Gündem

Dursun Bulut: Demokrasiyi yeniden tesis etmek istiyorsak başarabiliriz! “Çerçeve Yasası”

Hareketli günler yaşıyoruz. TBMM’de “Çerçeve Yasası” 468 oyla geçti. Şimdilik, silahların sustuğu, kanın dökülmediği, Barış içinde ve bir arada kardeşçe yaşanacak bir geleceğin adımlarının atılacağı yeni bir sürece ilan edildi. Ancak evet oyu veya hayır oyu veren partileri destekleyenler teredüt içinde. Acaba gerçek anlamda demokrasi gelecek mi yoksa bu işin sonu Monarşi mi veya on binlerce insanımızın kanı döküldü, bunun hesabını kim verecek diye soruyorlar? Bu endişeleri duyanlar haksız değiller. Çünkü iktidar Tom Barrack’ın yani ABD’nin dediklerini yapıp, “Müşvik Monarşi”yi seçerse bu vebal altında hepimiz eziliriz. Ya da yeniden kan akarsa bunun hesabını kim verecek? Atılan adım çok önemli ama çok riskli. Ancak, şu da bir gerçek ki, riski göze alamayanlar Barış’ı, Demokrasiyi getiremezler. Yine biliyoruz ki, sorunlarımızın çözümü Demokrasiye, Barış’a, eşit haklara, kişi hak ve özgürlüklerine sahip olmaktan geçiyor.

Muhalefetin çok büyük bölümü iktidarın çağrısını dikkate alarak, üzerine düşeni yaptı. Şimdi sıra iktidar ve muhalefetin birlikte gerçekleştireceği sürece uygun yasaların çıkarılması ve kurumların oluşturulması. Kim bu konuyu istismar ederse tarihi önünde hesap verir.

Emperyalizmle Dost Olmak!

Son dönemlerde dost kelimesi o kadar çok kullanıldık ki, “helal olsun iktidara, Trump’la çok samimi ki, NATO zirvesine Trump katılmayacakmış ama Cumhurbaşkanımızın davetiyle gelmiş” sözlerinden mutluluk duyuluyor. Oysaki bu güne kadar emperyalist sistem, dostluk maskesi altında düşmanlığı ve sömürüyü sürdürdü. Sözüm ona Irak’a demokrasi götüreceklerdi, ölüm ve sefalet götürdüler. Petrol kuyularını tekellerine aldılar. Suriye’yi kendilerinin yetiştirdiği, “dinci“ örgütlerle işgal etmiş durumdalar. Venezuela devlet başkanını ve eşini kaçırdılar. Şimdi oraya da çökmeye çalışıyorlar. Bu örnekler yüzlerce çoğaltılabilir.

Bilindiği gibi Temmuz, 2026’da NATO zirvesi Ankara’da yapılmıştı. Zirvede Ukrayna’ya 50 milyar askeri yardım sözü verildi. Dolayısıyla tüm ülkeler özellikle Türkiye bu kadar yoksulluğun yaşandığı bir süreçte milyar dolarla ifade edilecek yükün altına sokuldu. Yine geçtiğimiz hafta içinde Arabistan, Pakistan ve Türkiye Paktı kuruldu. Bir maddesi çok rahatsız edici, bu üç devletten birine saldırı olursa diğer iki devlete saldırı yapılmış olarak kabul edilecek. Böylesine kritik antlaşma TBMM’ye sunulmadan, bilgilendirmeden imzalandı. Atılan imza ile Türkiye başka bir yükümlülük altına daha sokuldu. Pakt için Türkiye milyarları harcayacak veya savaş riski altına sokula bilinecek. Ayrıca imzalanan pakta karşı çıkan devletleri, ekonomik baskı oluşturacağı da gözden kaçırılmamalı. Daha ilk gün Hindistan’nın verdiği olumsuz tepki nedeniyle on binlerce Hintli turist, Türkiye’ye seyahatlerini iptal etti ve ülkemiz turizmde milyarları kaybetti. Artık muhalefete bu ve benzeri konularda çok iş düşmektedir. Şöyle ki:

● Parlameno’nun onayına sunulmadan Pakt vb. konularda iktidarın karar alması kabul edilemez. Bundan sonra bu tür anlaşmaların mutlaka TBMM’nin onayına sunulması sağlanmalı.

● Tom Barrack Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri demokrasiyle yönetilemez, bu gibi ülkelere Müşfik Monarşi gerekli sözlerinin üzeri örtülü ama halk unutmadı. Birleşik Muhalefet Tom Barrack’ın istenmeyen kişi ilan edilmesi için mücadele başlatılmalı. Bilinsin ki, emperyalist ve ona biat eden anlayışlardan demokrasi çıkmaz.

● Yarından tezi yok, “birleşik muhalefet” demokrasi talep etmeli. Demokrasi ile taçlandırılmış Parlamenter Sistemin geri getirilmesini bir deklarasyonla kamuoyuna duyurmalı.

● Savaşların durması, kanın dökülmemesi en kıymetli görevdir. Ülkemiz, neredeyse yarım asır süren çatışmalarla on binlerce insanını kaybetti. Bir daha bu kötü günlere dönmemek için, demokratik tüm reformları gerçekleştir-meyi sağlamak açısından, iktidar üzerinde baskı unsuru olmalı. Bunun için:

1 – Ülkemizde, 40 yılı aşkındır salt güvenlikçi politikalar izlendi, ancak barış gelmedi. Dün mecliste geçen Çerçeve Yasası doğru işletilir ve geliştirilirse sadece Kürt sorununu, Doğu ve Güneydoğu’nun ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmeyi değil, Türkiye’nin en temel sorunlarının çözümünün adımları atılmış olacak.

2 – Yine bugüne kadar iktidarların bazıları, farklı etnik kökendeki yurttaşlarımıza ilişkin, asimilasyon ya da entegrasyon anlayışıyla hareket etti. Oysa ki, çözüm ne asimilasyonda, ne de entegrasyonda, çözüm insan olma , yurttaş olma haklarının verilmesiyle ve farklılıklarının korunmasıyla mümkündür.

3 – Özellikle son dönemlerde yargı organlarının denetiminin, kuvvetler arası ayrılık prensibinin ortadan kaldırılmasıyla ve her şeyin siyasallaştırılmasıyla tüm dengeler bozuldu. Anayasamızda yazılı olmasına rağmen AYM’nin kararlarına Yargıtay, Danıştay, Sayıştay uymuyor, yine AB müktesebatına attığımız imzalar nedeniyle AİHM’nin kararlarına iktidar uymuyor. Bir başka örnek: BM’nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesini imzalamamıza rağmen, iktidar TBMM’ye bilgi vermeden salt iktidarın imzasıyla sözleşmeden geri çekiliyor. Birleşik Muhalefet bize yaşatılan bu tür olumsuzlukların giderilmesi için ortak tavır geliştirmeli.

4 – Yine anayasamız düşünceyi ifade etmeyi suç olmaktan çıkarmış, hak sahiplerine; iktidarları yanlışlarından arındırma, haklarını talep etme açısından protesto hakkını vermiştir. Ne yazık ki, şu an binlerce sendikacı, öğrenci, gazeteci, yerel yönetici hapiste. Birleşik muhalefet bu durumda olanların özgürlüklerine kavuşması için adımlar atmalıdır.

5 – Eşit vatandaşlığın, anayasal madde haline getirilmesi sağlamalı.

6 – BM’ler müktesebi gereği çocuğun üstün yaralarından hareketle anadilde eğitimin verilmesi talep etmeli.

7 – Bölgedeki ekonomik geri kalmışlığın giderilmesini sağlayacak pozitif ayrımcılık savunulmalı.

Dursun Bulut

CHP PM eski Üyesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu