Gökhan Günaydın: “İşsizlik Sigortası Fonu, patrona hizmet eder hale getiriliyor”

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Anayasa Mahkemesi önünde yaptığı açıklamada iktidarın yabancı sermaye sevici ve yerli piyasayı tüketmeye yönelik her türlü çabanın içerisinde olduğuna işaret etti.
Günaydın, şunları dile getirdi:
“Zaten zor durumdaki vatandaş ve emekçilere yönelik yeni olumsuz düzenlemeleri nasıl getirdiğini sizlere aktaracağım. Bunların da yanında açıkça bir partizanlığın yasalardaki işaretlerini de sizlerle paylaşmış olacağım. Şimdi bakınız; getirilen yasayla 2050 yılına kadar nükleer alanında çalışan şirketlere KDV iadesi yapılması hakkı tanınıyor. Başka bir deyişle bu şirketler 2050 yılına kadar KDV ödemiyorlar. Sebebi ne? Neden nükleer şirketler, çoğu yabancı olan bu şirketler katma değer vergisi ödemiyor?
Sen bunu yapıyorsun, hemen karşısında da şunu yapıyorsun: Alt segment araçlarda özel tüketim vergisinin 10 katına kadar artırılma yetkisini Cumhurbaşkanına veriyorsun. Bir taraftan vatandaşın bindiği alt segment aracı daha da pahalandırırken, diğer taraftan şirketlere vergi istisnası getiriyorsun. Hani “yaparsa AKP yapar” diyorlar ya, gerçekten bu kadarını yaparsa AKP yapar.
8 yıldır istisnasız bir kriz var, aralıksız bir kriz. Yurttaş giderek daha fazla zorlanıyor. Bu dönemde senin yurttaşa katkı sağlaman lazım değil mi? Tam tersini yapıyorlar, İşsizlik Sigortası Fonu’nun özellikle imalat sektöründe ve turizm sektöründe amaç dışı kullanılması için yeni düzenlemeler getiriyorlar. Yani İşsizlik Sigortası Fonu’nu işsize değil de patrona hizmet edecek biçimde dönüştürüyorlar. Yaparsa AKP yapar.
Prim ödemelerinde devlet katkısı kaldırılıyor. Neydi bugüne kadar? İşçi ve işverenin ödediği prim toplamının yüzde 25’ine kadar olan kısmını devlet katkı olarak öderdi. Şimdi bu devlet katkısını krizin en çok yükseldiği, yoksulluğun en çok arttığı dönemde kaldırıyorlar. Bunu da yaparsa AKP yapar.
Yine çok ibretlik bir durum: Kamu ihalelerinde yerli kişilere ya da yerli malı teklif eden insanlara hak ve avantaj sağlayan düzenlemelerin tamamından, AB üyesi olan, o uyruğa sahip olan vatandaşların da yararlanması yetkisini Cumhurbaşkanına veriyorlar. Ya siz kapitülasyonları geri mi getirmek istiyorsunuz? Yerli vatandaşa tanınan, yerli şirkete tanınan yetkiyi neden Avrupa Birliği üyesi şirketlere ve vatandaşlara tanıyorsunuz? Onlar size ne ayrıcalık getiriyor ki, siz onlara bu ayrıcalıkları getiriyorsunuz?
Aynı zamanda kamu emekçisine düşmanlar. Bakın PTT çalışanları; kimisi 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve diğer KHK’lara, kimisi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na bağlı olarak çalışıyordu. Dediler ki onlara: “Hayır bundan sonra çalışmayacaksınız, hepinizi genel idari hizmetler sınıfına alacağım.” Böylece bu insanlar hem çalışırken hem de emekliliklerinde önemli hak kayıplarına uğruyorlar. Bununla da yetinmiyorlar, diyorlar ki: “PTT çalışanlarının yarısını havuza alacağım ve onları diğer kamu kurumlarına aktaracağım.” Yani bunun herhalde hakla, adaletle açıklanabilir bir tarafı yoktur.
Özel kurumlarda çalışan öğretmenler… 1 milyona yakın öğretmen atanamıyor. Onlar özel kurumlarda çalışarak karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Orada da aranan nitelikleri kanuna koymuyorsun, idarenin keyfiyetine bırakıyorsun ve böylece o çocukların arasında da ayrımcılık yapmaya utanmadan çalışıyorsun.
Hakim ve savcı yardımcılıklarında bizim daha evvel Anayasa Mahkemesi’nde iptal ettirdiğimiz hükmü bu kez yasaya koyarak yeniden mülakat getiriyorlar. Yani diyorlar ki: “Sen yazılı sınavda istediğin notu al, mülakatta ben istediğimi bırakırım, istediğimi geçiririm.” Onlarca örneğini kamuoyuna paylaştık. Bundan utanmıyorlar ve vazgeçmiyorlar. Yazıklar olsun.
Bir başka önemli husus; artık bu memlekette siber güvenlik kalmamıştır, bu alanda adalet de kalmamıştır. İçeriğin çıkarılması, erişimin engellenmesi… Buna kim karar vermeli? Mahkemeler karar vermeli. “Hayır, mahkemeler karar vermeyecek” diyorlar. Peki, kim karar verecek? Siber Güvenlik Başkanlığı. Siber Güvenlik Başkanlığı kime bağlı arkadaşlar? Cumhurbaşkanlığına. Cumhurbaşkanı hangi partinin genel başkanı? AKP’nin genel başkanı. Yani AKP’nin genel başkanı hangi içeriğin engelleneceğe, hangi erişimin yasaklanacağına karar verecek. Yazıklar olsun. Böyle bir adalet olabilir mi?
Bir başka husus; bugüne kadar genel aydınlatma giderlerine belediyeler katkı verirlerdi. Şimdi o katkıyı 3 katına çıkartıyor. Diyor ki: “Büyükşehirsen yüzde 30, diğer belediyeler sen yüzde 15 civarında genel aydınlatma giderlerinin parasını senden alacağım.” Peki, eskiden nasıldı? Büyükşehirler yüzde 10’du, diğerleri yüzde 5’ti. Ne oldu? Belediyeleri kaybettin, belediyeler bize geçti. Şimdi mi aklına genel aydınlatma giderlerinin payının belediyelere daha yüksek oranda ödettirilmesi geliyor? Bu büyük bir partizanlıktır, ayrımcılıktır. Aslında AKP demenin partizanlık demek olduğunu burada bir kez daha anlıyoruz.
Bunun yanında Noterlik Kanunu’na getirilen düzenlemelerle aslında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, angarya yasağı gibi düzenlemeler defalarca ihlal ediliyor. Bütün bu düzenlemelere karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk. Biz bir kere daha arkamızda bulunan Anayasa Mahkemesi’nin yargıçlarına sesleniyoruz: 13 yıldır vermediğiniz yürütmeyi durdurma kararlarını verin; bu memleketin aleyhine olan bu düzenlemelerin, Anayasa’ya aykırı olan bu düzenlemelerin bir süre dahi olsa hukuk aleminde hayat şansı bulmasına izin vermeyin.
Sadece YENİ Parti Grubu olarak değil, bütün yurttaşlar olarak sizlere sesleniyoruz: Biz bu düşüncelerle her zaman vatandaşın ve memleketin hakkını, hukukunu savunmaya yönelik çalışmalarımızı yapacağımıza söz veriyor ve kamuoyunu saygıyla selamlıyorum.”












