu Ömer Gönül’e soruyoruz Size o taslağın kurumun internet sitesinden geri çekilmesi talimatını kim verdi?

Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci tutuklandı, bu fon soruşturmasıyla ilgili olarak tutuklandı. Ama bu kişinin 7 gün önce istifa ettiğini görüyoruz TERA Yatırım Holding’ten. 7 gün önce istifa ediyor TERA Yatırım Holding’ten ve 7 gün sonra da suçlu olduğu fark edilip tutuklanıyor. O halde savcılık soruşturmasından sızıntı mı var? Bu bir tesadüf mü? 7 gün önce bir yerlerden haber alıp da mı istifa etti? Bunun da araştırılması lazım. Bilsinler ki MASAK’a görevini yaptırmayanlar, bildiği halde seyredenler, bildiği halde malların ve paraların kaçırılmasına göz yumanlar, ateş bacayı sardıktan sonra “birilerinin sırtına yıkalım da bu işten sıyrılalım” diyenler ve başta tek adam rejiminin başındaki kişi Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere herkes bu soygunun içinde, herkes bir yerinden bu pisliğe bulaşmış durumda. “Nereye kadar gidiyorsa gitsin” sözleri bizi tatmin etmez, gerçekten nereye gidiyorsa gitsin ama saraydaki, bürokrasideki, yargıdaki ve piyasadaki bütün sorumlular araştırılmalı, her birinin mal varlığına gidilmeli, haksız kazançları alınmalı ve gerçek hak sahiplerine verilmelidir. Bilsinler ki bugün olmasa bile yarın YENİ Parti iktidarında Londra’daki, İsviçre’deki milyar dolarlara da ulaşılacak, onlar tek tek getirilecek ve hak sahiplerine iade edilecektir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

Emir; TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamalarının anımsatılması üzerine şunları dile getirdi:

“Bu fon krizi ile ilgili olarak biz bir an evvel Meclis araştırması yapılsın, araştırma komisyonu kurulsun diye teklifimizi verdik. Buna benzer diğer partilerin de talepleri var. AKP ne yapar? Kulağının üstüne mi yatar, yoksa bir göstermelik komisyon ile zaten Meclis çalışıyor mu der bilmiyoruz. MHP ne yapar bilmiyoruz. Ama Meclisin yapması gereken açıldığı günden itibaren, 1 Ekim’den itibaren, hatta 1 Ekim’de acil gündemle toplanıp bir an evvel bu fon krizini görüşmesi, komisyon kurması ama gerçekten daha önce kurdukları komisyonlar gibi göstermelik değil, işi uzatmaya, yaymaya, sorunları saklamaya dönük değil, kamuoyunu susturmaya, sakinleştirmeye, -mış gibi yapmaya dönük değil; gerçekten bir araştırma ve gerçekten ucu kime kadar gidiyorsa oraya kadar gidecek bir Meclis araştırması yapılması şarttır.”

Alevi derneklerinin YENİ Parti ziyaretiyle ilgili soruya da Emir; “Alevi kurumları dün Genel Merkezimizi ve Sayın Genel Başkanımızı ziyaret ettiler. Bu partimiz kurulduktan sonraki ilk ziyaret, bir nezaket ziyareti. Ama aynı zamanda Alevi kurumları, özellikle son yıllarda giderek artan Milli Eğitim uygulamalarından başlayarak özellikle Kültür Bakanlığına bağlanmaya çalışılan Alevilerin sorunlarını da gündeme getirdiler, ayrımcılığı gündeme getirdiler, yerel sorunları gündeme getirdiler. Sayın Genel Başkanımız bunların her birini tek tek not aldı. Biz Türkiye’de herkesin kimliğinden dolayı, inancından dolayı, etnik yapısından dolayı dışlanmadığı, herkesin kendisini birinci sınıf hissettiği, kamu kaynaklarından eşit derecede yararlandığı bir Türkiye’yi var edene kadar mücadele edeceğiz. Bu mücadele elbette ki Alevilerin haklı eşitlik mücadelesini de sonuna kadar kapsamaktadır” yanıtını verdi.

Fon kriziyle ilgili sorular üzerine de Emir şunları ifade etti:

“Bunun adı yağma. Halkın parasını yağmalanmıştır. Bu yağma yapılırken siyasetin desteğiyle ve kamu bürokrasisinin; SPK’nın, Maliye Bakanlığının, BDDK’nın, Borsa İstanbul’un bürokratlarının da gözetiminde veya görevlerini ihmal etmeleri sonucunda yapılmış bir yağmadır. Böylesine bir yağma, arkasında siyasi destek olmadan asla yapılamaz. Bugün bu yağmanın, bu vurgunun gözlerden saklanmaya çalışılmasının da temel sebebi, arkasındaki siyasi desteği, arkasındaki AKP varlığını gizleme çabasıdır. Bunu gizleyebilmek için erişim engelleri getiriyorlar, susturmaya çalışıyorlar, karartmaya çalışıyorlar ama bunu da başaramıyorlar. Cumhurbaşkanı bunun sınırlı olacağını söylüyor ve bunun sınırlı olmayacağına dönük çok somut veriler var. Elbette ki çok daha yayılsın, biz de istemeyiz ama kafamızı kuma gömecek, gerçekleri görmeyecek bir halimiz de yok. Bu yangının genişleme olasılığı vardır. Boş laflarla, sözlerle, komisyon toplantıları ile bu sorun geçiştirilemez. Bir an evvel acil müdahale gerekmektedir ama bugüne kadar yapılmamıştır ve bundan sonra da yapılacağına dönük olarak herhangi bir veri yoktur.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu